Yazdır

Ankara 2 No'lu DGM, 4616 Sayılı Yasa Uyarınca Erteleme Kararı Verdiği Gülen Davasının Gerekçeli Kararını Açıkladı

Yazar: fgulen.com Tarih: . Kategori 2003 Haberleri

Oy:  / 0
En KötüEn İyi 
Fethullah Gülen'in, ''laik devlet yapısını değiştirerek yerine dini kurallara dayalı bir devlet kurmak amacıyla yasadışı örgüt kurup, bu amaç doğrultusunda faaliyetlerde bulunduğu'' iddiasıyla 10 yıla kadar hapis istemiyle yargılandığı davanın kesin hükme bağlanmasını, 4616 Sayılı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun uyarınca erteleyen Ankara 2 No'lu DGM, gerekçeli kararını açıkladı.

2 No'lu DGM'nin 5 sayfalık gerekçeli kararının, ''olay ve iddia'' başlıklı bölümünde, Ankara DGM Cumhuriyet Başsavcılığı'nın iddianamesi özetlenerek, Gülen hakkında 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 7. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesi gereğince ceza istendiği hatırlatıldı.

Kararın, ''Eleştiri ve Kabul'' başlıklı bölümünde ise 3713 sayılı yasa konusunda değerlendirmede bulunuldu. Kararda, öncelikle sanığın işlediği iddia edilen suçun incelenmesi gerektiği ifade edilerek, 3713 sayılı yasanın 7. maddesi ile ''... 3 ve 4 maddelerde Türk Ceza Kanunu'nun 168, 169, 171, 313, 314 ve 315. maddeleri hükümleri saklı kalmak kaydıyla bu kanunun 1. maddesinin kapsamına giren örgütleri her nam altında olursa olsun kuranlar veya bunların faaliyetlerini düzenleyenler ve yönetenler... cezalandırılır'' hükmü getirildiği kaydedildi. 3713 sayılı yasanın ''terör tanımı'' başlıklı 1. maddesi içeriğine yer verilen kararda, ''Her iki maddeden de anlaşılacağı gibi 3713 sayılı yasa ile yeni bir suç tipi belirlenerek TCK'nın 168. maddesinde belirtilen yapılanmalara paralel olarak henüz silahlı aşamaya gelmemiş örgütlerin kurucuları ve üyeleri bu yolla cezalandırılmak istenmiştir'' denildi.

''Mütemadi Suç''

Kararın, ''Suçun hukuki niteliği ve korunan yarar'' başlığını taşıyan bölümünde, 3713 sayılı yasanın 7. maddesinde devletin şahsiyetine karşı belirli suçları işlemek için kurulan çok failli organize bir teşkilattan bahsedildiği belirtildi.

Söz konusu maddeyle korunan hukuki yararın, Anayasa'nın 3 ve 14. maddeleri ile güvence altına alınan devletin bütünlüğünü ihlal eden eylemlere karşı devletin varlığından, devamlılığından ve faaliyetlerinden oluşan kişiliğinin, egemenliğinin ve otoritesinin korunması ile bireyler bakımından da kişi güvenliği ve özgürlüğünün sağlanmasına yönelik menfaatler olduğu belirtilen kararda, ceza yasasının cezalandırmadığı hazırlık hareketlerinin, devletin şahsiyetine yönelen ağır zarar tehlikesi gözetilerek 3713 sayılı yasada özel bir suç tipi olarak düzenlendiği ifade edildi. Kararda, ''Bu suç çok sayıda kimsenin disiplinli ve hiyerarşik biçimde organize olmasıyla meydana gelen şekli bir suç niteliği olması yanında mütemadi bir suç olup belirli safhalara kadar hukuki varlığını devam ettirmiş olacaktır'' görüşüne yer verildi.

