Yazdır

Papua Yeni Gine Gerçek, Türk Okulu Bile Var!

Yazar: Aksiyon Tarih: . Kategori 2009 Haberleri

Oy:  / 0
En KötüEn İyi 

Üç yıl önce, bir gaye uğruna, dilini, dinini hatta geleceğini bilmediği Papua Yeni Gine'ye giderek Türkiye ile bu ülke arasında köprüler kuran fedakâr Türk eğitim gönüllülerinin hikâyesi…

Çoğu için tarihî bir gündü. Kadını erkeği, yaşlısı genciyle saatler öncesinden toplanmışlardı meydanda. Bir metrelik cismi örten örtünün kaldırılmasını sabırsızlıkla bekliyorlardı Kundiawa bölgesinin insanları. Beklenen an gelmiş, bölge valisi, bölgeye ulaşan ilk TV sinyaliyle çalışacak televizyonun düğmesine basmıştı. Papua Yeni Gine genelinde yayın yapan EMTV'nin görüntüleri, topluluğun çoğunu şoke etmişti. Aralarında buna "kara büyü" diyen de olmuştu.

Bu hikâye, Yılmaz Erdoğan'ın "Vizontele" adlı filmini aklımıza getirdi hemen. Vizontele'de de bir televizyon üzerinden 1970'lerde Türkiye'nin doğusu ile batısı arasındaki uçurum anlatılıyordu. Papua Yeni Gine'de geçen yıl yaşanan bu trajikomik hikâye de merkez ile çevre arasındaki uçurumu anlatır cinstendi. Goglme köylüleri televizyonla ilk kez geçen yıl karşılaşırken, başkent Port Moresby'dekilerin birçoğu uydudan dünya maçlarını seyrediyordu.

PASİFİK'İN ALTIN ÜLKESİ YATIRIMA BEKLİYOR

13 bin kilometre ötemizde, Avustralya'nın kuzeyinde, Endonezya'nın doğusunda bulunan Papua Yeni Gine, çoğumuz için ders kitaplarında kalan ülkelerden biri. Bu tür trajikomik haberleri saymazsanız Türkiye gündemine de pek taşınmazdı bu ülke son döneme kadar. 2007'den itibaren iki ülke arasında yeni gelişmeler yaşandı; Türkiye'de adından sıkça söz edildi Papua Yeni Gine'nin. Önce başkent Port Moresby'de açılan Türk okulunun faaliyetleri iki ülkenin birbirinin farkına varmasını sağladı. Türk okulunun ardından Türkiye İş Adamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON) da bir temsilci atadı ülkeye. Kurulan bu iletişim köprüsü, geçen yıl Türkiye'ye resmî bir ziyaret düzenleyen Papua Yeni Gine Ticaret Bakanı Gabriel Kapris'in sayesinde genişledi. Dünya Bankası ile IMF'nin Papua Yeni Gine'yi yatırım bakımından 1. derecedeki ülkeler statüsüne koyduğunu belirten Kapris, Türk iş adamlarını "altın zengini" ülkesine yatırıma çağırmıştı.

Bağımsızlığını 1975'te Avustralya'dan kazanan Papua Yeni Gine, sömürgeciliğin en uzun soluklu görüldüğü ülkelerden. Rezervleri tahmin dahi edilemeyen doğalgaz ve petrolün yanı sıra altın, gümüş ve bakır açısından da dünyanın en zenginlerinden. İlk altın madeni, sömürgecisi İngilizler tarafından 1920'de bulunmuş. Daha sonra tüm ülkeye sondaj vurmuşlar. Dünyada üretilen altının yüzde 8'i Papua Yeni Gine'den çıkıyor. Bu doğal kaynaklarından ötürü geçmişte Portekiz, Hollanda ve İngiltere tarafından sömürülen Papua Yeni Gine'de bugünlerde ise Avustralya, Çin ve Amerika'nın etkisi görülüyor. Madenlerin işletim hakkı da bu büyük ülkelerde. Ancak yüzde 20'si kalıyor hükûmete. İlk havalimanı da altının ülkeden çıkarılabilmesi için yapılmış. Devlet içinde Avustralya ve Yeni Zelanda asıllı bürokratlar da mevcut.

PAPUA YENİ GİNELİLERİN "BAY YARDIM"I

Altının yanı sıra kereste, palmiye yağı, kahve ve çay da ihraç ürünlerinden. Batı etkisi dile de yansımış. 800 farklı yerel dil olmasına rağmen halkın ortak dili İngilizce. Eğitim dili de İngilizce. 33 yıldır demokrasiye yatırım yapan Papua Yeni Gine, Batı eksenli tekelleşmenin önüne geçebilmek için özelleştirmelere girişmiş durumda. Yabancı hava yolları ile telefon şirketleri ilk gelenlerden. İnşaat, ilaç, makine, elektronik, bilgi teknolojileri ve tekstil gibi can alıcı sektörlerde büyük oranda dışa ve yabancı sermayeye bağımlı.

