Yazdır

United Colors of Gülen

Yazar: Aktüel Tarih: . Kategori 2003 Haberleri

Oy:  / 0
En KötüEn İyi 
“Nasılsınız” diye soruyoruz. Hep bir ağızdan cevaplıyorlar: “İyiyiiiiz. Ya siz nasılsınız?” “Biz de iyiyiz” diyoruz. Sonra adının Çikuni olduğunu öğrendiğimiz küçük ve sevimli öğrenci arka sıralardan sesleniyor: “Çoluk çocuk nasıl?” Şaşırdığımızı görünce, parlak siyah gözleri daha da ışıldıyor ve ekliyor: “İyilerdir inşallah.” Güney Afrika’dayız. Çikuni de bir Güney Afrikalı, Kara Kıta’nın yerlilerinden. Ama neredeyse ana dili kadar iyi bir Türkçe ile her sorumuza cevap veriyor. Türkçe’yi Johannesburg’daki “Horizon International School”da öğrenmiş.

Evet yanlış okumadınız, Afrika’da da Türkçe öğreten okullar var. Hem de idarecisinden öğretmenine kadar tamamı Türkler’den oluşan okullar. Sadece bir ülkede de değil. Kıtayı neredeyse bir baştan bir başa kaplamış vaziyetteler. Fas’tan Güney Afrika’ya, Tanzanya’dan Kenya’ya, Uganda’dan Mozambik’e kadar tam 22 ülkede 35 okul.

Şimdi bu okullar kapılarını gazetecilere açmaya karar verdiler. Aktüel, dünya basınında bir ilki gerçekleştirdi. Güney Afrika ve Mozambik’teki Türk okullarına ya da bilinen şekliyle “Gülen Cemaati”nin Afrika’daki okullarına girdi.

Orta Asya ile Başladı

Güney Afrika’ya, adı Fethullah Gülen’le neredeyse özdeşleşmiş Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın davetlisi olarak geldik. Amacımız Afrika’daki Türk okullarını görüntülemek, bilgi almak.

Gülen cemaati eğitim alanında adını Türk kamuoyuna ilk defa Orta Asya’da açtığı okullarla duyurdu. Tacikistan, Kazakistan, Azerbaycan, Türkmenistan, Afganistan, Pakistan gibi Orta Asya ülkelerinde ve Avrupa’nın birçok ülkesinde cemaatin okulları var.

Cemaatin, Güney Afrika’daki faaliyetleri 1998’de dört mastır öğrencisi Şakir Küçük, Tarık Evren, Yaşar Yeşilyurt ve Ahmet Traş’ın kurduğu vakıfla, “Horizyon Educational Trust-HET”la yani “Ufuk Eğitim Vakfı” ile başladı. Bundan önce ise yine aynı dört öğrenci bir bilgisayar kursu açtılar. Ancak bunun Türkiye’nin tanıtılması ve insanlara ulaşılması için yeterli olmadığını gördüler ve vakıf kurma çalışmalarına başladılar.

Vakıf, kültürlerarası diyaloğu geliştirmek, farklı renk, dil ve dinden insanın bir arada yaşamasının gerekliliğini ortaya koymak istiyordu. Bunun için Güney Afrika en uygun seçimdi. Çünkü 1994’e kadar “Beyaz”ların idaresinde kalan ama halkının yüzde 80’i “renkli” olan bir ülkeydi Güney Afrika. Siyah, Hintli ve Malay’ların (Malezya kökenliler) yaşadığı bir ülke ve neredeyse adı ırkçılıkla özdeş bir yönetimi vardı.

Şimdi, kurduğu özel okullarla özellikle ülkenin fakir halkına seslenen vakfın politikası Güney Afrika hükümetinin politikalarıyla da örtüşüyor. Çünkü hükümet “Black Empoverment Policy” yani “Siyahların Kalkındırılması Politikası” uyguluyor. Ülkenin en fakır kısmını oluşturan siyah nüfusun eğitilmesi ve güçlendirilmesi için yapılacak her türlü uluslar arası yardımı hükümet hem destekliyor, hem de bekliyor. Ülkedeki zenci ve melez nüfus ayrımcılık mağduru olarak nitelendiriliyor hükümet tarafından.

