Yazdır

Bir Konferansın 30 Yıllık Yankısı

Yazar: Aksiyon Tarih: . Kategori 2003 Haberleri

Oy:  / 0
En KötüEn İyi 
30 sene önce üniversitenin duvarına yapıştırılmış bir ilan dikkatimizi çekmiş ve arkadaşlarla tartışmaya başlamıştık. Fuar Ekici Över Çay Bahçesinde “Evrim ve Kur’an’a göre Yaratılış” çerçevesinde, Bornova’da camide vaaz eden bir Hocaefendi tarafından konferans verilecekmiş. Hepimizin merak ettiği ve hergün tartıştığımız konuları farklı bir ağızdan, farklı bir sesten dinlemek çok iyi olur kanaatindeydim. Hepimiz üniversite talebesi olarak, derslerde gördüğümüz ve içinden çıkamadığımız, bizi bilim din tartışmasına, iman bunalımına, ateizm yamaçlarına çeken biyolojik meseleleri farklı bir cepheden dinlesek ne olurdu?

“İlkokul mezunu, ortaokulu dışarıdan bitirmiş bir Hocaefendi böyle bir mesele hakkında ne konuşabilirdi? Bizim gibi fikri hür, irfanı hür tahsili gençlere ne verebilirdi?” Bu gibi cümlelerle kendileri gelmemek ve bizim de o konferansa gitmememiz için bahaneler ileri sürenlere rağmen o konferansa gittik. Darwinizm aleyhinde henüz hiç kimsenin ciddi olarak öne çıkıp, söz söyleyemediği, bir iki yabancı kitaptan tercüme dışında elde yeteri kadar bilginin olmadığı bir dönemde, büyük bir riski göze alıp, sahası olmayan bir mevzuda hazırlanarak gençliğe aradığı âb-ı hayatı sunan Hocaefendi’nin o geceki konferansı bugün elimize bir kitap olarak geçmiş bulunuyor. Kendisi tevazuundan dolayı her ne kadar “Ben bu işin ehli değilim, ileride inşallah arkadaşlarımız bu konuda araştırmalar yaparak hakikate gerektiği şeklinde tercüman olacaklardır” diye hep ümit ve temennilerini dile getirdiyse de, o geceki konferansın ihlas ve samimiyetinde olsa gerek, gelen arkadaşlarımızdan ikna olmadan çıkan kimseyi hatırlamıyoruz. Konferansın aslına sadık kalmak için “Darwinizm” hakkında yeni kaynaklardan istifade ederek, yeni bazı şeyler söyleme gibi bir endişe olmadan, Fethullah Gülen’in orijinal tabir ve üslûbuna sadık kalarak yazıya dökülen konuşmanın bir kitap olacak hacimdeki bilgileri bugün de aynen tazeliğini muhafaza etmekte.

Evrim ve Darwin denilince bugün yüzlerce kaynaktan binlerce sayfa bilgi bulabilirsiniz. Fakat bunların büyük ekseriyeti eskiden bilinen hakikatlerin yeni bir tarzda, takdiminden ibarettir. Fethullah Gülen’in belki en büyük ustalığı, mevzuyu en can alıcı yerinen yakalayıp, teorinin açıklarını çok iyi tespit etmesiyle, akla ve mantığa kabul ettirecek bir üslûpla takdim etmesinde. Mevzuyu çok iyi bildiği, temel kaynaklara ve biyolojinin ana konularına olan hâkimiyetinden anlaşılmakta.

Kitabın belki de en orijinal yönü, söz konusu konferansın en fazla ihtiyaç duyulduğu bir dönemde, tıpkı ateşte yanan insanlara bir itfaiyeci şeklinde yetişmesi, onları ihlâs ve samimiyetle kucaklamasıdır. Darwinizm’e karşı gerek batıda gerekse de bizde, bugün hakikaten çok kıymetli, emek ve gayret mahsulü eserler verilmiştir, fakat yaklaşık 30 sene önce tam bir terör estiren bu teoriye karşı, inançlı bilim adamlarının konuşturulmadığı bir dönemde, mutasyonların ve tabii seleksiyonun herhangi bir yaratma kudreti olmadığını dillendirmek değme kimselerin cesaret edemeyeceği bir işti. Hele dinleyenlerin çoğunluğunu üniversite talebelerinin teşkil ettiği, meseleyi bilen öğretim üyelerinin bulunması, kendi sahasında konuşmayan bir insan için çok büyük bir handikap olmasına rağmen, çok iyi hazırlanarak bütün akılları ikna ederek kalplere girmesi, bu konferansın ehemmiyetini çok daha iyi anlatır.

