Yazdır

"Kaba Kuvvet Kullananlar da Çözümü Diyalogda Gördü"

Yazar: Aksiyon Tarih: . Kategori 2009 Haberleri

Oy:  / 0
En KötüEn İyi 

Muhammediye hareketinin lideri Şemsuddin, medeniyetler ittifakına giden yolun gençleri ahlaklı yetiştirmeden geçtiğini söylüyor.

İstanbul'daki Medeniyetler İttifakı Forumu devlet ve hükûmet başkanlarının yanı sıra önemli sivil toplum kuruluşlarını da ağırladı. Kamuoyuna pek yansımasa da tüm dünyadan 50'ye yakın sivil toplum heyeti iki gün boyunca dünya barışına katkı sağlama imkânı buldu ki içlerinden bazıları geldikleri ülkelerde oldukça etkiliydi. Endonezya'dan gelen Muhammediye Cemaati heyeti buna en güzel örnek. Ülkesinde en büyük ikinci sivil örgüt olarak bilinen, anaokulundan üniversiteye kadar 10 bin eğitim kurumuna sahip, 40 milyon destekçisi bulunan partiler üstü bu hareketin lideri Prof. Dr. M. Din Şemsuddin ile görüşme imkânı bulduk.

Mesut Çevikalp: Dünyada diyalog ve hoşgörü tabanında bir değişim yaşanıyor. Muhammediye, yeni süreci nasıl okuyor?

Prof. Dr. M. Din Şemsuddin: Dünyanın değişmekte olduğunu biz de görüyoruz. Değişimin gerektiğine de inanıyoruz. Son yıllarda birçok güçlü devlet, istediklerini yapabilmek için kaba kuvvete başvurdu, askerî çözümler aradı. Özellikle de Filistin'de, Afganistan'da ve Irak'ta. Ama sonuca ulaşamadılar. Hâlbuki ortak sorunlar ancak birlikte hareket edilerek aşılır. Gelinen noktada askerî güç kullanan devletler de sorunların çözümünün ittifaklardan geçtiğini gördü.

MÇ: Başında bulunduğunuz sivil toplum kuruluşunun bu yönde ne gibi faaliyetleri var?

DŞ: Muhammediye Cemaati, yıllardır insanları diyaloğa, hoşgörüye çağıran bir sivil örgüt. Endonezya'daki farklı insanların birbirini anlamasına, birlikte yaşama kültürünü oluşturmasına destek veriyor. İnsanları bir araya getirip işbirliği imkânlarını konuşturuyoruz. Kültürler arasında yeni köprüler kurmaya çalışıyoruz. Mesela en son düzenlediğimiz 'Doğu Asya Liderler Zirvesi'nde, bölge insanına dinin özünü nasıl ulaştırabileceğimizi konuştuk. 2006'da da Dünya Barış Forumu düzenlemiştik.

MÇ: Barış ve hoşgörü İslam'ın özünde var…

DŞ: İslam, bir barış dini. Biz buna özellikle vurgu yapıyoruz. Biz İslam'ı, dolayısıyla hoşgörüyü özümseyenlerden diğer insanlara zarar gelmeyeceğinin farkındayız. Diyalog mesajlarımızı dünyaya taşıyabilmek için 'Medeniyetler Arası Diyalog ve İşbirliği Merkezi'ni kurduk. Burada düzenlediğimiz etkinliklerle dünyayı diyaloğa çağırıyoruz. Çünkü dünyadaki sorunların çözümünün bundan geçtiğini düşünüyoruz.

MÇ: Medeniyetler İttifakı'nda diyaloğu geleceğe taşıyabilmek için gençlere eğilmenin gerektiği vurgulandı. Endonezya'da etkili eğitim ve kültür faaliyetleriniz var. Diyalog oluşturmada eğitimin yeri nedir?

DŞ: Eğitim en stratejik enstrüman bu konuda. Barışı tesis etmek için en güzel yol, özellikle de gençliğe ulaşmak için. Ancak gençliğe vereceğiniz eğitim salt fen bilimlerine dayanmamalı, ahlaki değerler üzerine de olmalı. Şu anda gördüğüm kadarıyla bu tür bir eğitim metodu çok uygulanmıyor dünyada. Modern eğitim özellikle Batı'da bilim ve teknoloji ağırlıklı. Ahlaklı insan oluşturmada yeterli olmuyor. Medeniyetler arasındaki çatışmaların temel noktası da bence bireylerdeki ahlaki değer yoksunluğu. Bu tür insanların silaha yönelmeleri kaçınılmaz. Dolayısıyla barışın inşası için eğitim öncelikli olarak ele alınmalı. Müfredatlara, derslere diyalog ve hoşgörü temaları yedirilmeli. İttifak'ta bu konuları tartıştık. Biz bu yönde verilecek görevlere hazırız. Endonezya'daki Türk Okulları ve PASİAD'ın programlarına da bu bağlamda destek veriyoruz. Çünkü birlikte yaşama kültürüne ve diyaloğa vurgu yapıyorlar.

MÇ: Türkiye'deki sivil toplum hareketlerini nasıl görüyorsunuz?

DŞ: Düşünce ve hareket bağlamında iyi sivil toplum kuruluşlarınız var. Mesela, Gülen hareketi böyle. Modern ve orta yollu bir İslam anlayışını savunuyorlar. İslam da zaten orta yolludur. İslam orta yolu tavsiye eder ve aşırılıkları tasvip etmez. Fethullah Gülen'in dinlerarası diyaloğu 1970'lerden sonra başlattığını duyduğumda çok memnun olmuştum. Bu tür hareketler farklı din, dil ve ırklardan insanları bir araya getirmede çok önemli roller üstleniyor. Bundan dolayı gelecekten umutluyum.

MÇ: Diyaloğu geliştirmek için hükûmetlere düşen görevler de yok mu?

DŞ: Sivil toplum kuruluşları daha dinamik ve daha aktif olabiliyor bu yolda. Barış hareketleri toplumdan, tabandan gelmeli. Medya da buna destek vermeli. Endonezya hükûmeti bu yönde oldukça aktif. Özellikle Danimarka'da çıkan karikatür krizi sonrasında önemli adımlar attı. Bence devlet ve sivil toplum kuruluşları barışı teşvik için birlikte çalışmalı ve daha fazla inisiyatif üstlenmeli. Bunu yaparken hükûmet dışı aktörler dışlanmamalı.