Yazdır

Duygusallığım ve Hocaefendiden Aldığım Ders

Yazar: Ahmet Selim, Zaman Tarih: . Kategori 1997 Köşe Yazıları

Oy:  / 0
En KötüEn İyi 

Vakfın toplantısına gidemedim. Fakat STV'den takip ederken, orada hazır bulunuyormuşçasına olayı yaşadım.

Önemli olan, insandır. İnsanlarımızın birlik ve beraberliğidir. Barıştır, sevgidir, gönüllerin etkilenmesidir... Allah'ın rızası, bu istikametin benimsenmesindedir. Doğru, her zaman kolay değildir. Ve Hocaefendi, zorlu doğruyu tercih etmiştir. "İsterseniz, manevi tesahübüm altında görünen okulları devredelim." diyebiliyor. Bunu anlayabilmek zordur; benim için de zor oldu. Ama doğru mesaj ve tavır odur... Bütün açıkyürekliliğiyle ve tam bir samimiyetle gönüllere hitap etmek...

"Bizim içimiz dışımızda. Münasipse öyle olsun. İşte yüreğim!" diyebilmek, zoru başarmaktır.

Bu bilinmedik bir tavır değildir, istikamet üzere itidalle ve ihlasla yaşama ölçülerinin gereğidir. Fakat nefsimize ağır gelen bir tarafı olduğu için, uygulamaya alışkın değilizdir. Yüreğimizi ortaya koyacağımıza, nefsani olduğunu itirafa cesaret edemeyeceğimiz tepkiselliklerle uğraşmayı uygun görürüz.

Tenkidi bir tarafa bırakın; alınması gereken ders, günlük hayatta da öyle olmamızdır.

Her nefsani tepki aynı cinsten bir başka tepkiyi davet eder ve niyet öyle olmasa da; samimiyetsizliğin fasit dairesinde zihinleri zaafa uğratan bir verimsizlik tablosu, sis tabakası gibi ruhi hayatımızı karartır. Koy yüreğini ortaya; sisler dağılsın, zihinler aydınlansın... Bunları günlük hayatımız için söylüyorum... Yapmak zor; ama yapmamız gerekir.

Ben bu jestten, hayatımın en büyük dersini aldım. Hayatım bir film şeridi gibi murakabe ekranına yansıyor ve içimden şunlar geçiyor: "Keşke muayyen noktalarda (buyurun alın) diyebilseydim."