HET’in Güney Afrika’da üç okulu var. Ülkenin en büyük ve önemli merkezleri Johannesburg, Cape Town ve Durban’da açılan okullarda 266 öğrenci eğitim görüyor. Vakıf ilk okulunu Cape Town’da 1998’de açtı. Şimdi bu okulun 150 öğrencisi var. “Star International Primary and High School” olarak faaliyet gösteren okul, ilk ve lise olmak üzere iki bölüm. Cape Town’ın fikir mahallelerine yakın öğrenim veren okulun bir özelliği de malay öğrencilerin, yerlilerden fazla olması. Okulun hiç beyaz öğrencisi yok. Bu durumu ODTÜ mezunu okul müdürü Aydın İnal, Cape Town’un yapısına bağlıyor: “Bu kozmopolit bir şehir. Ülke genelinde Malaylar’ın –ki neredeyse tamamı Müslüman- oranı yüzde bir veya ikidir. Ama Cape Town’da bu oran neredeyse yüzde 10’un üzerinde.”

Okul kısa sürede adını duyurmuş. Özellikle de ülke çapında yapılan Matematik Olimpiyatları’nda. Bu olimpiyatlar üç aşamalı. İlk aşamaya tüm Güney Afrika’da 30 bin öğrenci katılıyor. İkinci aşamaya ise elemelerden geçebilen 1000 öğrenci girebiliyor. En son ve en önemli aşama ise üçüncü ve sonuncusu. Bu aşamaya sadece 100 öğrenci alınıyor. İşte henüz çok yeni bir eğitim kurumu ve ilk mezunlarını bu sene verecek olmasına rağmen “Star International Primary and High School” ilk 100’e geçen yıl bir öğrenci sokmayı başarmış. Okul müdürü Aydın İnal bu yıl hayli iddialı: “İlk 100’e en az 5 öğrencimiz girecek.”

Cape Town’daki okul, özel okul statüsünde. Güney Afrika’da özel okullar, devlet okulları ve yarı özel okullar var. Devlet okulları ve yarı özel okullar da paralı. Öğrenci velileri her yıl okula ortalama 800 ile 1000 dolar arasında bir para ödüyor. Eğitim dönemi ise Ocak’ta başlıyor, dört sömestri sürüyor.

Özel okul ücretleri oldukça yüksek. En az 2000 dolardan başlıyor. 20000 dolara kadar yükseliyor. Hatta o kadar prestijli özel okullar var ki, kayıt yaptırabilmek için insanlar daha çocukları doğmadan kayıt sırası satın alıyorlar.

Değirmenin Suyu

Star School ise özel okul olmasına rağmen öğrencilerden 800 dolar alıyor. Güney Afrika’da okulların giriş sınavı adı altında sınav yapmaları yasak. Devlet ayrımcılık için kullanılmasın diye bunu yasaklamış. Ama öğrenci almak isteyen özel okullar ilkokullarda kendilerini tanıtıp, sınav yapabiliyor. Ve yeterli gördükleri öğrencilerin kayıt yaptırmasına izin veriyorlar. Star School da benzeri çalışmalar yapıyor. “Ama” diyor okul müdürü Aydın İnal, “Biz hiçbir öğrenciyi geri çevirmemeye çalışıyoruz. Bazen öğrencinin notları iyi olmuyor ama kapasitesi var. Biz hafta sonu verdiğimiz ek derslerle takviye ediyoruz. Özellikle Malay öğrenciler çok çalışkan.

Okul öğrencilerinin yüzde 10’u ise burslu okuyor. Bunun için okulun burs sınavını geçmesi gerekiyor. Bursun devam edebilmesi de her yıl not ortalamasının belli bir seviyede olmasına bağlı.

