Yazdır

Gülen, İddialara Cevap Verdi

Yazar: Zaman Tarih: . Kategori 2001 Haberleri

Oy:  / 0
En KötüEn İyi 
Ankara 2 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde yargılanmakta olan Fethullah Gülen, 56 sayfalık yazılı savunmasını avukatları aracılığıyla mahkeme heyetine sundu. Sağlık sorunları sebebiyle bulunduğu ABD'den hakkındaki bütün iddiaları ayrıntılı bir şekilde cevaplayan Gülen'in, savunmasındaki bilimsel ve hukuki değerlendirmeleri dikkat çekti. Savunmasının girişinde "hoşgörü, diyalog ve bilimsel uzlaşma düşüncesine yönelik eser, hizmet ve faaliyetleri" hakkında açıklamalar yapan Gülen, halka açık cereyan eden bütün sosyal faaliyetlerin yürürlükteki yasalara uygun olduğunu belirtti. Ankara 2 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde yargılanmakta olan Fethullah Gülen, 56 sayfalık yazılı savunmasını avukatları aracılığıyla mahkeme heyetine sundu. Sağlık sorunları sebebiyle bulunduğu ABD'den hakkındaki bütün iddiaları ayrıntılı bir şekilde cevaplayan Gülen'in, savunmasındaki bilimsel ve hukuki değerlendirmeleri dikkat çekti. Savunmasının girişinde "hoşgörü, diyalog ve bilimsel uzlaşma düşüncesine yönelik eser, hizmet ve faaliyetleri" hakkında açıklamalar yapan Gülen, halka açık cereyan eden bütün sosyal faaliyetlerin yürürlükteki yasalara uygun olduğunu belirtti.

Milli ve manevi değerlere karşı olan belli bir çevrenin uzun bir süreden beri şahsına yönelik olarak sistematik bir karalama kampanyası düzenlediğine dikkat çeken Gülen, bu kişilerle yargı önünde hesaplaştığını ve bu iddiaların gerçek dışı olduğunun tespit edildiğini ifade etti. Kendisine isnat edilen suçların hiçbir sağlam kaynağa dayanmadığını vurgulayan Gülen, eserlerindeki sözlerin tahrif edildiğini, önü–arkası kesilmiş birtakım ifadeler seçildiğini, bütünlük, ana tema, muhteva ve manasından koparıldığını kaydetti.

Fethullah Gülen, savunmasında, "Asıl mana ve maksadının aksine, iddianamedeki peşin hükme mesnet teşkil etmesi için yanlış yorumlanmış ve onlara asıl anlamlarının dışında başka manalar yüklenmiştir. İddianamedeki suçlamalara, şahsıma karşı yürütülen sistemli bir karalama kampanyası sebebiyle mahkum olmuş veya haklarında çeşitli davaların devam ettiği birtakım kişilerin hukuka aykırı yayınlarının delil olarak alınması da, iddianamenin objektif-hukuki gerekçelerinden ziyade başka saiklerle hazırlandığı düşüncesini uyandırmaktadır." dedi.

Dünyanın dört yanında açılan kurumların hiçbirisine doğrudan katkısının bulunmadığını altını çizen Gülen, bu kurumların hiçbirinde kurucu üyelik başta olmak üzere hiçbir sıfatının bulunmadığını açıkladı. Söz konusu bütün kurumların bulundukları yerlerdeki devletlerin kanunları çerçevesinde faaliyet gösterdiğini ve denetlendiğini hatırlatan Gülen, şimdiye kadar somut hiçbir sıkıntı yaşanmadığını ifade etti.

45 bilimsel eser yazdığını, ayrıca ilmi ve edebi çeşitli dergilerde yüzlerce makalesinin yayınlandığını, kendisi ile ilgili çok sayıda kitap, özel çalışma, mülakat, televizyon programı, sempozyum yapıldığına dikkat çeken Gülen, "Bütün bu ilmi eser ve çalışmalardaki görüş ve tespitler, ilmi-fikri faaliyetlerimin yerli ve yabancı akademik otoritelerce katiyen 'terör örgütü', illegal çete ya da 'bölücü örgüt' liderliği çerçevesinde algılanmadığını göstermesi itibarıyla manidardır. Bu akademik çalışmaların birçoğunda görüş ve çalışmalarımın İslam ile modernliğin bağdaşabileceğine delil olarak gösterilmesi, özünde İslam'ın çağla bütünleşmesini ve Türkiye'nin modernleşmesini hedefleyen Atatürk devrimlerine ve rejimine karşı herhangi bir yıkıcı tavır ya da örgütlenme içinde olmadığımı objektif- bilimsel kriterler çerçevesinde ispat etmektedir." şeklinde ifadelere yer verdi.

