Yazdır

Fethullah Hoca'yla Haberleşiriz

Yazar: Hürriyet Tarih: . Kategori 2003 Haberleri

Oy:  / 0
En KötüEn İyi 
Oran yoluna düşmeden önce sevgili Ankara Büyükelçimiz Sedat Ergin'le yaptığımız mutat görüşme de gösterdi ki, kuşkularımız ortak. Örneğin Bülent Bey'in hafızası yerinde mi, kelimeleri karıştırıyor mu, desteksiz yürüyebiliyor mu, kendi kendine su içebiliyor mu, daha neler neler...

Yolda giderken baktım, Başkent'in yaman objektifi Rıza da aynı havada. Ecevitler'in Oran'da yeni taşındıkları bahçe katı evlerine girerken ne halde olduğumuzu varın siz düşünün.

O da ne!.. Bülent Bey, kütüphanelerle çevrili salonun ortasında ayakta tek başına güler yüzle bizi bekliyor. İçeri girer girmez bize doğru yürümeye başladı, ne bir sendeleme var, ne ayak sürüme. Üç saate yaklaşan söyleşi boyunca çayı da kendi başına içti, vişneli pastayı da kendi başına yedi. Bahçedeki yemyeşil çimler üzerinde yürürken, Rahşan'ı için gül toplarken de dimdik, kendi başınaydı. Rahşan Hanım da hastaneden yeni taburcu olmasına rağmen eşinden daha dinç. Ev desen bal dök yala, salon, mutfak, halılar, parkeler pırıl pırıl, Bülent Bey'in tarihi Erica daktilosu çalışma masasının üstünde ışıldıyor. Hani Rahşan Hanım konuklarına sadece çay ve bisküvi ikram ederdi, bu çikolatalar, vişneli pastalar sanal mı?

Bülent Ecevit'in benim için iki özel anlamı var; birincisi doğum günlerimiz aynı, ikimiz de 28 Mayısta dünyaya gelmişiz. İkincisi, yıllar önce Milliyet'te birlikte çalışmışlığımız var; o ünlü bir yazar, bendeniz ise çömezlikten kurtulmaya çalışan bir muhabir. Sorularımı aşırı cesur görürseniz bunun nedeni, ‘‘Karaoğlan’’ı bir başbakan, bir devlet adamından çok, bir gazeteci ağabeyim olarak görmemdir.

Rahşan, Tavlada Beni hep Yener

Çay içmeye devam ediyorum ama, eski tiryakiliğim yok. Yılbaşından beri de hiç sigara içmedim, doğrusu biraz arıyorum. Evin giriş yerinde içsem bile Rahşan'ı rahatsız ediyor, hastanelerde de içemedim. Zaten benim öyle bir sigara tiryakiliğim olmadı, karşımda gazeteci gördüğüm zaman mutlaka bir tane yakardım.

Otomobil ehliyetim yok, çünkü çok erken çağdan itibaren devletin himmetiyle resmi arabam oldu.

Klasik Batı Müziği'ni, özellikle Barok müziği çok severim. Klasik Türk ve halk müziğini de dinlerim ama, pop ve arabeskten hiçbir zaman zevk almadım.

Danslar içinde en çok tangoyu severim, onda hep eskinin özlemi vardır, modası hiç geçmez.

Cumhurbaşkanlığı döneminde Süleyman Demirel'le çok iyi ilişkimiz vardı ama, uzun bir zamandır birbirimizle görüşme fırsatımız olmadı.

12 Eylül öncesi dönemde sanatla ilişkiye çok daha fazla vakit ayırabiliyorduk. Son zamanlarda edebiyat dergilerini pek göremiyorum ama, kitap okumaya devam ediyorum.

Gülen’in Okullarında Laikliğe Aykırı Bir Şey Görmedim

Fethullah Gülen'le dostluğunu Atatürk devrimlerinin yılmaz bekçisi olduğunu yıllardır haykıran bir Karaoğlan'a yakıştırmak zor.

- Sayın Fethullah hocayla tanışıklığımız, bazı yurtdışı gezilerimde onun yakınlarının kurduğu okulları görerek başladı. Rahşan da, ben de çok etkilendik, hem çok yüksek düzeyde eğitim veriyorlardı, hem de o ülkelerde çok büyük öğrenci çekiyordu. Aklınıza gelmeyecek ülkelerde bir Türk okulu düşünün, herkes Türkçe öğreniyor, Türkiye tanıtılıyor. Bu okulların programlarında laikliğe aykırı bir şey yoktu, ben faydalı buldum. Hem bulunduğu ülkenin dilini, hem Türkçeyi, hem de İngilizceyi öğretiyorlardı. Başbakanlığım döneminde de bu okulların laikliğe aykırı olduğu yolunda konuşulur, raporlar gelirdi ama, ben onlarla aynı görüşte değildim. Fethullah hoca yıllardır Türkiye dışında ama, dostlar aracılığıyla karşılıklı haberleşmemiz oluyor.

Tarikatçı değilim

Benim tarikatçılığım filan yoktur, ayrıca kim tarikatçıdır, tarikatçılık nedir gibi konularda anlaşmak lazım. Kısa bazı görüşmelerimiz oldu sayın Fethullah Gülen'le, tarikat konularını konuşmadık, Nurculuktan da bahsetmedik, sadece Türkiye'nin o günkü sorunları, özellikle eğitim konuları üzerinde durduk. Sadece birisinde şiir kitabımdaki ‘‘Türk Tasavvufu’’ adlı yazım dolayısıyla bu konu üzerinde sohbetimiz oldu. Bu görüşmeler nedeniyle beni ve Fethullah hocayı kötülemek büyük haksızlık oluyor.

Laiklik Güçlenmeli

Ömrüm boyunca laikliği Türkiye'de güçlendirmek için elimden geleni içtenlikle yaptım. Bugünkü sanal Cumhuriyet Halk Partisi değil, eski Cumhuriyet Halk Partisi döneminde halka çok önem verilirdi ama, halkla diyalog, iletişim kurulamazdı. Bu arada din-toplum ilişkileri yerine oturmamıştı, biz o konularda da önemli adımlar attık. İnançlara saygılı laiklik bizim içtenlikle benimsediğimiz bir görüştü, halkla ilişkilerimizi düzeltmede çok etkili oldu. Aslında halkla iyi diyalog kurulabilirse laikliği korumak çok daha kolay olabilir. Son aşamayı bir yana bırakalım, belli nedenlerle karşı karşıya kaldığımız üzücü bir dönemdi. Ama, laikliği güçlendirelim, koruyalım derken vatandaşlarımızı incitmememiz gerektiğine her zaman inandım.