Yazdır

İslami Sermaye

Yazar: Burhan Özfatura, Dünya Tarih: . Kategori 1997 Köşe Yazıları

Oy:  / 0
En KötüEn İyi 

Türkiye'de, kantarın topuzu, bazılarınca tam anlamı ile kaçırıldı. Ellerinden gelse, milli ve manevi değer sahiplerine, (yani ülkenin tümüne yakın kısmına) hiç hayat hakkı tanımayacaklar. Tüm imkanları, tüm kaynakları, tüm ekonomik faaliyetleri sadece kendilerine münhasır kılacaklar."

Bir "İslami sermaye" lafıdır gidiyor. Ne anlama geldiğini bilen yok. Tek bilinen, bir avuç kesimin, (kendisini yegane güç odağı sayan) grubun, tam anlamı ile bir baskı rejimi kurmak istedikleri.

Hele bu amaçları için, iki de bir asker faktörünü kullanmaları, fevkalade vahim. Zira bu ordu, bizim ordumuz. Hepsi, bu milletin bağrından çıkmış, subayı, astsubayı ve eri ile Türk Milleti'nin özünü temsil ediyor.

Komutanların tümünü tanıma şansı bulanlardan biriyim. Her birinin, en az benim kadar milli ve manevi değerlere sahip olduğunun; gerekli inanç görevlerini ifa konusundaki samimiyetlerinin şahidiyim. Ne davranış, ne de söz olarak, inançlarımıza ters düşen bir tabloya şahit olmadım. Kaldı ki hepsi, bugün yedi düvele karşı savaş veren; dış güçlere ve onların uşaklarına karşı mücadele eden; her gün bağrında şehitler veren bir orduyu yönetmektedirler. şehitlik ve gazilik kavramlarının ne anlama geldiğini, ne derecede motivasyon doğurduğunu hepimizden daha iyi bilirler, idrak ederler.

Bu açıdan, şahsi çıkarlar için, ekonomik ve politik beklentileri için ordumuzu bir baskı aracı olarak kullanmak isteyenleri şiddetle kınıyorum. Ortaya mertçe çıkmalarını, gerçek yüzlerini göstermelerini bekliyorum.

Bize, İslami sermayenin ne olduğunu açıklasınlar. Yabancı sermaye dışındaki tüm sermaye gayri İslami midir? Başta Sabancı, Koç vs. gruplar olmak üzere, tümünü İslamiyet dışı mı saymaktadırlar? Bu nitelendirme, sevgili Sabancı'ya; (beraber cuma namazına gittiğim) Rahmi Koç'a, gönül dostum Hüseyin Bayraktar'a; velhasıl herkese, tam anlamı ile büyük bir iftira olur.

Sırf başını örtüyor diye, genç kızlarımıza zulmeder, ilmi seviyeyi yükseltmeyi beceremez, işi bu tür senaryolarla gürültüye getirmeye çalışırsanız, demokratik ülkeler nezdinde elbette itibar görmezsiniz.

İnsan hakları diye, sadece bölücülerin haklarını dile getirirseniz, ne içeride, ne de dışarıda (Türkiye düşmanı, bölücü destekçisi olanlar dışında) ciddiye alınmazsınız.

Fethullah Gülen'in, her biri iftihar vesilesi olan; o ülkelerde bayrağımızı ve milli marşımızı etkili kılan; Dışişleri'nin icraatından çok daha etkili sonuçlar sağlayan okullarına saldırmanın anlamı nedir?

Laiklik edebiyatı yapanlar, nerede, hangi okulu açmışlar? Akrep dolu ceplerinden ne vermişler? Hangi başarılı sonuçları almışlar? Ve hangi hakla, gerçek anlamda ülkesini seven, "Türkiye'nin tüm dünyada saygın hale gelmesi" idealine gönülden bağlı insanların gerçekleştirdiği bu muazzam başarı tablosuna iftira atabiliyorlar? Bir büyük gayret, fedakarlık, disiplin ve inanç sonucunun meyvelerine, bir ulu çınara saldırabiliyorlar?