Yazdır

Karar Duruşması 10 Mart'ta

Yazar: fgulen.com Tarih: . Kategori 2003 Haberleri

Oy:  / 3
En KötüEn İyi 
Fethullah Gülen'in, ''Anayasal sistemi değiştirerek yerine İslami esaslara dayalı devlet kurmak amacıyla yasadışı örgüt kurup, bu amaç doğrultusunda faaliyetlerde bulunduğu'' iddiasıyla 10 yıla kadar hapis talebiyle yargılanmasına devam edildi.

Ankara 2 No'lu DGM'de görülen davanın bugünkü duruşmasına, Gülen'in 3 avukatı katıldı. Gülen'in avukatlarından ilk olarak Abdülkadir Aksoy, esas hakkında savunma yaptı.

Aksoy, müvekkilinin faaliyetlerinin hoşgörüye dayandığını, toplumdaki gerginlikleri ortadan kaldırmaya yönelik olduğunu ileri sürdü. Aksoy, müvekkilinin yararlı faaliyetlerde bulunduğuna ilişkin 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, eski Başbakan Mesut Yılmaz, eski Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı'nın da aralarında bulunduğu devlet yönetiminde yer almış 40'dan fazla kişinin açıklamaları olduğunu ifade ederek, bunları bir CD'de topladıklarını kaydetti. Aksoy, buna ilişkin CD'yi mahkemeye sundu. Müvekkilinin bir din görevlisi olarak yasal çerçeve içinde toplumu İslam dini hakkında aydınlattığını, eserlerinin içeriğinde herhangi bir suç unsuru bulunmadığını ileri süren Aksoy, Gülen'in devlete olan bağlılığı ile takdir topladığını savundu.

İlmi, fikri ve sosyal faaliyetleri nedeniyle Gülen'in cumhurbaşkanları, başbakanlar ve Genelkurmay başkanlığınca taktir edildiğini belirten Aksoy Gülen'in 1959-1984 arasında vaiz olarak kamusal görev yaptığını anımsattı. Aksoy, "Müvekkil bu dönemde hiçbir idari soruşturma geçirmemiştir. Din görevliliğinin dışında düşünen bir insan olarak yazdığı eserler de vardır. Kitaplarını anayasadaki hak ve özgürlükler kapsamında yazmıştır" diye konuştu.

Gülen'in Türkiye'de laik-antilaik, Türk-Kürt gibi konuları öne çıkartarak oynanmak istenen bazı oyunları engellemeye çalıştığı gerekçesiyle bu davada yargılandığını savunan Aksoy, Gülen hakkındaki bu soruşturmanın başlangıç noktasını oluşturan İP Genel Başkanı Doğu Perinçeği de eleştirdi. Perinçek'in Terörle Mücadele Yasası'ndan mahkum olduğunu, PKK'ya yardım ettiği gerekçesiyle yargılandığını anımsatan Aksoy, il Emniyet Müdürlüklerinde Emniyet Genel Müdürlüğü'ne gönderilen yazılarda Fethullah Gülen grubunun Gülen'in görüşleri doğrultusunda Atatürk'e sahip çıktıklarının bildirildiğini anlattı. Aksoy savunmada kullandıkları Prof. Dr. Çetin Özek'in hukuki görüşünü de aktardı. Özek'e göre eski DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel'in davayı açarken kademe aldığı iddianamede birçok subjektif değerlendirme bulunuyor.

Gülen hakkındaki hazırlık soruşturmasını yürüten eski Ankara DGM Cumhuriyet Savcısı Nuh Mete Yüksel'in, ''olumsuz kamuoyu oluşturduğunu'' iddia eden Aksoy, Savcı Yüksel'in Çağdaş Eğitim Vakfı yöneticilerinin etkisinde kaldığını savundu. Aksoy, ''Çağdaş Eğitim Vakfı Genel Merkezi'nde Sayın Savcıya komplo kaseti ele geçirilmiştir. Acaba Fethullah Gülen hakkında dava açması için Sayın Savcıya, Çağdaş Eğitim Vakfı yöneticilerince komplo mu kurulmuştur?'' diye konuştu.

Abdülkadir Aksoy, müvekkilinin, Said Nursi'nin müridi olduğuna ilişkin açıklaması olmadığını söyledi.

Fethullah Gülen grubunun amacının, ''Anayasal sistemi değiştirerek yerine teokratik İslami devleti kurma'' olduğu iddiasına herhangi bir delil gösterilmediğini anlatan Aksoy, müvekkilinin eserlerinde İslam diktatörlüğüne karsı çıktığını kaydetti. Aksoy, ''Müvekkilim siyasi bir amaç pesinde koşan kişi değildir. Konuşma ve eserlerinde, Cumhuriyet rejimini yıkmaktan ve şeriat devleti kurmaktan bahsetmemiştir'' dedi. Aksoy, grubun yurtiçi ve yurtdışı faaliyetleri konusundaki iddialara değinirken de askeri okullardaki öğrencilerin hedef alındığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nde 10 yıl sonra söz sahibi olmanın amaçlandığını yönündeki suçlamanın ''hayali ve trajikomik'' olduğunu ileri sürdü. Gruba ait okullarda ''hiçbir irticai faaliyet yürütülmediğini'' öne süren Aksoy, Gülen'in, vakıf ve medya kuruluşlarında da hissedarlık ilişkisi olmadığını anlattı.

Aksoy, Gülen'in ''muhtemel bir cihada hazırlandığı'' suçlamasının da ''asılsız'' olduğunu ve bu konuda hiç bir delil olmadığını ifade etti. Aksoy, Gülen'in kitaplarında, yeryüzü hakimiyetinin cihatla gerçekleşeceğine ilişkin herhangi bir ifade bulunmadığını savunarak, müvekkilinin cihadı, ''kötülüklerden arınma, iyi olanın yapılması'' anlamında kullandığını söyledi.

''Örgüt Propagandası Değil''

Gülen'in toplumu İslam dini açısından aydınlattığını öne süren Aksoy, yaptığı tebliğ faaliyetinin ise ''örgüt propagandası olmadığını'' öne sürdü. Aksoy, ''Müvekkilimin faaliyetlerinde tebliğ bir örgüt propagandası değil, anarşi ve teröre karsı çıkmadır'' diye konuştu.

Işık evlerinin genel ahlak ve inanca uygun yaşanılan yerler olduğunu, ideolojik faaliyetler yürütülmediğini öne süren Aksoy, iddianame ve mütalaada, buralarda suç işlendiğine ilişkin herhangi bir delile yer verilmediğini ileri sürdü.

Aksoy, müvekkilinin, Atatürk ve Cumhuriyeti kötüleyici en küçük bir ifadesinin bulunmadığını savundu.

''Müvekkilim, eserlerinde teokratik İslam diktatörlüğü kurma amacı taşımadığını ifade etmiştir'' diyen Aksoy, ''Müvekkilim, İslami siyasallaştırma arayışında değildir. Eserleri sevgi, barış ve hoşgörü temeline dayanmaktadır. Toplumsal barışın gelişmesi için çalışmaktadır'' diye konuştu.

Mahkeme Başkanı Hüseyin Eken, esas hakkındaki savunmanın kapsamlı olması ve ek belgeler sunulması sebebiyle, eksiklik olmaması halinde hüküm kurmak üzere dosyanın incelemeye alındığını ve duruşmanın 10 Mart 2003 Pazartesi gününe ertelendiğini bildirdi.