''Suç Tarihi, ABD'ye Gittiği Tarih ve Öncesi''

Suçun hukuki niteliğinin ardından, suç tarihinin tartışıldığı kararda, suçun niteliği itibariyle devletin şahsiyetine yönelen amaç suçları işlemek için yapılan hazırlık hareketleri aşamasını kapsadığı belirtilerek, amacı dikkate alındığında da silahlı çetenin geçici değil, faaliyetleri süreklilik arz eden bir oluşum olacağı belirtildi. Kararda, bu nedenle suçun, ''mütemadi suç niteliğinde olduğu, işlenme tarihinin temadinin son bulduğu tarih olması gerektiği'' ifade edilerek, suç tarihinin yakalanma, teslim olma ya da örgütten çekilme tarihi olacağı savunuldu. Kararda, şu görüşlere yer verildi:

''Sanık ağır sağlık sorunlarını tedavi ettirme amacıyla 21 Mart 1999 tarihinde ülkemizden ayrılarak ABD'ye gitmiş, tercümesi yaptırılan sağlık raporuna göre, koroner atardamar hastalığı, diyabet, hipertansiyon ve ciddi seviyede anjin tedavisi için kontrol altında bulunduğu, sağlığından ötürü şu an seyahat etmemesinin ve tıbbi tedavisinin ABD'de devam etmesinin tavsiye edildiği belirtilmiştir.

Yani sanık aksi ispatlanamayan bu rapora göre ciddi sağlık sorunlarının çözümü ile meşguldür.

Sanığın, ABD'ye gittiği tarihten itibaren atılı suçla ilgili bir faaliyet içerisinde bulunduğuna dair herhangi bir delil ibraz edilmediği gibi yargılama aşamasında da mahkememizce buna dair herhangi bir delil elde edilememiştir.

Bu nedenle, sanığın son faaliyetlerinin ülkeden ayrılmadan önceki tarihten önce yapıldığının kabulü ile açılan bu dava nedeniyle suç tarihin ülkemizden ayrıldığı tarih olan 19 Mart 1999 tarihi ve öncesi olarak kabulü zorunlu olmuştur.''

''3 Aylık Sürede Başvuru Olmadı''

Kararda, 3713 sayılı yasanın 7. maddesindeki suçun, 21 Aralık 2000 tarihinde kabul edilen 4616 sayılı yasa kapsamı içine alındığı belirtilerek, yasa çıktığı zaman, suç tarihinin net olarak belirlenmesi için bir karar verilemediğine işaret edildi. Gülen'in avukatlarının davanın ertelenmesine ilişkin verilen karara yaptıkları itirazın da değerlendirme konusu yapıldığı gerekçeli kararda, şu görüşlere yer verildi:

''Bu olayda, 23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenen suçlardan dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun'da Değişiklik Yapılmasına İlişkin 4758 sayılı kanunun 1. maddesinin 4. bendinin 3. paragrafının uygulanması mümkün değildir. Söz konusu hüküm incelendiğinde görüleceği gibi (bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 3 ay içerisinde dosyanın bulunduğu yargı merciine başvurmak suretiyle soruşturmaya veya davaya devam edilmesini istediklerini bildirenler hakkında soruşturma veya davaya devam olunur...) hükmü yoruma açık değildir.

Kanun 23 Mayıs 2002 tarihinden itibaren yayınlanarak yürürlüğe girmiş 3 aylık süre 23 Ağustos 2002 tarihinde dolmuştur. Gerek bu süre içerisinde gerekse daha sonra sanık ve vekillerince bu yönde bir talepte bulunulmamıştır. Bu maddeyi geniş yorumlayarak dava konusu olayı da bu madde kapsamında değerlendirmek söz konusu değildir.''

Karar

2 No'lu DGM, Gülen hakkındaki davanın 4616 sayılı yasanın 1. maddesinin 4. fıkrası uyarınca kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar vermişti.

Gülen'in 5 yıl içinde aynı cins veya daha ağır şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç işlemesi durumunda, davaya devam edilerek hüküm kurulmasına karar veren mahkeme, bu süre suç işlenmeden geçirilirse davanın ortadan kaldırılmasına hükmetmişti.

Gülen'in avukatları, bu karara itiraz ederek, davaya devam edilmesini ve beraat kararı verilmesini istemişlerdi.

Bu başvuruyu, Ankara 1 No'lu DGM karara bağlayacak.