Yazdır

Her Şey Bir Kap Aşure ile Başladı!

Yazar: Aksiyon Tarih: . Kategori 2010 Haberleri

Oy:  / 1
En KötüEn İyi 

Bu organizasyon, bir kap aşure ile başladı. Eşlerimiz, muharrem ayında yaptıkları ve burada 'Noah's Pudding' (Nuh'un tatlısı) diye bilinen aşureleri, Amerikalı komşularımıza ikram etti. Aşure vermek için gittiğimizde ilk yıl kapılarını dahi açmadılar, ikinci yıl sadece kapıyı açıp aldılar, üçüncü yıl 'Yine mi o tatlıdan getirdiniz?' diye sevinerek aldılar ve dördüncü yıl ise aşuremizi alıp hâl hatır sordular. Aşure ile başlayan hikâyemiz, Illinois Senatosu'nda bir Türk - Amerikan Dostluk Grubu kurulmasına kadar vardı.'

Chicago'nun göbeğindeki bir iş merkezinin 25. katında bu 'aşure' öyküsünü anlatan Hakan Berberoğlu, Illinois eyaletinde faaliyet gösteren ve onursal başkanlığını Fethullah Gülen'in yaptığı Niagara Vakfı'nın yöneticilerinden. Onun hayat çizgisi de en az aşurenin öyküsü kadar ilginç. Öğrencilik yıllarında müziğe meraklı bir genç olarak, okulun yanı sıra Armada Otel'deki Radyo Bar'da gitar çalan Berberoğlu, çalıştığı vakfın onursal başkanı Fethullah Gülen ile de bu dönemde tanışır. Okul hayatı boyunca, uzun saçları ve top sakalıyla Radyo Bar'da İspanyolca parçalar söylerken, bir yandan da Gülen'in sohbetlerine devam eder. Hatta bir seferinde Gülen kendisine, "Keşke bu adanmışlık olmasaydı da ben de bir müzik aleti çalıp içimin ızdırabını dökebilseydim." diyecektir. Berberoğlu, Gülen'in Amerika'ya gitmesinden sonra onu Pensilvanya'da ziyaret ederek yine onun isteğiyle gitarıyla küçük bir konser verdiğini söylüyor.

Berberoğlu'nun çalıştığı Niagara Vakfı, İllinois eyaletinin en etkili sivil toplum kuruluşlarından. Merkezi Chicago'daki Michigan Plaza'da bulunan vakıf, eyalet genelindeki etkinlikleriyle öne çıkıyor. Vakfın merkezinde bugüne kadar validen FBI başkanına, başkonsoloslardan dev şirketlerin CEO'larına kadar önemli birçok insan konferanslar vermiş.

Mütevelli heyetinde Amerika'dan önemli isimlerin bulunduğu Niagara Vakfı'nın genel müdürlüğünü Şerif Soydan yapıyor. Yardımcıları Hakan Berberoğlu ve Mevlüt Hilmi Çınar.

Her Şey Bir Kap Aşure ile Başladı!

Bu üç idealist ismin sürüklediği vakıf, başta Chicago olmak üzere, eyalet genelinde çok önemli faaliyetlere imza atıyor. Bölgedeki Türk toplumunun katkılarıyla faaliyete geçen vakıf, her yıl barış ve diyalog ödülleri veriyor. 2006'dan bu yana verilen barış ve diyalog ödülleri, titiz bir jüri çalışmasının sonucunda sahiplerini buluyor ve eyalet genelinde büyük ilgi görüyor. 2007 yılında barış ve diyalog ödülü alan isimlerden biri, o dönem Chicago'da devlet okulları başkanlığını yürüten Arne Duncan. Kendisi hâlen Obama kabinesinde eğitim bakanı. Yine ödül alanlardan, eyalet vali yardımcısı Pat Quinn ise hâlen İllinois valisi.

Müslüman, Takım Elbise Giyer mi?