Okulda 19 öğretmen görev yapıyor. Bu öğretmenlerin sadece altısı Türk, geri kalan 13’ü G. Afrikalı. Türk öğretmenler Türkçe, matematik ve sayısal ağırlıklı derslere giriyorlar. Tarih ve sözel dersleri ise G. Afrikalı öğretmenler veriyor. Okulun gelişmiş bir bilgisayar laboratuarı var. Türk öğretmenlerin neredeyse hepsi ODTÜ ve Boğaziçi Üniversitesi mezunu. İngilizce bildikleri için bu isimleri tercih ettiklerini söylüyor müdür İnal.

“Peki” diyoruz, “Okulun gelirleri ile giderleri birbirini karşılıyor mu?” İnal gayet net: “Hayır.” “Çalışmalarınızı nasıl finanse ediyorsunuz” dediğimizde anlatıyor: “Gelirlerimiz sadece öğrencilerden aldığımız yıllık ücretler. Bir de devlet aylık 12000 rand (G. Afrika para birimi) yani 1500 dolara yakın para veriyor. Öğretmen ve hizmetli maaşları, okul kirası, burslar başlıca giderlerimizi oluşturuyor. Eksik kalan kısmı ise HET karşılıyor.”

Okulun bağlı bulunduğu HET, G. Afrika yasalarına göre “Nonprofit Organization” yani “Kâr amacı gütmeyen organizasyonlar” kapsamında. Bu yüzden faaliyetlerine sponsor bulabiliyor veya bağış kabul edebiliyor. Okulların bulunduğu şehirlerde vakıf birer mütevelli heyet oluşturmuş. Bunlar genellikle o şehirde yaşayan Türk işadamlarından oluşuyor. Ülkenin tekstil, özellikle de battaniye sektörü neredeyse tamamen Türkler’in elinde. Battaniye özellikle G. Afrikalı siyahlar için vazgeçilmez bir ihtiyaç. Hem evlerinde kullanıyorlar, hem de kırsal kesimde çok yoksul oldukları için giysi yerine geçiyor. G. Afrika, Afrika kıtasının en serin yeri olarak biliniyor. Bu yüzden battaniye sektöründeki Türk işadamları müthiş servet elde etmişler. Okulların finansmanını da bu işadamları sağlıyor.

HET’in Cape Town’da açtığı okulun mütevelli heyet başkanı Levent Şenol da battaniye fabrikatörü. Şehrin yakınında Atlantis Kasabası’ndaki fabrikasında yılda iki milyon battaniye üretip satıyor. Gülen cemaati ile G. Afrika’da tanışan Şenol yıllarca Suudi Arabistan, İtalya gibi ülkelerde yaşamış ve 1994’te G. Afrika’ya yerleşmiş: “Mekke, Medine ve Cidde’de bulundum. İçki satışa yasak olduğu için evimde şarap üretir içerdim. Ama G. Afrika’da vakfın kurucularından Yaşar Yeşilyurt’la tanıştım. O beni bu eğitim çalışmalarına soktu. Sonra Fethullah Gülen’i dinledim ve eğitimin önemini anladım. Bu ülkenin insanlarına borcum var. Onu da burs verip okula destek çıkarak karşılıyorum. Verdiğimiz paranın nasıl harcandığını yine bu okulları finanse eden işadamları denetliyor.”

“Hedefimiz Tüm Afrika”

G. Afrika’daki ikinci durağımız ise Johannesburg. Burada bizi “Horizon International High School” müdürü Zafer Soyertaş karşılıyor. Okulun Türkçe öğretmenliğini de yapan Soyertaş, uzun yıllar Özbekistan’da bulunmuş. Niğde Üniversitesi’nden mezun olmasına rağmen iyi derecede İngilizce bildiği için vakıf G. Afrika’ya getirmiş.

