Yazdır

Hocaefendi Okullar ve Devlet

Yazar: Ahmet Taşgetiren, Yeni Şafak Tarih: . Kategori 1997 Köşe Yazıları

Oy:  / 0
En KötüEn İyi 

Pazar akşamı İstanbul'dan yola çıktıktan bu yana 8-9 bin kilometrelik yol kat ettik. İstanbul-Almatı arası 4 bin kilometre. Almatı-Moskova-Saint Petersburg arası da 4 bin kilometreden fazla. Önce Almatı'ya, oradan da Moskova bağlantılı olarak St. Petersburg'a geldik.

Kazakistan'ın başkenti Almatı'da Kazak Milli Marşı ile İstiklal Marşımızı birlikte okuyan kız ve erkek Kazak çocuklar gördük.

Geldik Rusya Federasyonu'na, bir tarih yumağı olan Saint Petersburg'da Rus Milli Marşı'nın melodisinden sonra İstiklal Marşımızı seslendiren Rus çocuklar gördük.

Sanırım o çizdiğimiz hattan çok daha geniş bir alanda çok farklı milletten-kavimden çocuklar, benzeri bir prototip içinde eğitim görüyorlar. 200'ü aşkın okulda...

Artık bu çocukları eğiten okulları, Fethullah Hocaefendi'ye bağlı insanların açtığı biliniyor. Gene kolaylıkla bilinir ki bu okulların temel ufkunda Hocaefendi'nin fırça izleri var.

Bir kere bu okulların hayatiyetini devam ettirmenin hem insan, hem de finans noktasında ciddi bir fedakarlığı göze almayı gerektirdiğini peşinen belirtelim. İnsan planındaki fedakarlığın boyutunu bu okulların öğretmenlerinin, belletmenlerinin ve bunların eş ve çocuklarının paylaştığı güçlüğü gördükten sonra teslim etmemek mümkün değil. Ama bu insanlar yüzlerini buruşturmadan gayret ediyorlar. Kanı emip kızılcık şerbeti içtim demek, tam onları anlatıyor. Hemen pek çoğu sosyal-kültürel bir karmaşanın içinden geçen toplumların bünyesinde, yürek disiplinini koruyarak hizmet etmenin güçlüğü, hele çok da ferah-ı fahur sayılamayacak imkanlarla çalışmanın güçlüğü kolayca takdir edilebilir.

İşin bir de finans boyutu var. Bu okulların hemen pek çoğu ek desteklerle kuruluyor, faaliyet gösteriyor. Sadece öğrenci katkısı tekerleği döndürecek enerjiyi cüz'i oranda olsa bile sağlamıyor. O zaman gerek okulun faaliyete geçtiği ülkede iş yapan (muhacir) işadamları, gerekse her biri bir okulun yükünü üstlenen Anadolu şehirleri fedakarlık için seferber oluyor.

İşte Fethullah Hoca'nın yol göstermesi ile kurulan gurbet okullarının ateşi böyle yanıyor.

Peki ne için? Hedef ne?

Fethullah Hoca hiç şüphesiz dindar bir insan. Ben onun kişisel planda İslam'ın ana hedefleri dışında herhangi bir kasdı bulunduğunu düşünemem. Eminim ki hayatının gayesi İslam'dır.

Ama bu okullar din eğitimi yapmıyor. Bunun için yola çıkmış da değil. Proje de bir din eğitimi projesi değil.

Deyim yerindeyse bu okullar "Türkiye dostluğu" ortak paydasında buluşan ve hayatın her alanına insan yetiştirmeyi hedef alan eğitim kurumları. "Saint Petersburg'da, Moskova'da niye var?"ın cevabı bu olduğu gibi "Almatı'da, Çimkent'te niye var?"ın cevabı da bu. Bir bakıma bu okullar geleceğin "Türk lobisi"ni inşa ediyor.

Kazakistan Büyükelçimiz Kurtuluş Taşkent bu çizgiyi gayet güzel tesbit etmiş. Diyor ki: "Bu okullar Türkçe konuşan, Türk kültürünü tanıyan, Türkiye'yi seven insanlar yetiştiriyor. Dolayısıyla biz 15-20 yıl sonra bu ülkelerde bu çerçevede yetişmiş insanlarla muhatap olacağız. Bu da Türkiye hesabına önemli bir kazanç."

Sayın Büyükelçinin yaklaşımının Ankara'da külli bir devlet bakışı olup olmadığını bilemiyorum. Yani Ankara bu okullara yüklenen misyon konusunda kuşkularını dağıtmış mıdır? Yoksa iz sürme politikası devam mı etmektedir?

Fethullah Hoca tek bir insandır ve onun teşviki ile Türkiye'nin yarınlarda hinterlandı olacak coğrafyalarda dost halkası bir seçkin zümre yetişmektedir. Koca devletin bu alana yaptığı yatırım da, aldığı sonuç da öteki cenahtaki verimler yanında çok zayıf kalır.

Fethullah Hoca bu okulların kendince "realist" çerçevesini çizmiş ve "evrensel değerler" istikametinde ama özüne "Türkiye sevgisi" nüfuz etmiş bir çizgiyi öngörmüştür. Belki kendi gönlüne kalsa vaaz eder, sırf dini mesajlar verirdi. Ama muhtemel ki "realite"yi farklı görüyor.

Ben olsam Hocaefendi'ye "Bu kadar gayreti bir ümide gömmek sağlıklı mı?" diye sorar, belki de eleştirirdim.

Ama şunu açıkça ifade etmek istiyorum ki devlet adına hiç kimsenin bu okullara kuşku yöneltme, hala bu çerçevede Fethullah Hocaefendi'den günlük siyasi hesapların da yönlendirmesiyle kendi kişisel çizgisini zorlayıcı beyanlar bekleme hakkı yoktur.

Fethullah Hoca bu okullarda devletin bugün acil olarak yapması gerekeni yapıyor. Yani yarın Türkiye'nin dostluk bekleyeceği ülkelere "Türkiye'ye dost elitler" yetiştiriyor. Bu samimi bir Müslüman'ın Türkiye sevgisidir. Türkiye sorumluluğunun yansımasıdır.

Yapılanın başarı şansına gelince, sözü edilen coğrafya neredeyse tüm dünyadır. Ses ulaşan yere insan gönderiyor. Hocaefendi sanki göle maya çalıyor. Bunun "ya tutarsa"sı olduğu gibi "ya tutmazsa"sı elbette vardır. Hocaefendi herhalde göle mayayı gurbete gönderdiği çocuklarının iç tutarlılığına güvenerek çalmaktadır. Ne diyelim, Allah yardımcıları olsun. Gurbetteki gönül erleri için dua edelim.