6 milyonluk genç bir nüfusa sahip ülkede yaklaşık 50 bine yakın yabancı yaşıyor ve bunların çoğu ticaretle uğraşıyor. Ülkede üç de Türk ailesi yaşıyor. İki ülke arasında gelişen ilişkilerin mimarı konumundaki Türkler, 2006'dan beri bu ülkede. Türkiye'den ilk giden Dr. Yavuz Yardım olmuş. Kısa zaman önce bir şirket, ardından da okul açma hazırlığına girişmiş. Bu arada ülkedeki sel felaketlerine de kayıtsız kalmamış Yardım. Özellikle de Samsun esnafı ve Avustralya'daki Türk okullarının da katkısıyla Papua Yeni Gineli ihtiyaç sahiplerine giysi, yatak, ayakkabı ve konserve gıda dağıtır. Özellikle kimsesizlere, yaşlı bakım evlerine ve yetimhanelere gidilir. Yetimhanelerde dağıtılan oyuncaklar minik yetimlerin yüzünü güldürür. Kısa zamanda, yardımların geldiği Türkiye ve dağıtılmalarını sağlayan Yavuz Yardım, gazetelere "Bay Yardım" başlığıyla konu edilir. Devlet ricali de temasa geçer Yardım'la. Bizzat teşekkürlerini iletirler, mektuplar kaleme alırlar. 2007'de Türk okulunun açılışı üst düzey bürokratlarla birlikte yapılır. Daha sonra Başbakan ve Yardımlaşma Bakanı da okulu ziyaret eder. İlgi beklenenden fazla olur. 160 öğrenci kayıt yaptırır. İlk yıl tek Türk öğretmenle eğitime başlayan okula ikinci yıl iki Türk öğretmen daha katılır. 16 yabancı öğretmen de işe alınmasıyla sayıları 19'a ulaşır. İlk yıl olmasına rağmen öğrenciler devletin sınavlarında başarılı olur.

Geçen bir yılın ardından 2008'de okulun kapasitesi de artırılır. 7 derslikten oluşan bir bina daha inşa edilir. Toplam derslik sayısı böylece 10'u aşar. Dersliklerin yanı sıra kütüphane, bilgisayar laboratuvarı, kimya laboratuvar ve mültimedya odası da oluşturulur ki bu donanım çoğu köklü devlet okullularında bile yoktur. Okulun ihtiyaç duyduğu ekipmanlar konteynırlarla Türkiye'den götürülür. İkinci yıl öğrenci sayısı 180'e yükselir.

KURBAN BAĞIŞLARI KONSERVE YAPILIP DAĞITILDI

Türk okulunun müdürlüğünü de üstlenen Dr. Yavuz Yardım da, ilk etapta bu kadar ilgi beklemediklerini, gösterilen teveccühün kendilerini daha fazla çalışmaya sevk ettiğini anlatıyor: "Papua Yeni Gineliler Türkiye'yi faaliyetlerimizin ardından tanıdılar. Önce okulda, ardından da Popondeta bölgesindeki sel mağdurlarına dağıttığımız yardımlar halkı çok etkiledi. Öğrencilerimizin kısa zamanda başarılı olması ile yardımlarımızın birçok bölgedeki acıları dindirmesi gazetelere konu edildi. İnsanlar Türkiye'yi merak etti. Devlet kurumları da daha yakın davrandılar bu haberlerin ardından. Velilerimiz ile talebelerimiz de okuldan ve Türk öğretmenlerinden çok memnunlar. İleriki günlerde iki ülke arasındaki iletişim ve etkileşimin daha da artacağını düşünüyoruz."

Türk öğretmenler, yıllarca sömürülen Papua Yeni Ginelilere karşılıksız sevgilerini sunduklarını, karşılığında da kucaklandıklarını ifade ediyor. Ülkenin fakir bölgesinde bulunan okullardan birini kardeş okul seçen Paradise (Cennet) Türk Okulu hem fakir okula hem de öğrencilerine yardımlarda bulunuyor. Türk okulu, Kurban Bayramı'nda da unutmaz Papua Yeni Ginelileri. Sadece ülkedeki binde 3 oranındaki (1500-2000 civarı) Müslümanlara değil, Hristiyanlara ve diğer dinlerin mensuplarına da kurban eti dağıtır. Gerçi küçükbaş hayvanın bulunmadığı, büyükbaş hayvanın da satılmadığı ülkede kurban kesmek de mümkün olmaz. Çözüm Avustralya'da bulunur. Türkiye ve Melborn'den gönderilen 700 küçükbaş kurbanlık Avustralya'da kesilir, daha uzun süre korunması için konserve hâline getirilir. Konteynır ile Papua Yeni Gine'ye getirilir.

Kendini Papua Yeni Gine'ye adayan Türk öğretmenlerin günleri hep güllük gülistanlık da geçmiyor. En başta uzun ve zahmetli vize süreci büyük engel faaliyetlerine. Türkiye'ye gidip gelmek, Türkiye'deki yakınlarla görüşmek de bir hayli külfetli. İnternet yok denecek kadar zayıf. Bununla birlikte azalsa da güvenlik sorunu var. Kiralar da Nişantaşı'nı aratır cinsten. Ama onlar bütün bu sorunlara takılıp kalmıyor, hedeflendikleri eğitim hizmetlerine kilitleniyor; kısa zamanda başarıya ulaşan öğrencileriyle mutlu oluyorlar.

PAPUA YENİ GİNE NOTLARI:

Demokratik parlamento ile yönetilen monarşi. Yüz ölçümü 462.840 kilometrekare. İhracatı 2,1 milyar dolar, ithalatı 1 milyar dolar (2006). İhracat ürünleri: petrol, altın, bakır, kahve ve palmiye yağı. İthalat ürünleri: makine, sanayi ve gıda. Kâğıt üzerinde yüzde 90'ı Hristiyan. Ancak Müslümanlık da dahil birçok din var. Köle ticareti 20. yüzyılın başına kadar sürdü. Ülkedeki tek cami 2000'de Suudi Arabistan'ın desteği ile inşa edilmiş, açılışını bizzat dönemin başbakanı yapmış. Halkın Müslümanlara bakışı oldukça olumlu. Ülkede sadece 3 üniversite bulunuyor. İkinci el eşyaya hatırı sayılır bir ilgi var. İkinci el eşya satılan marketler mevcut. Devlet yabancı yatırımcıyı çekebilmek için yüzde yüz yabancı sermayeye izin veriyor.