Yazdır

Türkiye Gerçekten Laik mi?

Yazar: Zaman Tarih: . Kategori 2001 Haberleri

Oy:  / 1
En KötüEn İyi 
Siz laikliği dine, çoğulculuğa, çeşitliliğe saygılı bir olgu olarak tanımlıyorsunuz. Ancak Türkiye'de laikliğin uygulamaları ve devletin nazarında dinin Türkiye'deki rolü, bu anlayıştan çok farklı bir çizgide. Türkiye kendini hep İslam dünyasındaki 'en laik' demokrasi olarak nitelendiriyor. Bu doğru değil mi? Sizin tanımınız çerçevesinde Türkiye gerçek laik sayılabilir mi?

Laikliğin farklı anlamları var. Laiklik belli bir dereceye kadar 'anti–clericalism'le (Din kurumunun ve ruhban sınıfının kamusal ve toplumsal alandaki nüfuzunu ortadan kaldırmayı amaçlayan Batı kökenli bir akım) örtüşüyor. Türkiye Cumhuriyeti'nin salt din karşıtı olmayan beğenilebilecek bir toleranslı tarafının da bulunduğu muhakkak. Dini ifadenin daha geniş biçimlerine karşı husumetini biraz örten bir yönü var.

Mesela, Fransız siyasetinde ve Meksika'da da son derecede fazla 'anti–clericalism' bulunur. Tarihlerinin bir döneminde Katolik Kilisesi'ni kapatmışlardır. Bu da onların laikliğinin bir parçasıdır. Benim dine yönelik politikada tercihim, demokratik oyunun temel kurallarını kabul etmesi şartıyla dini ifadeye biraz daha büyük rol verilmesinden yanadır. Bu, ABD' de de tartışılan bir mesele. Okullara On Emir'in asılması, kamusal mekanlara dini semboller konması hususunda büyük kavgalarımız oldu. Ben bu tartışmada depolitize şeklinde olduğu sürece kamusal alanda dini ifadeden yanayımdır. Fakat Türkiye'ye bu konuda ne yapması gerektiği konusunda tavsiyede bulunmak istemem.

Yirminci asrın başlarında Türkiye'de Atatürk tarafından devrimler yapıldı. Atatürk, tüm sistemi değiştirirken Arap harfleriyle olan alfabeyi de değiştirdi. Arap alfabesi ülkeyi dinle bağlantılandıran önemli şeylerden biriydi. 11 Eylül'den sonra entelektüel boyutta İslam ülkelerinde daha iyi toplumlar ve sistemler oluşturma arayışı var. Batılı bir gözlemci olarak, herhangi bir ülkeye Atatürk'ün yaptığı gibi alfabesini değiştirmeyi tavsiye eder misiniz? Ve sizce bu yerinde bir hareket miydi?

Belli ölçüde evet. Atatürk, geleneği muayyen oranda değiştirdi. Japonlar da aynısını yaptı. Commodore Perry döneminden sonra ülkeyi modernizasyon istikametine sevk etmek kritik önem taşıyordu. Ama bu zamanda Atatürk'ün yaptığı şekilde bir şey yapılmak istenirse işin içinden çıkılamaz. Atatürk bunu Batı'daki prestiji ve Türk tarihindeki müstesna şahsi rolü sebebiyle başarabilmişti.

Sistem (nation–building) ve kültür inşası (culture–building) yapılmasını tasvip ediyor musunuz?

Bu Amerika'da da oldu. Bir devrim yaptık, tamamen yeni bir semboller dizisi oluşturduk. Daha sonra sosyal ve kültürel sahada mühendislik yaptık.

Prof. FRANCIS FUKUYAMA: Johns Hopkins Üniversitesi İleri Uluslararası Araştırmalar Fakültesi'nde (SAIS) Bernard L. Schwartz Uluslararası Siyasal Ekonomi profesörü. 1952 doğumlu. 1992 basımı ünlü 'Tarihin Sonu ve Son Adam' adlı best-seller kitabın yazarı. ABD Dışişleri'nde siyaset planlamacısı ve Avrupa masasında Askeri-Siyasi İşler Müdür Vekili olarak çalışmış. RAND eski üyesi.