Yazdır

Fethullah Hoca ve RP

Yazar: Ali Bulaç, Zaman Tarih: . Kategori 1995 Köşe Yazıları

Oy:  / 5
En KötüEn İyi 

Hocaefendi, hayatını İslâm davasına adamış çok sayılan ve sevilen bir zat. Onun Türkiye'de Müslümanların faydasından başka bir düşünce içinde olacağına inanmıyoruz.

İki sebepten dolayı Fethullah Hocaefendi'nin RP'ye karşı hazırlanan bir komplo içinde yer almayacağını düşünüyorum:

1- Hocaefendi, hayatını İslâm davasına adamış çok sayılan ve sevilen bir zat. Onun Türkiye'de Müslümanların faydasından başka bir düşünce içinde olacağına inanmıyoruz. Her adımında ve teşebbüsünde bu davayı bir adım daha ilerletmek için cehdediyor. Hayatını adeta bu davaya adamış, vakfetmiştir. Onun çalışma şekli, toplum tasarımı, izlediği usul ve fayda gözettiği araç ve yollar farklı olsa da, sonuçta bir RP iktidarı onu kösteklemez, aksine önünü açar. Esasında RP'nin de Hocaefendi'yi takdir etmediğini, ona ve fedakâr cemaatine büyük bir saygı duymaktan başka bir tutum içinde olacağını düşünemeyiz.

2- Kolayca gözleneceği gibi, son yıllarda bir takım kendini bilmez laik çevrelerin şirret, edepsizlik ve savaş çığırtkanlığına varan tutumları yüzünden RP, herhangi bir siyasî parti olmaktan çıkıp, kendini şu veya bu derecede dindar hisseden herkesin altında toplandığı bir şemsiye durumuna geçmiştir. Bunun yanında süren hırsızlık, yağma, rüşvet ve yolsuzluktan bizar olan merkez sağ ve merkez sol partilerin ülkenin hiçbir meselesini çözemediğini, mevcut bunalımın daha da derinlemesinden bu iktidarı ve onların birer türevi durumundaki diğer partileri sorumlu tutan çok geniş bir kitle de "Hiç değilse bir defalığına da olsa bu sefer RP'yi deneyelim" demekte, bu da RP'nin önümüzdeki seçimlerde seçmen kitlesinin artmasına yaramaktadır. Böyle bir konjonktürde, en azından önümüzdeki seçim döneminde kim olursa olsun, RP'nin önünü kesemez. Böyle bir şeye kalkışan kendi aleyhine bir şey yapmış olur.

Ama Hocaefendi'nin engin hoşgörüsüne sığınarak şunu demek istiyorum: Keşke kendisi gitmeseydi de, onlar kendisiyle görüşmeye gelselerdi. Çünkü İslâm geleneğinde ulema saraya gitmez, eğer sultanlar çok istiyorlarsa kendileri alimin kapısına gelir. Çiller'i Fatih'e benzetmek gibi bir niyetim yok, bu nedenle teşbihte hata olmasın diyorum: Fatih Sultan Mehmet çok istediği halde Akşemsettin'i otağına getirmedi, kendisi onunla görüşmek üzere evine gitti, fakat bu büyük zat yine de Fatih'le görüşmeyi kabul etmedi.