“Yaratılış Gerçeği ve Evrim” kitabını okurken, konferansların verildiği yukarıdaki şartları ve müellifin gençliğe hizmet için, o günkü mevcut kaynaklara göre yaptığı bir konuşma olduğunu hatırdan çıkarmamak gerekir. Buna rağmen, kendi sahası (dinî ilimler) dışında çok ciddi bir ilmî birikime sahip olan Gülen’in konferanslarından derlenen kitabın muhteviyatının ana noktalar ve temel dayanaklar olarak çok fazla değişmediğini de belirtmemiz gerekir.

Bugün de Darwin ve Evrim teorisi aleyhinde yazılanlara baktığımızda, yine fosil sahtekârlıklarına, yanlış yorumlanan adaptasyona ve seleksiyona, abartılan mutasyonlara dayanarak “Yaratılış Gerçeğine” ulaşıldığını görüyoruz. Tesadüflere, kendi kendine olmaya, tabiat denilen kavramın yaratma kabiliyetinde olmadığına yapılan vurgular, bugün de yine taptazeliğini korumaktadır. Asırlar geçtikçe Kur’an’ın gençleşmesi gibi, dinamiklerini ve kaynağını Kur’an’dan alarak yola çıkan Hocaefendi’nin temas ettiği hususların ana noktaları bugün de aynı teravetini korumaktadır. Günümüzde yeni bazı moleküler biyolojik tesbitler, bulunan yeni fosiller, ekolojik değerlendirmeler, embriyolojik, fizyolojik ve anatomik bilgiler Fethullah Gülen’in geçmişte söylediklerini değiştirmemiş, aksine çeşitlendirerek kuvvetlendirmiştir. Enteresan olan husus ise, müellifin iman penceresinden nüfus ettiği ilimlere olan yaklaşım tarzının, değerlendirme ve yorumlamadaki isabetinin, hem dinî ilimler, hem de fen bilimleri zâviyesinden sanki bugün konuşulmuş gibi gücünü muhafaza etmesidir.

Küfür ve iman mücadelesi kıyamete kadar devam edeceğine göre, bu konudaki tartışmalar da hiçbir zaman gücünü ve değerini kaybetmeyecektir. Bilimlerde derinleşmeler oldukça, hücrenin, organelerin ve moleküllerin ince yapısına inildikçe, kısacası bilim hergün Allah’a (c.c.) yaklaştıkça bu tip eserler de yayınlanmaya devam edecektir. Belki zaman içinde verilen bazı misâller çeşitlenecek, yeni keşiflerle perdeler daha da incelecek; ancak Allah’ın varlığına ve birliğine, herşeyi ilim ve kudretiyle “yarattığına” ait mutlak hakikatin akıllara, kalplere ve vicdanlara takdiminde “ihlâs ve samimiyetin” yaptığını hiçbir bilgi yığını yapamayacaktır.

Fethullah Gülen engin idrâk, basiret ve firasetiyle bugünleri, o günden görmüş ve gelecek nesillerimizin “evrim bataklığında” boğulmaması için, ilimlere Kur’an perspektifinden bakmanın temellerini atmıştır. Kitabı okurken bütün bu mülahazaları hatıra getirmek faydalı olacaktır. Ayrıca mevzuu, sadece dar bir meraklı kitlesinin anlayabileceği şekilde ilmî tabirler, kompleks formüller ve kimyevî denklemlerle boğmadan, her seviyede insanın kendine göre bir şey anlayabileceği tarzda takdim etmesi çok önemlidir. Bunu yaparken de ilmî bilgi ve birikimin değerini koruması, meseleyi temel hedefinden saptırmadan tam ortasından yakalaması, açık nokta bırakmaması; inanan gönüllerde inşirah, inanmayanlarda ise yeis ve ümitsizlik hâsıl etmiştir.

Bugün de bütün şiddetiyle devam eden yaratılış ve evrim mevzuunda daha birçok yeni şeyler söylenecektir. Tamamen zoolog ve paleontologlara hitap eden hususiyette yeni keşif ve bilgilere sahip kitaplar da yazılacaktır. Fakat Fethullah Gülen’in başlattığı günümüz anlayışına uygun tarzdaki bilim din birlikteliğine dikkat etmek, Allah’ın kâinattaki tasarrufuna uygun biçimde, birini diğerine feda etmeden varlığı bütün olarak kucaklayacak bir inanç bütünlüğü içinde ele almak, herkese kolay nasip olmayacak bir husustur. Hocaefendi’nin kâinatı, insanı ve Kur’an’ı birlikte anlamaya müteveccih gayretlerini, küllî bir bakışla, teferruatta boğulmadan meselenin özünü yakaladığını, kitabı okuduktan sonra göreceğinizi tahmin ediyoruz. Ne mutlu bana ki, 30 sene önce dinlediğim konferans metninin kitap haline gelmiş şekline takdim yazmak nasip oldu. Ne mutlu ona ki, tohumlarını o konferanslarla gönüllerine attığı, kendisini dinleyen binlerce üniversite talebesinin tohum halinde kalmayıp, dünyanın dört bir yanında meyve verdiğini gördü.