Yazdır

Yeni Muhafazakarlık ve Fethullah Gülen

Yazar: Ahmet İnsel, Yeni Şafak Tarih: . Kategori 1997 Köşe Yazıları

Oy:  / 0
En KötüEn İyi 

Fethullah Gülen'in önderliğini yaptığı cemaatin siyaset ve toplum sahnesinde birdenbire ön sıralarda yeralması kadar ilginç olan, bu gelişime karsı gösterilen ve çoğunlukla olumlu olan tepkilerdir. Bu olumlu tepkileri yanyana koyunca, farklı siyasal konumlarda olsalar da, Türkiye'de anlamlı bir kesimin bilinçaltıdaki ideal toplum ve siyaset modelinin kaba hatlarıyla özdeş olduğu ortaya çıkıyor.

Bilindiği gibi, Fethullah Gülen çevresi, Said-i Nursi'nin öğretisini kararlı biçimde izleyip, onun çizdiği tebliğ misyonunu dikkatle ve sabırla uygulamaya çalışıyor. Bu misyonun nasıl hayata geçirildiğini son iki yılda yayınlanan söyleşi, yazı dizileri ve kitaplarla aşağı yukarı biliyoruz. Üzerinde durmak istediğim konu, bu çerçevenin taşıyıcısı olduğu değerler ve bunların Türkiye toplumunun geleceği açısından içerdiği anlam.

Fethullah Gülen'in kendisinin ve girişimlerini birçok açıdan olumlu bulan liberal çevrelerin de kabul ettiği gibi, Gülen yüksek dozda milliyetçi ve devletçi bir yaklaşımı temsil ediyor.

Gülen anılarında, ilk siyasal eylemine Erzurum'da Komünizmle Mücadele Derneği açarak başladığını belirtiyor. Daha çok MHP hareketi içinde bulduğumuz ve Hakan Yavuz'un Dadaş ruhu olarak tanımladığı koyu bir milliyetçilik Gülen'in tüm söyleminde egemen bir unsur olarak yer alıyor. Bu milliyetçiliğin en önemli özelliği, devleti İslamın önünde tutması. İslam bu devletle varolagelmiş ve ancak onunla varlığını sürdürebileceği için, devlet asli unsur olarak ele alınıyor. Bu nedenle devletçilik, bu milliyetçiliğin doğal tamamlayıcısı. İktisadı alanda serbest teşebbüssü yücelten, cemaatinin de serbest teşebbüs yöntemleriyle güçlenmesini teşvik eden Fethullah Gülen'in devletçiliği elbette iktisadi değil. Bütünüyle siyasal bir devletçilik bu.

Devletçilik ve milliyetçiliğin egemen olduğu bu fikir dünyası içinde İslamın yeri biraz daha işlevsel. İslam o devlet ve milletin içinde yer aldığı geleneğin taşıyıcısı olarak bir yer işgal ediyor. Bu konum İslamın devlet ve millet geleneği içinde domestike edilmesini ve işlevselleştirilmesini sağlıyor.

Fethullah Gülen'in çevresi bunlara ilave olarak aşırı merkeziyetçi bir yapı ve elitist bir anlayışı temsil ediyor. Cemaatin yapısı, siyasal tercihleri, Fethullah Gülen'in sahsında toplanan çok siki bir merkezi iç denetim mekanizması, bu merkeziyetçiliğin cephesi. Burada otoriter eğilimin izleri var. Bunun diş örneğini ise, Gülen'in Diyanet İsleri Başkanlığının lağvedilmesine karsı çıkarken kullandığı argümanlarda buluyoruz. Yukarıda belirtilen milliyetçilik ve siyasal devletçiliğin gelenekle birleştiği bu noktada, merkeziyetçilik ve ona bağlı otoritarizm doğal bir tamamlayıcı boyut oluşturuyorlar.