2003'ten bu yana faaliyet gösteren Niagara Vakfı'nın son büyük organizasyonu ise geçen ay düzenlenen ve dünyanın farklı ülkelerinden pek çok akademisyeni bir araya getiren Gülen Konferansı. Amerika'daki 11 farklı üniversitenin bilimsel desteğiyle, dünyaca ünlü Chicago Üniversitesi merkez yerleşkesinde düzenlenen konferansta, gönüllüler hareketinin dinler ve kültürler arası diyalog çalışmaları ve küresel barışa katkıları ile Fethullah Gülen'in fikir dünyası ve faaliyetleri mercek altına alındı. Vakfın bir özelliği de her yıl yaz aylarında en az 10 ayrı Amerikalı grup ile düzenlenen Türkiye gezileri. Mevlüt Hilmi Çınar, Amerikalılara sürekli Türkiye'yi anlattıklarını ancak bu gezilerin bütün anlatımlardan çok daha etkili olduğunu vurguluyor. Hilmi Çınar, vakfı kurdukları ilk yıllarda diyaloğa geçtikleri Amerikalıların "Siz Müslümansınız ama neden takım elbise giyiyorsunuz?", "Türkiye'de cep telefonu var mı?" gibi tuhaf sorularıyla karşılaştıklarını söylüyor. Ülkede önemli noktalara yükselmiş pek çok ismin bile gerek Türkiye gerekse İslamiyet hakkında ya hiçbir bilgisinin olmadığını ya da yanlış bilgilere sahip olduğunu belirterek, "Her yıl aralarında rektörler, dinî liderler, medya sektörünün önde gelenleri, siyasetçiler, hâkimler, savcılar, akademisyenler, polis şefleri ve avukatların olduğu yüze yakın insanı Türkiye'ye götürüyoruz. İlk yıllarda Türkiye'ye gitmekten çekiniyorlardı ama artık ciddi güven oluştu. Kafalarındaki Türkiye ve İslamiyet imajı tamamen değişti." bilgisini veriyor.

Niagara Vakfı, bütün bu organizasyonların mütevazı müsebbibi denebilecek aşureye karşı vefasını da sürdürüyor. İlk yıllarda mahcup bir eda ile dağıtılan aşureler artık tam bir şölen havasında insanlara ulaştırılıyor. Bu açıdan muharrem ayları, Niagara ve Chicago Türk toplumu için çok özel bir atmosferde yaşanıyor. Hakan Berberoğlu, geçen yıl toplam 12 bin kap aşure dağıttıklarını belirtiyor. Bu aşurelerin hepsi evlere gitmiyor elbette. Berberoğlu, geçen yılki organizasyonla ilgili ilginç bir anısını paylaşıyor bizimle: "Aşure ile ilgili çalışmalarımızı duyan ve daha önce vakıfta bir konferans veren FBI Chicago Müdürü bizi arayarak, öğle yemeğinde kendi ofislerinde aşure dağıtıp dağıtamayacağımızı sordu. Biz de kabul ettik. Böylelikle FBI ofisinde çalışanlara toplam 300 kap aşure dağıtıldı. Hatta bu organizasyon telsizlerle kurum içinde anons edildi."

12 bin kap aşureyi pişirmek ise işin en zor tarafı. Onu başaranlar ise bu işin gizli kahramanları aslında. Chicago'daki Türk toplumuna mensup kadınlar bu işi her yıl gönüllü üstleniyor. Yükleri ağır olsa da, onlar da aşureyle başlayan bu diyalog hareketinin sonuçlarından son derece memnun.

