Yazdır

Uzlaşma ve Hoşgörü

Yazar: Nazlı Ilıcak, Akşam Tarih: . Kategori 1997 Köşe Yazıları

Oy:  / 2
En KötüEn İyi 

Uzlaşma Ve Hoşgörü

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nda yaptığım konuşmadan dolayı, o kadar çok telefon ve faks aldım ki, bunlara teker teker cevap vermem imkânsız. Bu yüzden, hepsine topluca, sütunlarımda teşekkür etmek isterim. Kimi mahfiller, bu samimi, içten gelen konuşmamı, maalesef gene, "asker düşmanlığı" gibi yorumlamış. Bir gazetecinin, sütunlarında kendisinden bahsetmesi yakışıksız kaçar. Ama, bir şeyin altını bir kere daha çizmekte yarar var. Ben milliyetçi bir insanım. Her zaman Türk askerinin başarılarıyla övündüm, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne sahip çıktım. Eğer bugün, orduya hakaret ettiğim iddiasıyla mahkeme mahkeme dolaşıyor ve savcılara ifade veriyorsam, ben değişmediğime göre, Türkiye'de bir şeyler değişmiş olmalı. Ayrıca kimse öküzün altında buzağı aramasın. Uzlaşma gecesinde yaptığım konuşma, uzlaşmaya çağrı niteliği taşıyordu. Elbette, doğru olan, güzel olan şeyler etrafında uzlaşılır.

Uzlaşmaya çağrı O gece yaptığım konuşmayı aşağıda yayınlıyorum. Bakın ne demişim: "... Hz. Muhammed şöyle buyurmuştur: "Çirkin bir şey görürseniz elinizle düzeltin. Gücünüz yetmiyorsa dilinizle düzeltmeye çalışın. Ona da gücünüz yetmiyorsa, kalben buğz edin." Sayın Demirel'in aramızda bulunuşunu bir hatayı, bir çirkinliği düzeltme gayreti olarak görüyorum. Bazı mahfillerde Fethullah Gülen Hoca'nın başını çektiği hizmet hakkında incitici dedikodular üretiliyor. Demirel'in burada bulunması, ileri geri konuşmalara cevap mahiyetindedir. Gülen Hoca, son derece hassas bir insan. Yakışıksız konuşmalar onu rencide edip üzüyor. Bu yüzden okulları bağışlayacağını söyledi. Muhterem Hocam! Siz okulları bağışlasanız bile, biz buna izin vermeyiz. Muhterem Hocam! Demirel'in Zincirbozan'dan bana yazdığı bir cümleyle size hitap etmek isterim. "Kamer esna-yı zaafında, müşari bi'l-benan olmuş." Ay, hilal şeklindeki en zayıf anında bile, hattâ ay tutulması olsa bile, 'işte orada' diye parmakla gösterilir. Davanız zaafa uğrayabilir diye üzülmeyiniz. O dava, nice gönülleri aydınlatmaya devam ediyor. Bir güneş tutulması, bir ay tutulması hiç kalıcı olur mu?"