Okulun 66 öğrencisi var, sadece altısı beyaz. Beş Hintli, beşi ise melez. Geri kalan öğrencilerin tamamı siyah. Bunu okulun kurulmuş olduğu semte bağlıyor Soyertaş. Henüz üç yıllık bir okul olmasına rağmen Horizon School Johannesburg da kısa sürede popüler hale gelmiş. Çünkü ülke çapında yapılan Matematik Olimpiyatı’nda ilk yüze üç öğrenci sokmuş. Bir öğrenci ise Fen Bilimleri Olimpiyatı’nda 13. olmuş. İl eğitim müdürü okulu tebrik etmiş.

Okula yapılan başvurular da bu popularitenin göstergesi. Geçen yıl 800 başvuru arasında sadece 21 kişinin kabulü yapılabildi. Bu sene ise daha kayıtların başlamasına çok daha uzun bir süre olmasına rağmen şimdiden 350 başvuru yapıldı okula.

Horizon’ı, Cape Town’daki okuldan ayıran en önemli özellik bir yurda sahip olması. Yurtta 20 öğrenci kalıyor. G. Afrika’da okulların birçoğunda yurt var. “Aileler çocuklarının yurtta kalmasını özellikle istiyor” diyen Soyertaş’a göre bunun nedenleri arasında disiplinli çalışma ortamı ve verilen ek dersler geliyor. Bu tercihin bir diğer nedeni de G. Afrika’da varolan bölünmüş aile yaşamı ve neredeyse bir salgın halini alan AIDS.

Bu okulda da Türk öğretmenler görev yapıyor. Altı Türk, dört siyah öğretmenin çalıştığı okulda da gelir ve gider dengesizliği var. Ancak birkaç yıl içerisinde bunun tamamen ortadan kalkacağını anlatıyor Soyertaş: “Bir okulun kendi çarkını döndürmesi için dört-beş yıl gerekiyor. Vakıf bizim okulumuzda sadece Türk öğretmenlerin maaşını karşılıyor. Bunun dışında gelirlerimiz giderlerimizle başa baş.” Bunda kuşkusuz en önemli etken okulun bulunduğu binanın vakfın mülkü olması.

20 öğrencinin ve Türk öğretmenlerin barındığı yurt binasının hikâyesi ise ilginç. Bina prefabrik ve Türkiye’de inşa edilmiş. Kısa sürede monte edilerek öğretim yılının başlangıcına yetiştirilmesi sağlanmış. Yurdu yaptıran Türkiye’li bir işadamı: Hasan Yalçıntaş (AKP milletvekili Prof. Nevzat Yalçıntaş’ın kardeşi.)

Johannesburg’da görüştüğümüz HET Genel Sekreteri Edip Şenyürek, bundan sonraki hedeflerinin okulların güzelleştirilmesi olduğunu söylüyor: “Cape Town ve Durban’daki okullarımızın yeri kira. Uygun fırsat bulabilirsek yeni okul yeri satın almak istiyoruz. Ondan sonra G. Afrika’nın diğer şehirlerine yeni okullar açacağız.” Şenyürek Johannesburg’da 30 Türk işadamının vakfın giderlerini karşıladığını söylüyor. Bu işadamları da tekstil sektöründe.

Gülen’in Rolü Ne?

Star School, cemaatin G. Afrika’da, Durban’da açtığı en son okul. 2002’nin Ocak’ında faaliyete geçen okulda 50 öğrenci var. Sadece bir beyaz öğrenciye sahip okulun diğer öğrencileri Hintli ve siyah. Okul müdürü Faruk Türkmen ise tıpkı diğer okul öğretmenleri gibi Boğaziçi’nden mezun. G. Afrika’dan önce Tanzanya’daki bir başka Türk okulunda görev yapmış Türkmen, yeni evlenmiş. Aynı zamanda eşiyle birlikte üniversitede master yapan Türkmen’in hedefi okulu ve yurdu büyütebilmek: “Yurdumuzda 16 öğrenci ve öğretmen arkadaşlarımız kalıyor. Bu sene okulumuza kayıt yaptıran öğrencilerimiz çok iyi. Hintliler’in kapasitesi çok yüksek. 10 saat hiç kalkmadan ders çalışan öğrencimiz var. Siyahlar ise çok az altyapıyla geliyor. Orta üçü bitirdikleri halde dört işlemi yapamayan çok sayıda öğrenci vardı. Şimdi belli bir seviye kazandılar.”