Bütün çalışmalarının dini, felsefi, sosyolojik, tarihi, kültürel ve edebi karakterde olduğunu ve herhangi bir suç unsuru ihtiva etmediğini, konuşmalarının hiçbir yerinde "İslam devleti", "şeriat devleti" gibi ifadeler geçmediğini anlatan Gülen, savunmasında şu tespitleri yaptı: "Bütün iktibaslar çarpıtılarak yorumlanmış ve yargı yanıltılmak istenmiştir. Metinlerle oynanılarak yanlış yorumlarda bulunulmuştur. İfadeler, alındıkları metinlerin bütünlüğü içinde değil de iddiaya güya delil olsun diye, tamamen maksatlı değerlendirmelere tabi tutulmuştur. Metinlerde montaj, değiştirme ve çıkarmalarda bulunulmuştur. Kaldı ki kendilerinden iktibasta bulunulan kitapların bazısının tarihi 20 yıl öncesine kadar gitmektedir. Bu süre içerisinde bu kitaplar hakkında hiçbir ceza yargılaması olmamıştır. Dahası bu dönemde bütün bu kitaplar ortada olduğu halde büyük ölçüde bu kitaplara dayalı olarak hakkımda iddianameyi düzenleyen ve dava açan iddia makamı, 1995 yılında hakkımda soruşturma gereği duyulmadığı kararı vermiştir."

İddianamede cihadla ilgili yaptığı izahlarının çarpıtıldığına işaret eden Fethullah Gülen, "Bütün kitaplarım karıştırılarak adeta cımbızla çekilen ifadelerde anarşi ve terörü lanetlemekten; ateizm, Marksizm, materyalizm karşısında Allah'ın adını anlatmayı tavsiye etmekten başka ne vardır? Bütün konuşma ve yazılarımın tamamen dini imana yönelik, inanmış, ahlaklı, fikren ve ruhen tekamül etmiş bilgili insanların yetişmesi ve bunların ülke insanının hizmetinde çalışması gayesi istikametinde olduğu, bu satırlarda bile açık değil midir?" diye sordu.

Cihad kavramına kitaplarında genişçe izahlar getirdiğini, bu eserlerin hiçbir yerinde savcı tarafından iddia edildiği gibi "yeryüzü hakimiyetinin cihad ile gerçekleşeceği" şeklinde bir ifade bulunmadığını kaydeden Gülen, savunmasına şöyle devam etti: "Cihad, Kur'an-ı Kerim'de, hadis-i şeriflerde, bütün tefsir ve hadis kitaplarında bahsi geçen faziletleri anlatılan bir konudur. Hakkında Türkiye'de de çok sayıda kitap yazılmıştır. Cihad ve faziletlerinden bahseden, hatta onu emreden Kur'an, hadis ve ilgili kitaplar ile yazarları hakkında bugüne kadar bu nedenle hiçbir dava açılmamıştır. Cihad, insanın kendi özüne ermesi veya insanların özlerine erdirilmesi ameliyesidir. Bir bakıma cihad insanın yaratılış gayesidir. Onun içindir ki Cenab-ı Hak katında cihad çok mühimdir, çok mübeccel ve mukaddes bir değere sahiptir. Yeryüzünde cihaddan daha büyük bir vazife yoktur. Zaten olsaydı Allah peygamberlerini o vazife ile vazifelendirirdi. Çokları yanlış bir anlayışla savaş manasında cihada cephe almakta ve cihaddan bahseden Müslümanları da sanki kanunen suç işliyormuş gibi takdim edebilmektedirler. Halbuki savaş, küçük cihadın sadece mecbur kalındığı zaman devletçe müracaat edilmesi gereken bir şeklidir ve başvurulması da belli şartlara bağlanmıştır."

İddianamede geçen "gizli hareket etme, teknik davranma gibi tavsiyelerde bulunma" konusuna da değinen Gülen, Türkiye'deki genel ortamın tesiri altında birçok insanın infiale kapılabildiğini ve kışkırtmaya gelebildiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

"Hayatımda daima devleti, devletçilikle suçlanacak derece ön planda tutmuş, her türlü anarşinin, terörün, kargaşanın karşısında olmuş, istikrarı ve iç barışı desteklemiş bir insan olarak, Türkiye'nin bir iç savaşa sürüklenmesinden hep endişe etmişimdir. Ziyaret ve dini konularda soru sormak için, hatta beni ve düşüncelerimi tenkit etmek için yanıma gelen ve içlerinde radikaller ve iktidar peşinde olanların da bulunduğu kişilere, bu noktada ikazda bulunmak ve benzeri ikazları kitaplarımda tekrarlamak bir mecburiyetti. Aynı gerçeği bilhassa 1980 öncesi anarşi günlerinde cami kürsülerinden de açıkça ifade ettiğim çok olmuştur."