Yazdır

Diyalog Kongresi

Yazar: Fehmi Koru, Zaman Tarih: . Kategori 1997 Köşe Yazıları

Oy:  / 0
En KötüEn İyi 

Medeniyeti bir biçimde 'din' ile irtibatlandırdığı için denklemin bir ucuna Hıristiyanlığı ötekine de Hıristiyan olmayan dinleri koyuyor.

Muhtemel çatışmanın bir tarafı olan Hıristiyanlığın (buna, doğal müttefik sayılan Museviliği de eklemek gerekiyor) karşısına 'en büyük düşman' olarak İslâm'ı çıkarıyor Huntington.

Bu çatışmacı görüş, Huntington ve benzerleri ne kadar 'lâik' görünürlerse görünsünler, aslında Hıristiyanlık'ta varolan 'Armageddon' (Kıyamet Savaşı) doktrinine çok uygun. Kendini yeniden tanımlama sürecinden geçmekte olan Global sistem, ideolojisi ilminden önde gelen bilimadamlarının hazırladığı zeminde, kendi düşmanını da belirlemiş oluyor böylece. Yakın zaman önce 'düşman' konumunu terk eden komünizm yerine konulan yeni düşmanı artık herkes biliyor: İslâm. Böyle bir kabulden sonra, yeni düzen, İslâm Dünyası'na yönelik hangi tedbiri alırsa alsın, yandaşlarından açık destek bulacaktır.

Oysa, zaten var olan çatışma ortamını yumuşatacak, dünyayı bir mutluluk denizine çeviremese bile Kıyamet Savaşı'ndan uzak tutacak yepyeni bir anlayışa ihtiyaç var. Global sistem ve ideologları, bazılarını şimdiden karşılarına alarak, diğerlerini sonra karşısına almak üzere sıraya sokarak, İslâm Dünyası'nın birimlerini hizaya getirme hazırlığında; bunun tehlikelerini herkese anlatmak gerekiyor. İşte bu yoldaki çabalar, ne yazık ki, çok az.

Dün İstanbul'da ilki yapılan 'Medeniyetlerarası diyalog kongresi', dünyayı şiddete boğmak üzere çatışma ideolojilerine akıllı bir cevap teşkil etme özelliği taşıyor. Önce, ülkemizdeki her dinden ve eğilimden insanın kongreye ilgi göstermesi, Müslümanların başlattığı tartışmalara Yahudilerin ve Hıristiyanların da katılması bakımından önemli bu girişim; önemine önem katan ise, Türkiye dışından katılımcıların da, görüşleriyle, aynı hassasiyeti paylaşmaları... Amerika'dan, Avrupa'dan, Vatikan'dan gelen konuk tebliğci ve müzakereciler, dünyayı cehenneme çevirecek gelişmelerden duydukları kaygıyı dile getirmeden edemediler...

Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu iç sorunlar yüzünden tam farkına varamadığı bir temel özellik konuşmacılar tarafından vurgulandı: Bu toprakların geleneği hoşgörü ve diyalog ile yoğrulu... Geçmişte her dine müsamahayla yaklaşan, bir arada yaşamanın şartlarını kendileri hazırlayan insanlarımızın, bugün bağnaz ve acımasız olmaları için bir sebep yok... Burada açılan diyalog kanallarının, dehşet senaryoları yazanları görüşlerini yeniden elden geçirmeye zorlayacak bir etkisi bile olabilir...

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı, kurulduğu günden beri, diyaloğu öne çıkartarak, hoşgörüyü yaygınlaştırmaya çalışarak içerideki körüne gidişi durdurma gayretinde; ilk defa bu kongreyle, uluslararası bir çığlık haline dönüştürüyor sesini... İki günlük kongre vesilesiyle İstanbul'da bir araya gelen aydınlar, bilim adamları, siyasiler, din adamları, işadamları, sanatçılar, dünyayı daha yaşanılır kılmak ortak paydasına değer verdiklerini ifade etmiş oldular.

Dün başlayan kongre, içine kapanan ve kısır çekişmelere sahne olan ülkemizde, epey bir zamandan beri gerçekleştiğini gördüğümüz belki de 'tek olumlu' girişim... Girişimi bu mütevazı çıkışla sınırlı bırakmamalı, ülkesini seven herkesi kucaklayacak, dostluk, diyalog ve hoşgörü mesajlarını dünyanın dört bir köşesine ulaştıracak bir milli proje haline getirmeli.