Gelelim merak edilen soruya; Güney Afrika’daki bu organizasyon ve çalışmalarda Fethullah Gülen’in yeri ve rolü ne?

Türkmen’e göre “Hocaefendi” sadece “yapılması gerekeni” söylemiş: “Bize bir hedef gösterdi. Yoksa buradaki okulların hiçbirisi organik bir bağlantıya sahip değil Fethullah Gülen Hocaefendi ile. Ama artık o olmasa veya bir şey demese bile biz ne yapılması gerektiğini biliyoruz. Okullar vasıtasıyla Türkiye misyonerliği yapıyoruz ve milyonlarca dolarlık tanıtıma imza atıyoruz. Tanzanya’da, daha önce görev yaptığım okulda ülkenin en yüksek bürokratlarının çocukları okuyordu. Bundan iyi iş yapılabilir mi? Gülen’in bir eğitim bakanı, müfettişleri yok. Biz hangi ülkede bulunuyorsak o ülkenin yasalarına göre çalışıyoruz ve o ülkenin eğitim bakanlığına bağlıyız.”

Okulların faaliyetleri sadece eğitimle sınırlı değil. Zaman zaman öğrenci ve öğrenci velileri ile okullarda çalışan yerli öğretmenleri Türkiye’ye götürüyorlar. Tüm masraflar geziye katılanlar tarafından karşılanıyor. Ancak bu sene gezi programı aksamış. Irak Savaşı tedirgin etmiş gitmek isteyenleri. Türkiye’yi ziyaret eden öğretmenlerden Louis George, öve öve bitiremiyor: “Akşam insanlar sokakta yürüyebiliyor. Bu benim için inanılmaz. Antalya, İstanbul ve Ankara’yı gördüm. Ankara’ya bayıldım. Çok düzenliydi. İstanbul ise çok yoğundu.” Türkiye’yi görmeden önce olumsuz düşüncelere sahipmiş: “Türkler’i zalim, diğer ulusları ezen bir millet olarak tanırdık. Şimdi hakkınızda okuduğum kitapları değiştirmem gerektiğini düşünüyorum.”

Durban’da görüştüğümüz Eğitim Bakanlığı Bölge Eğitim Müdür Hanif Ebu Bekir, Hindistan kökenli bir G. Afrika vatandaşı. Irkçı yönetim döneminde böyle bir görevi getirilmesinin söz konusu olamayacağını söyleyen Ebu Bekir, Türk okullarından övgü ile sözediyor: “G. Afrika devleti bu okulların kâr amacı gütmediğinin farkına vardığında her türlü yardımı yapacaktır. Bu arkadaşlar ilk defa geldiklerinde çok şaşırdım. Bize Norveç, Danimarka, ABD gibi ülkelerden eğitimde harcamak için para geliyordu. Paranın nerelerde harcandığını kontrol eden insanlar da gönderiyorlardı. Ama ilk defa Türkiye’den kaliteli insanlar halkımı eğitmek için geldiler. Fakir siyahların yaşadığı bölgelerde okul yaptırıyorlar. Bu okulları paralı okul statüsünden çıkarıp her türlü vergiden muaf olmaları için çalışacağım.”

Güney Afrika’da faaliyet gösteren okulların bağlı bulunduğu vakıfların ülkedeki Türk Konsolosluğu’yla arası pek sıkı değil. Bu koşularda Afrika’da Türk okullarının Batılı standartlarda eğitim vermeleri tam bir ironi teşkil ediyor.

Ne derseniz, Fethullah Gülen taraftarları ne yapmak istiyor? (Tuncay Opçin)