Sonuçta neresinden bakarsanız bakın, Niagara Vakfı'nın faaliyetleri Chicago gibi önemli bir şehri merkez aldığı için, eyalet çapında büyük ilgi görüyor. Çünkü genelde İllinois, özelde ise Chicago Amerika'nın en önemli bölgelerinden. Başkan Barack Obama, seçilmeden önce İllinois senatörüydü. Chicago ise Amerika'nın üçüncü büyük şehri konumunda. Siyasetteki ağırlığı kadar ticari büyüklüğü ile de öne çıkan Chicago, Boeing, Motorola, Mc Donald's, Caterpillar gibi küresel firmaların merkezi. Michigan Gölü kenarına kurulu Chicago, 1871 yılında çok büyük bir yangın geçirir ve şehirdeki neredeyse bütün yapılar bu yangından hasar görür. Şehir âdeta yeniden kurulur. Mühendisler şehri baştan sona tekrar projelendirir. O dönemki projenin etkileri kendini bugün bile hissettiriyor. Son derece düzenli bir şehir olan Chicago, aynı zamanda müzeleri ve doğal güzellikleriyle de dikkat çekiyor.

Chicago Türkiye Başkonsolosu Fatih Yıldız, Fortuna dergisinin her yıl açıkladığı dünyanın en büyük 500 şirketinin 33'ünün merkezi Ilinois Eyaleti'nde bulunduğu bilgisini veriyor. Amerikan otomotiv sektörünün kalbi konumundaki Detroit'in küresel krizde eski ihtişamını kaybetmesinin psikolojik olarak Chicago'yu da etkilediğini ve bir korku yaşandığını belirten Yıldız, Türkiye ile Illinois eyaleti arasındaki ticaret hacminin 600 milyon dolar olduğunu belirtiyor. Ancak Illinois eyaletini, Türkiye ile ticarette diğerlerinden ayıran önemli bir özellik var. Bir süre önce bu eyalet ile Türkiye arasında ticari ortaklık anlaşması imzalandı. Illinois, Türkiye ile ticari ortaklığa giden ilk Amerikan eyaleti olma özelliğine sahip. Fatih Yıldız, Türk Hava Yolları'nın Chicago'ya direkt seferlerinin olmasının da bu eyalet ile iş yapmak isteyen girişimciler için önemli bir fırsat olduğunu belirtiyor. Türkiye'nin Illinois'e ihracatında makineler, mekanik cihazlar, kazanlar ve makine parçaları, kara taşıtlarına ait aksam ve parçalar ve tekstil ürünleri öne çıkıyor. Türkiye'nin uygulamakta olduğu 'ABD ile Dış Ticaret Geliştirme Stratejisi' çerçevesinde Kaliforniya, New York, Teksas, Georgia ve Florida ile birlikte Illinois hedef eyaletler olarak belirlenmiş durumda.

Başkonsolosun dikkat çektiği diğer bir husus ise buradaki Türk toplumunun faaliyetleri. "Chicago'da harika bir Türk toplumu var ve çok güzel faaliyetler yapıyorlar." diyen Yıldız, bunun da hem şehirde hem de eyalet genelindeki Türkiye algısını çok olumlu etkilediği tespitini yapıyor. Başkonsolosun da ifade ettiği gibi, Chicago Türk toplumu, Amerika'nın bu önemli bölgesinde, Türkiye adına etkili bir temsil ortaya koyuyor. Farkında olsak da olmasak da, onların samimi gayretleri, Türkiye'nin Amerika nezdindeki konumunu önemli ölçüde etkiliyor. Son tahlilde, aşure yiyenlerin sayısı arttıkça, Türkiye'yi seven ve destekleyenlerin sayısı da artıyor.

Chicago'lu Türklerin gururu: SCIENCE ACADEMY

Türk toplumunun Illinois eyaletindeki faaliyetleri Niagara Vakfı ile sınırlı değil elbette. Chicago yakınlarında 10 yıldır faaliyet gösteren Uluslararası Türk Okulu Science Academy'de (Bilim Akademisi) 112 öğrenci eğitim görüyor. Okul 10 yıl önce açılmasına rağmen, 3 yıldır yeni binasında. Geçen yıl matematik dalında Chicago şehrinin en iyi okulu seçilen akademide 4-14 yaş arası öğrenciler eğitim alıyor. Öğrencilerin yüzde 45'i, bölgede yaşayan Türk ailelerin çocukları; kalan yüzde 55'i ise Amerikalı. Okulda 3. sınıftan itibaren Türkçe yabancı zorunlu dil olarak okutuluyor. Okulun mezunları Chicago genelindeki en iyi liselere gidiyor. Gelecek yıl 50 öğrenci daha almayı planladıklarını belirten okul müdürü Serdar Kartal, Science Akademi'nin özellikle gelir ve eğitim düzeyi yüksek aileler tarafından tercih edildiğini söylüyor.

