Yazdır

Türk Rönesansı

Yazar: Şeref Oğuz, Milliyet Tarih: . Kategori 1997 Köşe Yazıları

Oy:  / 0
En KötüEn İyi 

Söz ola kese savaşı
Söz ola kestire başı
Söz ola ağulu aşı
Yağ ile bal ide bir söz

Bu yörenin bu törenin büyük insanı Yunus Emre'nin diyalog reçetesi bu. Diyalog bu çağın gereği zaten. Olmazsa olmaz kabilinden, Bilgi Toplumu'nun dibacesi. Türkiye Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın "Ulusal Uzlaşma" ödül gecesinde, ülke olarak diyaloga ne kadar susadığımızı bir kez daha gördük.

İletişim kanallarının tıkandığı noktada çatışma başlar. Söz konusu olan bir bünye ise, kriz gelir, hayatı alır götürür. Toplum için diyalog, insan vücudundan daha da önemlidir. Şayet kesimler arasında iletişimi diri ve duru tutamazsanız, sokakları kan gölüne çevirir, bir nesli yok eder, yaşadığınız coğrafyayı kendiniz için dünya cehennemine döndürürsünüz.

Madem ki bilgi toplumundan söz ediyoruz, o halde diyalog anayasamız olmalı. Tarih boyunca insanoğlunun yarattığı tüm bilginin, 1 saniyenin altında bir yerden diğer bir yere iletildiği ortamda siz artık, eski paradigmalarınızla varolamazsınız. Kulaklarınızı, gözünüzü açmak zorundasınız. Sizin dışınızdakilerden gelen her bilgiyi, mümkün olduğunca az saplantıyla algılamanız gerekiyor. Ancak bundan daha da önemlisi, sizin dışınızdaki dünyayı algılayabilmeniz için bu dünya ile diyalog kurmanız şart. Dünya hoşgörüsüzlük endeksi sonuçları ne yazık ki iyi şeyler söylemiyor. Endekste, "komşunuza tahammülsüzlük yüzdeleri" sıralamasında çok kötü durumdayız. Hasta, uyuşturucu müptelası, başka dinden, başka mezhepten, hükümlü, farklı ideolojiden" gibi tanımlamaları haiz komşular sıralanıyor ve "bunlardan hangisine ne derece tahammül edebilirsiniz?" sorusu soruluyor.

Türkiye'nin puanları, yüzde 90 ve üstü seviyesinde. Halbuki öykündüğümüz ülkelerde bu oranlar yüzde 10 ile yüzde 20 arasında yoğunlaşmış.

Tahammülsüzlük katsayısının 100'den farkı, Hoşgörü Endeksini oluşturuyor. Burada Türkiye, hesaplanacağı gibi, yüzde 10'un altında bir alanda dalgalanıyor. Tahammülsüzlük Endeksi ile enflasyon oranı arasındaki benzerlik şaşırtıcı. Beni asıl şaşırtan, hoşgörü endeksi ile bilgi endeksi arasındaki korelasyon. Yüzde 10'un altındaki hoşgörü kuramları neredeyse, bilgi endeksi sayıları ile üst üste çakışıyor.

Hoşgörü, diyalog ve uzlaşma... Bunları hayatımıza dahil etme zamanı gelmedi mi? Bu sorunun cevabını dün Uzlaşma Gecesi'nde ödül alan Nevval Sevindi'den aldım. Nevval, ödül teşekkür konuşmasında şöyle diyordu; Bir hedefim var!.. Ulusal kültür sentezini sağlamak ve modern Türk Rönesansı'nı gerçekleştirmek."

Kapısında eşelendiğimiz Batı'nın uyanış çağında gölgede kaldık. Rönesansı ıskaladık ve bugün bu fırsatın yeniden yaratıldığı dönüşüm çağına geldik. Türk Rönesansı'nın harcı bilgidir. Bu yalnızca ekonomimizin bahtını döndürmekle kalmayacak fakat aynı zamanda bizleri, Küresel Köy'ün efendisi yapacak. Diyalog uzlaşma, uzlaşma da başarı getirir. Bu başarıların bileşkesinde ben Türk Rönesansı'nın, Bilgi Toplumu'nun efendisi Türkiye'yi görüyorum.