Yazdır

Nice Otuz Yıllara Sızıntı

Yazar: Milli Gazete Tarih: . Kategori 2009 Haberleri

Oy:  / 3
En KötüEn İyi 

"Cehalet en kötü arkadaş, ilim en vefalı yoldaştır", "İyilik görmenin yolu iyilik yapmaktan geçer", "Sen tohum at git, kim hasat ederse etsin" ... ve her bir vecizenin altında ortak ifade... "diyenlerin okuduğu dergi."

2008'in son gecesi... Çemberlitaş'ta, Kısa adıyla FKM olan Fırat Kültür Merkezindeyiz. Dışarının soğuk ve gürültüsüne rağmen içeride, sıcak ve asude bir iklim karşılıyor bizi. Sızıntı Dergisinin 30. yılı ve vefa ödül töreni vesilesiyle buradayız. Salonun içine düzenli aralıklarla asılmış olan afişlere bakıyorum göz ucuyla... "Cehalet en kötü arkadaş, ilim en vefalı yoldaştır", "İyilik görmenin yolu iyilik yapmaktan geçer", "Sen tohum at git, kim hasat ederse etsin" ... ve her bir vecizenin altında ortak ifade... "diyenlerin okuduğu dergi" Program sunucusunun kürsüye yönelmesiyle salon içindeki hareketlilik de duruluyor.

Kaynak Holding Yönetim kurulu başkanı Naci Tosun davet ediliyor önce. Naci Tosun, Filistin halkına yapılan zulümler karşısındaki teessüratını ifade ediyor sözlerinin başında. Derginin yola çıkış serüvenine ortak olmuş biri olarak 70'li yıllara götürüyor sonra dinleyicileri. O günün gençliğinin içine düşürüldüğü kaosun, karışıklığın en önemli sebeplerinden birinin, materyalist bir dünya görüşüyle ortaya konmuş olan kitaplar, dergiler olduğunu söylüyor. O dönemde birkaç dertli insanın, "bu milletin çocukları için ne yapılabilir" sorusunu kendilerine sorduklarını, Sızıntı çıkmadan önce oldukça zor şartlarda, Anadol marka bir araba ile Anadolu'nun köy köy kasaba kasaba dolaşıldığını anlatıyor.

Naci Tosun Beyin ardından panele geçiliyor. Panel Yöneticisi Prof. Dr. Arif Sarsılmaz, Sızıntı'nın 30 yılını, her bir panelist 10'ar dakikalığına aralanan pencerelerden anlatıyor kendilerini büyük bir merak ve ilgi ile dinleyen misafirlere... Abdullah Aymaz, Sızıntı dergisinin doldurduğu boşluğa işaretle, Sızıntı, eşya ve kainat karşısında tefekküre sevk eder diyor.

Sızıntı'da yer alan yazıların tercüme olmayıp telif olduğu beyanını, dergiye dair önemli bir ayrıntı olarak not ediyoruz. Ali Ünal ise isminde temsil edilen mana Sızıntı'nın misyonudur diyor ve bu misyonu, mutlak acz, mutlak fakr ve mutlak şükr kavramları ile açıklıyor. Son panelist Yusuf Alan, 15 yıl öncesi Sızıntı Ankara yazı heyetinde yer aldığı döneme ait enteresan tevafuklardan bahsediyor.

Ve vefa ödül töreni... sahneye davet edilenlerin çoğunun sadece ismini duymuştuk o zamana kadar. Sızıntı misyonuna ta başından itibaren maddi manevi destek veren bu isimler, herhalde başka bir derginin vücut bulmasına vesile olsalardı ülkenin en tanınmış, en fazla gündeme gelen isimleri olurlardı... Bir yanda, kuruluşta matbaa işinden tek anlayan kişi Abdullah Usta, diğer yanda önceleri harfleri elle dizerken sonra sırasıyla elektrikli daktiloya ve bilgisayara terfi eden Hakkı Bey..