Yazdır

Anadolu İnsanının Koşusu

Yazar: İdris Gürsoy, Zaman Tarih: . Kategori 1997 Köşe Yazıları

Oy:  / 4
En KötüEn İyi 

1996'nın son iki ayını Susurluk kazasından sonra ortaya atılan iddiaları tartışmakla geçirdik. Devletin bazı kurumlarının "kirli", "yasadışı" işlere karıştığı, bazı müesseselerinin çürüdüğü, bazı görevlilerin yetkilerini kötüye kullandığı, devletin en yetkili ağızlarından anlatıldı, raporlardan gazete manşetlerine yansıdı.

Bu arada hıyanet şebekeleri, sisli havayı fırsat bildiler, milletin sevdiği, saydığı şahsiyetleri de bu pisliğin içine çekmeye çalıştılar. 'Çamur at tutmazsa izi kalsın' taktiği ile Çankaya'ya sunulan listelere daha sonradan ilaveler yaptılar. Toplumun içinden çıkmış, ömrünü milletine adamış, lekesiz, tertemiz alimlerimizi zan altında bırakarak, toplumumuzun ve gözü onda olan toplumların ümitlerini kırmak istediler. Bu hain tertip, hemen hissedildi. Kamuoyu vicdanı ayağa kalktı. Milletin sağduyusu hain planları gördü. Görüşü, düşüncesi ve inancı ne olursa olsun, her kesimden bu iftiraya tepki yağdı. Halk değerlerine sahip çıktı.

Anadolu'nun bir görünen bir de görünmeyen yüzü var. Bazen "derin Türkiye" diye tabir edilen görünmeyen yüzde, nice olaylar, nice heyecanlar, nice duygular, nice aşklar var. Halkın vicdanına, derin Türkiye'ye kulak verin. Hakikat orada. Hikmet orada. Bilgi orada. Tarih, kültür, gelenek orada. Oranın düşüncesi çok önemli. Tertipler, hain planlar, iftira ve çamurlar oraya çarpar, parçalanır ve yok olur giderler. Anadolu'yu karış karış gezin. Her kapıyı çalın. Her gönüle; "Ömrünü milletine adamış insanların adını isim isim sayıp, nasıl bilirsiniz?" diye sorun.

Cevaplar, yalın ve nettir: Allah onlardan razı olsun! Allah, onları başımızdan eksik etmesin. Onların izlerini görürsünüz her yerde. Bazen bir eser olarak karşınıza çıkarlar, bazen bir insan olarak. Eserleri millete mal olmuş, birer aydınlık kaynağıdırlar. İnsanların ise sineleri temiz, sima ve nasiyeleri paktır. Toplumun bütün kesimleri itimad eder onlara, cemiyetlerde baştacıdır onlar. Onlar temiz, derin Anadolu'nun yüreğidir, kalbidir, atardamarıdır. Susurluk kazasından sonra "temiz toplum", "temiz devlet" arayışları gündemimize geldi. Temiz toplum arayanlar, önce aynaya baksınlar, sonra da "derin Türkiye'ye".

Düşsünler yola, en ücra köşelere kadar gitsinler, temiz toplumun izine rastlayacaklar. Araştırsınlar, sorsunlar, temizliğin arkasındaki kaynaklara ulaşacaklar. Onlardan kana kana içsinler ve bu topluma da bu abai hayattan içirsinler. . Kirli kanalları tıkayıp, nur akan kanalları açsınlar. Kirliler varsa, yıkansın, yunsun, pak, aydınlık olsun. "Temiz devlet" ancak "temiz insanlarla" olabilir. "Kirli insanların" temiz toplum ve temiz devlet istemeleri kadar gülünç, çelişkili bir durum olamaz. Kirle temizlenilmez. "Kirlilikten" şikayeti olanlar, temiz, aydınlık insanlara müracaat etsin. Kirli listelere, temiz insanları dahil etme tertibinin gayesi; güzeli arayan, pislikten, çirkinlikten bunalmış olan insanların doğru adreslere ulaşmasına mani olmaya çalışmaktır. Bunlar; "kirlilikten" bunalan insanımızın temizliğe koşmasından tedirgin olmuş, bu milletin iyiliğini istemeyen kötü, bedbaht, aldanmış mihraklardır. . Niyetleri, planları; insanlarımızı tamamen ümitsizliğe sevk etmek ya da yanlış adreslere göndermektir.

Doğrusu millet, bu noktadan sonra yanlış levhalara aldanmayacak, ümit olarak gördüğü insanlara doğru koşuya devam edecektir. Vücutta kangren olmuş bir parça varsa, bu alınır. Eğer buna göz yumarsak, vücudu tamamen kaybederiz. Devletin içinde bir çürüme varsa operasyondan kaçınamayız. Yoksa devlet elden gider. Kangren olmuş hücreleri vücuttan ayırmalı, sonra da tedavi için kolları sıvamalıyız. Temiz ellerle, temiz topluma ve temiz devlete ulaşmalıyız. Her kışın sonunda bir bahar vardır. Anadolu insanı ümitle kışın gitmesini, baharın gelmesini, karın kalkmasını, çiçeklerin açmasını bekliyor. Sabırlı. Yıldız yağmurunu görüyor. Aydınlığın yakın olduğunu hissediyor. Yıllarca ot bile bitmeyen steplerde, dağlarda, bağ ve bahçelerde güllerin, çiçeklerin açtığına şahit oluyor. Gönlünü, gönül yapmaya gelenlere açıyor. Yönünü güneşe, aydınlığa, ışık şahsiyetlere dönüyor. 1997'nin kirliliğin sebepleri ve temizlenme yolları üzerinde hassasiyetle durulan bir yıl olmasını diliyoruz. Yıldız yağmurunun durmayacağına, Anadolu'dan sonra dünyanın daha nice ülkelerini aydınlatmaya devam edeceğine inanıyoruz.