Yazdır

Ne Şeyhim Ne de İdeolog

Yazar: Radikal Tarih: . Kategori 2001 Haberleri

Oy:  / 2
En KötüEn İyi 
Gülen ve Nurculuk

Fethullah Gülen'in Said-i Nursi ekolünden geldiğine şüphe yok. Yukarıda çizmeye çalıştığım Nursi portresi'nde herhalde dikkatinizden kaçmamış olan bir husus da Gülen'in şimdilerde 'Dinler arası diyalog' diye ifade ettiği yaklaşımın soluduğu o atmosferle bağı olmalı.

Eğitime Verilen Önem

Keza Said-i Nursi'nin idealinin Medrese't-ül Zehra olduğu da biliniyor. Bu onun Van'da kurulmasını hayal ettiği üniversiteydi. Din bilimlerinin yanında müspet ilimlerin okutulması, müspet ilim öğrencilerinin dini eğitimden geçmesi esası üzerine kurmayı düşündüğü kurumu hayata geçirmek için Atatürk nezdinde girişimlerde bulunduğu, Atatürk'ün Celal Bayar'a ve Afet İnan'a verdiği talimatla bu üniversitenin araştırmasının yapılmasını istediği de biliniyor. Şimdilerde Zehra Vakfı adı altında faaliyet gösteren Nur Cemaati'nin (Zehra Peygamberimizin eğitime önem veren kızının adı. El'ezher Üniversitesinin adı da onunla bağlantılı...) yerine getirmeye çalıştığı işin de bu vasiyetten kaynaklandığı şüphe götürmez. Aynı şekilde Gülen'in 'eğitim kurumları' hamlesinin büsbütün bundan bağımsız olduğu da...

Nurculuğun kolu mu?

Ancak bugün için Gülen çevresinde yoğunlaşan hareketi 'Nur Cemaatinin bir kolu' olarak tarif etmek doğru değil. Aksine Gülen'in ismiyle özdeşleşen topluluk Nurculuğa da eleştirel bakabilen bir yaklaşım sergiliyor. Nitekim geçtiğimiz sene yapılan Said-i Nursi Sempozyumu'na Fethullah Gülen'e yakınlıkları bilinen akademisyen ve yazarlar katılmadı.

Bununla birlikte Fethullah Gülen'e dönük olarak, özellikle askeri çevrelerde ön plana çıkarılan ve yurtdışındaki okulların faaliyetlerini de etkileyecek seviyelere tırmanan tepkinin tek gerekçesi bu hareketin 'Örtülü Nurculuk' olduğu inancı...

Gülen bir yandan Türkiye'deki dini gruplar tarafından 'Fetoş' denilerek adeta 'İslam dışına çıkmakla' suçlanması; diğer taraftan resmi makamların gözünde 'şeriat devleti kurmak için örgütlenmekle' suçlanması trajikomik...

Ne Şeyhim Ne de İdeolog

Fethullah Gülen, Türkiye'de son yıllarda gündeme en sık gelen ve en çok tartışılan din adamı. Hakkındaki iddiaları pek çok kez yalanlamasına, mahkemelerin verdiği beraat kararlarına ve kimi zaman geçmişte söyledikleriyle ilgili olarak kanaatinin değiştiğini ifade edip yansıyan haliyle üslubunu kendisinin de beğenmediğini söylemesine rağmen ismi etrafında koparılan fırtına dinmiş değil.

İki senedir basına hiçbir açıklama yapmayan Gülen'le neyi temsil ettiği üzerine konuştuk.

Sizin isminizle anılan bir grup var, Fethullahçılar tanımına tepki göstermenizin sebebi ne?

- Bu kişileştirilmiş ve en hafif deyimle rencide edici bir sıfattır. Bu şayet bir tarikatı ifade için kullanılıyorsa, ben tarikat şeyhi değilim. İdeolog falan da sayılmam. Bu tabiri bana itibar eden, saygı gösteren insanlara saygısızlığın bir ifadesi olarak görüyorum.

Tarikat nitelemesini yanlış buluyorsunuz, cemaat denilmesine de muhalifsiniz..

- Bir tarikat geleneğini sürdürüyor olsam bunu ifade ederim. Cemaat kelimesi de gündelik hayatta daha ziyade dini topluluklar için kullanılıyor.

Oysa hizmet fikriyle yola çıktım ben ve hatırımı kırmayan insanlar arasında farklı düşüncelere, inançlara sahip olanlar var.

Bir şekilde benimle irtibatlandırılan bir vakfın düzenlediği Abant toplantılarını izlediniz, orada herhangi bir dine mensup olmadığını söyleyenler de, Hıristiyanlar da vardı sanırım.

Onlarla birlikte irticai faaliyet yapıyor oluyorum, bunu anlamak mümkün değil. Doğrusu ise ülkemizde bir fikir hamlesinin, düşünce faaliyetlerinde zenginleşmenin başlamasını arzu eden herkesle birlikte olduğum. Din görevlisi geçmişim var, vaizlik yaptım. Bundan dolayı fikir alanında ne yapsam, kime ne nasihat versem bunun irtica sayılmasını içime sindiremiyorum, medeni bir ülkede kimsenin de sindirmemesi lazım.

Fikir hareketinin lideri misiniz?

- Ben bu hareketin başında, lideri falan değilim. Ama teşvik ediyorum. Kim kendisini sevenleri iyiye doğruya topluma hizmete teşvik etmez ki. Ben öteden beri yapıyorum bunu.

İsminizle anılan topluluğun eğitim kurumları, finans şirketleri, medyası..

- Bütün okulların kurucuları, destekleyicileri belli. Benimle tek münasebetleri saygıları ve teşvikim. Bir tek okulda devletimizin rahatsız olmasını gerektiren tek bir şey olmadığına eminim.

Çünkü bunları kuran insanların Türklük şuurundan ve iyi niyetlerinden eminim. Açılışına katılmaktan veya sahiplerini tanıdığım için başarı dilemekten öte bir münasebetimin olmadığı şirketlerin bana aitlermiş gibi gösterilmesi de bir başka üzüntü kaynağıdır.

Bir yandan yargılanıyorsunuz. Türkiye'ye dönecek misiniz?

- Yargıyla ilgili olarak konuşmak istemem. Burada sakin bir ortamda tıbbi gözetim altındayım.

Türkiye'de olsam, sevenlerim, eşim, dostum ziyaretime gelir gider belki o da yanlış anlaşılır. Ama neticede ben burada misafirim, toprağımıza hasretim... Devletime küsemem ve Türkiye'den başka gidecek yerim de yok.