Bunun en iyi Osmanlı emperyal vizyonu ifade ediyor. "Daha on yaşlarında iken, dünyaya medeniyet götürdüğümüz günlerin hicranını" duyduğunu belirten Gülen'e atfedilen "demokratlık", aslında bu emperyal konumun olağan ifadesidir. Gülen'e atfedilen demokratlık, kendini avamın bütünüyle üstünde gören seçkinci tavrın "hoşgörüsüdür. "Küçük dünyam"i okurken, Gülen'in demokratlıkla pek ilgisi olamadığını görmemek zor. "Marks'in bayrağı altında miting yapılıyor ve bunlara müdahale eden çıkmıyor" diye tüyleri diken diken olan Gülen'in aklına gelen tek şey "Ne oldu askere? Nerede polis?" sorusudur.

Bu seçkinci kadro hareketi, hayır cemaatlerinin yoksul kesim çocuklarına bir imkan sağlama gayesi güderek açtıkları okullar değil, gayet siki bir yetenek testinden geçmiş çocukların alındığı elit okulları açıyor. Otoriter bir eğitim anlayışının hakim olduğu bu okullarda esas yönlendirici ilke hayır değil, kadro haraketinin uzun vadedeki etkinliği. Geleceğin seçkinleri özellikle belli dallara yönlendirilirken amaç bir Altın Nesil yetiştirmek. Çünkü Ömer Laçiner'in vurguladığı gibi Fethullah Gülen çevresinin amacı, "İslami bir hayat tarzının egemen kılınmasından ziyade, güçlü hale gelmek". Güçlü olmak ise, "Batı-Hıristiyan alemi karsısında yenik duruma düşüren ne varsa onları en az Batılılar düzeyinde temmellük edebilmiş olmak demek". Liberaller ve Kemalistlerin elbirliğiyle alkışladıkları, Said-i Nursi'nin takipçisi Fethullah Gülen'in modernizminin temelinde bu güçlü olma hedefi ve emperyal özlem yatıyor.

Seçkinci tasavvuf geleneği içinde, içleri iktisadi büyüme ateşi ile yanan girişimcilere zahiri hiçbir değişiklik göstermeden, ilahi bir meşruiyet olanağı sunan Fethullah Gülen'i, bu cephesiyle bir tür İslam protestantizmi eğliminin bugünkü kutup noktası olarak ele alabiliriz. Bu ayni zamanda mason locası tarzında toplum içinde var olmayı tercih eden bir harekettir. Dar siyasetten uzak duran, bir siyasal akıma veya partiye bağlı olmak yerine, mümkün olan her yerde lonca üyelerinin yeralmasını tercih eden, etki kanallarını en geniş yelpaze içinde kullanmak isteyen bir nüfuz haraketidir bu. Bazı gözlemcilerin iddia ettiğinin tersine, Fethullah Gülen siyaset dışı kalmamakta, ne de siyaset üstü bir politika gütmektedir. Tersine katıksız bir siyasal projeninim uzun vadeli gereklerini yerine getirmekte ve alışageldiğimiz siyasetçiler gibi bugünü yarin için feda etmemektedir.

Devletçi-milliyetçi-muhafazakarlık kadar, bu sözde siyaset dışı tavır, laik-devletçi güruhun sözcülerine Fethullah Gülen'i sempatik kılmaktadır. Çünkü o çok korktukları siyasal İslamın önüne set çekecek, "siyasal olmayan İslam" umutlarına cevap vermektedir. Gülen'i toplumsal gidişe yön vermeye yönelik uzun vadeli oluşumlar olarak görmeyen bu dar bakışlı siyaset anlayışıyla malul laikçiler, günümüz Türkiye'sinin en iddialı siyasal kadro hareketini alkışlarlarken, yeni-muhafazakarlığın en mükemmel temsilcisinin önüne kırmızı halılar döşmektedirler.

MHP milliyetçiliği ile seçkinciliğin, emperyal tahakküm emelleriyle işlevci bir modernizmin, Türk/Sünni/Erkek egemenliğinin devlet gücü tapınmasına eklemlendikleri bu yeni muhafazarlık, özgürlükçü sol ve tutarlı demokratlar için gelecek onyıllarda Türkiye'de karsısında mücadele verecekleri esas güç olacaktır. Bu nedenle, toplumsal barışı sağlamak, sivil toplumu geliştirmek gibi meziyetler atfedilen Fethullah Gülen cemaatini, demokrat ve özgürlükçü perspektiften incelemeye devam edeceğiz.