Amerikan eğitim sisteminde home-scholing denen bir uygulama var. Çocuğunu okula göndermek istemeyen veliler, evde kendileri eğitim verebiliyor. Okulun bulunduğu çevrede bu uygulamayı benimseyen ailelerin çok olduğunu belirten Kartal, "Bizi tanıdıktan sonra home-scholing uygulamasından vazgeçen epey velimiz oldu. Bizim çocuklara gösterdiğimiz ilgi ve yakınlık onları çok etkiledi. Okulda oluşturduğumuz aile ortamı velilerin çok ilgisini çekti." diyor. Amerikan kültüründe, çocukların akşam başkalarında kalmalarına çok soğuk bakıldığını belirten Kartal, oysa kendi öğrencilerine Türkiye'ye gitme izni bile verdiklerini, bunun da aradaki güven ilişkisinden kaynaklandığını vurguluyor.

Serdar Kartal, okuldaki Türk öğretmenleri çok etkileyen ilginç bir anekdotu da paylaşıyor: "Bir öğrenci grubunu Türkiye'ye götürdük, 15 gün kaldılar. Dönüşte Amerikalı bir öğrenci bize, 'Ben üniversiteyi Türkiye'de okumak istiyorum.' dedi. Genelde, Türkiye'deki öğrencilerin hayali Amerika'da üniversite okumaktır. Bir Amerikalı öğrencinin Türkiye'de üniversite okuma hayali kurmasına vesile olmak bizi çok memnun etti."

Her Şey Bir Kap Aşure ile Başladı!

Amerika'da Kendi Kültürünü Öğrenmek!

Chicago'daki Türk toplumunun ilginç faaliyetlerinden biri de, Türk-Amerikan Cemiyeti. Cemiyetin (TASC) ana gayesi, bölgede yaşayan Türk ve Türk kökenlilerin çocuklarının, kendi kültürlerini en sağlıklı şekilde öğrenmesine yardımcı olmak. Çünkü Amerika'da yaşayan aileler için en önemli problemlerden biri, çocukların yetişmesi. Cemiyetin en önemli aktivitelerinden biri Türkiye'nin dinî ve millî bayramları için kutlama organizasyonları yapması. Kandillerde özel geceler düzenlenmesi ve pazar okulunda Türk çocuklara Türkçe ve Türkiye derslerinin verilmesi. Bunların yanı sıra, yaşadıkları ülkeyle ilgili faaliyetleri de ihmal etmeyen cemiyet, Amerika'ya yeni gelen ailelere de, Amerikan hayat tarzına uyum kursları veriyor.

TASC Müdür Yardımcısı Hasan Öztürk, Amerika'ya gelmeden önce Tanzanya'da bulunmuş ve oradaki Türk okullarında öğretmenlik yapmış. 2006 yılından beri Amerika'da yaşıyor. Cemiyetin etkinliklerinin Amerika'da yaşayan Türk aileler tarafından büyük ilgi gördüğünü söyleyen Hasan Öztürk, "Amerika'da yaşayan aileler kendi kültürlerini çocuklarına ancak bu şekilde aktarabiliyor." görüşünde. Türk Amerikan Cemiyeti'nin yeni bir kültür merkezi inşaatı planladığı bilgisini de veren Öztürk, yeni merkezin 5 milyon dolarlık bir proje ile gerçekleştirileceğini belirtiyor. (Zafer Özcan)