Ve mektuplar Sessiz çoğunluğun ruh haleti daha iyi anlaşılsın diye, aldığım teşekkür mektuplarının bazılarını yayınlamak isterim: ".. Yıllarca vatanı ve memleketi için, gecesini gündüzüne katarak, fedakârâne çalışan muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi ve arkadaşlarına manevî de olsa destek vermeniz, onların aşk ve şevklerinin artmasına yardımcı olmanız, yüce Türk Milleti için büyük hizmet sayılır..." " .. Bizler Anadolu'nun bağrından koparak, binlerce kilometre uzaklıkta ülkemiz adına faaliyette bulunan işadamlarıyız. Türkiye'yi bilinçli olarak bunalıma itmeye çalışanlara cevap verdiniz ve bizim de hislerimize tercüman oldunuz..." "Bu civanmert konuşmanızla, yurt içinde ve yurt dışında kendini ispat eden eğitim kurumlarına denk bir hizmet yapmış olduğunuza inanıyorum. Allah, sizin gibi düşünen samimi ve gayretli insanların sayısını arttırsın..." "... Dün akşamki uzlaşma konuşmanızı, baştan sona, hanım ve çocuklarımla gözyaşlarımızla izledik...", " .. Dünyada hiç kimseden en küçük bir şey beklemeden, sadece Allah'ın rızasına talip, yaradılanı Yaradan'dan ötürü seven ve tüm insanlara el uzatan, devletini ebed müddet devlet olmaya taşıyacak nesli yetiştirme gayretinde olan ve bu davanın kapıcısı bile olmaya razı yüz binlerce muhabbet fedaisine taze bir soluk oldunuz.." "... Bir ihracatçı sanayici olarak, hislerimi ifade etmek isterim: Fethullah Gülen Hoca'yı ve faaliyetlerini yakından takip ve takdir ediyoruz. Kendisinin ülkemiz için ne kadar önemli vazifeler ifa ettiğini kabul etmemek ya bilgisizlik ya da kötü niyettir..." "... Halkımızın sinesinden kopup gelen çığlıklarınız, gönlümüzde sevgi çağlayanları oluşturmuştur..." "... Hakk'ın hatırını âli bilip, hakikatlerin teslimi hususundaki cehdinizi takdirle takip ediyoruz. Milli manevi değerlere sahip çıkan her Anadolu insanı gibi biz de, manâ ve heyecan yüklü konuşmanızı dinlerken büyük bir duygu seline kapıldık. Bizim dilimize, bizim gönlümüze tercüman oldunuz..." "... Riyasız, samimi ve sıcak konuşmanızdan ötürü sizi tebrik ediyorum. Hocaefendimize sahip çıkıp hürmet ettiğiniz için Allah sizi de hürmete layık kılsın..." "Bu tavrınızın yarınlarımız adına bizlere umut kaynağı olduğunu belirtmek isterim. Samimi ve cesur konuşmanızdan dolayı tebrik ederim..." "Bu millet her şeye katlanır; ama sizler gibi sağduyulu aydın kişilerce sahip çıkılmak ister. Gönüllerimizdeki en derin hislerimize tercüman oldunuz." ".. Yere düşmüş gülü, hayvan ağzına alır çiğner, kadirşinas olmayan insan üstüne basar geçer; insan olan insan ise, göğsüne takar. Altın nesil diyebileceğimiz bu insanlardan ancak sizin gibi söz mücevhercileri anlar..."

Hoşgörüye çağrı

Sade vatandaşın sesini duyurmak için mektupların bir bölümünü yayınladım. Bu sese kulak veriniz. Mütedeyyin insanların korku sinmiş yüreklerine. Her an üzerlerine yağacak gazap yağmurlarını bekliyor gibiler. Gelin birbirimizi anlamaya çalışalım. Aramıza giren şüphe bulutlarını dağıtalım. Türk milletinin bütün güzel insanları; gelin, birbirimizle kucaklaşalım. Yeni yılın, Ramazanın birinci günü ile başlaması belki de İlâhî bir tesadüf. Birbirine benzemeyen yaşantılar, inançlar, pekalâ bir potada eriyebilir. Yollar, farklı istikamete giderken dahi kesişebilir. Hucurat suresinde Allah şöyle emrediyor: "Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerini arkasından çekiştirmesin... Ey insanlar, Biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık." Gene aynı surede, "Ey müminler! Bir topluluk, diğer bir topluluğu alaya almasın. Belki de onlar, kendilerinden daha iyidir... Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın." deniliyor. Uzlaşma arayışı ve hoşgörü, Kur'ân'ın buyruğu. Bu yüzden, Türk Milleti, nifakı alt edip, doğru yolu kolayca bulabilir.