Yazdır

Farklı 'Zarf', Benzer 'Mazrûf'!

Yazar: Medyakronik Tarih: . Kategori 2001 Haberleri

Oy:  / 0
En KötüEn İyi 
Fethullah Gülen'i seversiniz ya da sevmezsiniz, o önemli değil; Gülen'i samimi bulursunuz ya da bulmazsınız o da önemli değil. Zevkler ve renkler tartışılmaz… Ama ortada DGM savcısının hazırladığı bir iddianame, açılmış bir dava ve sanığın ABD'den gönüllü olarak göndermiş olduğu yazılı bir ifade varsa, bir gazete olarak bütün bunları değerlendirirken "zevkleri ve renkleri" işe karıştırmamak gerekmez mi? Bugünün (26 Aralık) gazeteleri arasında Cumhuriyet ve Star, bu fikirde değil. Cumhuriyet, sanki muhabirinin özel gayretiyle ele geçirdiği bir dosyayı açıklar gibi, Gülen'i kendi ifadesinden kalkarak ifşa ediyor… Unutmayın, Gülen, Türkiye'de değil; söz konusu ifadesini uzun zamandır yaşadığı ABD'de, ABD'li bir savcıya Joann Soholl'a veriyor. Yani özetle, tamamen gönüllü olarak… Oysa Cumhuriyet'e göre bu ifade, Gülen'in "cihat itirafı" olarak değerlendirilmelidir. Neden? Çünkü Gülen, yazılı ifadesinde "Cihat, Kuran'ı Kerim'de, hadis-i şeriflerde, bütün tefsir ve hadis kitaplarında bahsi geçen, faziletleri anlatılan bir konudur. Hakkında Türkiye'de çok sayıda kitap yazılmıştır. Cihat ve faziletlerden bahseden, hattâ onu emreden Kuran, hadis ve ilgili kitaplar ve yazarları hakkında bugüne kadar hiçbir dava açılmamıştır," ifadesi yer alıyor. Tahmin ettiğiniz gibi (ve Cumhuriyet'in de aktardığı gibi), Gülen, "cihat"ın "büyük ve küçük olarak ikiye ayrıldığını" ve kendisinin konuşmalarında ve kitaplarında savaşı içermeyen "cihat"ı işlediğini de söylemiş. Şimdi bunun neresi "itiraf"? Cumhuriyet'e göre, Gülen'in kendisiyle ilgili olarak "Nurcu"olmadığını söylemesi de hiç güven verici değil! Gülen, "Nurcu" olmadığından bahisle "Ben kimsenin halifesi değilim" diyorsa da, gazeteye göre bu ifadeyi de şüpheyle karşılamak gerekir… Bir gazete için gerçekten anlaşılması çok güç bir durum; bir gazetenin bir sanık ifadesini önüne koyarak, onu kendi bildiği ve inandığı gibi yorumlamasının nedeni ne olabilir acaba?

Söylediğimiz gibi, bugünkü Star gazetesi de Gülen'in ifadesini büyük "kuşkuyla" karşılayanlar arasında. "Nurcuların lideri Fethullah Gülen, Amerikalı savcıya verdiği ifadede yalan söyledi. Savcıya 'Nurcular'ın lideri değilim' diyen Gülen, onlarca kitabının önsözüne, 'Said-i Nursi'nin ardından giden bir bağban' olduğunu yazdı… Gülen'in yalan söylediği mahkemeden belgeli. Çünkü 1973 yılında Nurculuk'tan yargılanarak hüküm giydi."(!) Siz söyleyin bu ne şimdi? Bu nasıl bir haber, (ve de çok daha önemli olarak) bu nasıl bir akıl yürütme? Bu güzel satırları kaleme alanlar, Gülen'in "bağban" olmaya evet deyip, "Nurcu" sıfatını kabullenmemesinin; 1973'te "mahkeme kararı"yla "Nurcu" olup, otuz yıl sonra diyelim ki bundan vazgeçmesinin filan pekâla mümkün olabileceğini hiç akıllarına getirmiyorlar mı? Star ekliyor: "Çok yalancıymış!" Çünkü: "Gülen ifadesinde, 'Demokrasiden yanayım' diyor. Ancak, yine savcı Yüksel'in elindeki delillere göre, bir konuşmasında 'Demokrasi mağlup oldu. Bu demokrasi yıkılacak. Esas demokrasi 1400 yıl önce gelen demokrasidir' dediği belirtildi."(!) Yani, Star'ın aklına uyacak olursak şöyle bir durum: "Gülen çok yalancıymış, çünkü savcı Yüksel'in elindeki delillerin ortaya koyduğunun tersine, yazılı ifadesinde 'demokrasiden yanayım' diyor!"

Ne yapabiliriz, elimizden ne gelir; onlar da bu tür haberciliği seviyor….