Yazdır

Fethullah Hoca'nın Vatikan Ziyareti

Yazar: Ahmet Tezcan, Akşam Tarih: . Kategori 1998 Köşe Yazıları

Oy:  / 1
En KötüEn İyi 

Büyük bir aksilik olmazsa bugün Vatikan'da Papa II. Jean Paul ile Fethullah Hocaefendi buluşacak. Bazıları bu görüşmeyi "tarihi buluşma" olarak değerlendirirken, kimileri küçümsüyor, kimileri yadırgıyor. Vatikan canibinde bu buluşmanın anlamı ve önemi nedir bilemiyorum ama bizdeki değerlendirmelerin zıtlığı ortada.

Fethullah Hocaefendi'nin düşüncelerine üstad olan Bediüzzaman Said Nursi, İslam ve Hıristiyan dünyasının, insanlığın ortak çıkarları için bir gün mutlaka işbirliği yapacaklarını yazmıştı. Lem'alar isimli eserinde Türkiye'deki Alevilik ve Sünnilik tartışmasını tahlil ettiği 4'üncü Lem'a bu konuya da yer veriyor, orada mealen "İslam ve Hıristiyan dünyasının insanlığın hayrı için işbirliği söz konusu iken, Sünnilik ve Alevilik tartışmalarını körüklemenin hiçbir yararının olmayacağı" belirtiliyordu. Fethullah Hocaefendi'nin Katolik Hıristiyan dünyasının lideri Papa ile buluşması, Said Nursi'nin neredeyse 100 yıl önceki işaretinin ilk büyük adımlarından biridir. İdeolojik ayrımlar bir kenara Nur cemaati içinde bile bu önemli buluşmayı küçümseme eğiliminde olanların, temel kaynağa tekrar müracaat ederek hadiseleri egosantrik gözlükle değil, "üstadane" mantığın süzgecinden geçirmeleri gerekiyor. O mantıkta Nur talebelerinin her birinin "ferd-i ferid makamında" değerlendirildiğini hatırlamak zorundalar.

Dolayısıyla Fethullah Hocaefendi'nin bir cemaat lideri olarak değil, sade bir Nur talebesi sıfatıyla dahi böyle bir görüşmeyi gerçekleştirmesi anlam itibarıyla son derece önemlidir ve kendisini şakirt bilen herkesin seksiz şüphesiz alkışı ve Hocaefendi'nin Vatikan dönüşünde ayni heyecan ve samimiyet içerisinde "hoşamedi"si gerekir. Sadece bu perspektiften bakıldığında bile, bugün serli siyaset yüzünden buzlu cam kırıkları ile zerrelere parçalanmış Nur talebelerinin yeniden kucaklaşmasına da on ayak olacaktır bu buluşma. Öyle olmalıdır. Daha geniş planda ise Hocaefendi ve Papa buluşması Türkiye acısından son derece önemlidir.

Türkiye'nin Avrupa Topluluğu'na aday ülke bile olamamasının perde arkasındaki tek sebep, Hıristiyan Avrupa ülkelerinin dinsel bağnazlığıdır. Papa'nın bu daveti ve sonrasında olması ümit edilen İslam-Hristiyan işbirliği, Avrupa siyasetindeki Haclı zihniyeti de yumuşatabilir. Is ki, Türkiye'de Fethullah Hocaefendi ve onun gibi evrensel düşünebilme yeteneğindeki dini cemaat liderlerinin onu, ideolojik "irtica" paranoyası ile kesilmesin. Aksi halde, Türkiye kendi bindiği dallardan birini daha kesmiş olacaktır. Nihayet, tekrar Said Nursi'nin Lem'alar'da bu yakınlaşmayı işaret edişinin ana sebebine dönmek istiyorum. Said Nursi, bu işareti Türkiye'deki Alevi-Sünni ayrımını körüklemek isteyenlere bir örnek olarak vermiş, geniş perspektifli düşünmek yerine bir soğan zarına takılıp kalmanın aptallığını ortaya koymaya çalışmıştı.

Ne yazık ki hala Türkiye'de Alevi ve Sünni halkı bu soğan zarında boğmak isteyenler var. "Bizim özelde ve genelde Alevilik diye bir sorunumuz yoktur. Bizim amacımız isçi sınıfının egemenliğine dayalı bir rejim kurmaktır" diye açıkça asil amaçlarını belirtmelerine rağmen Aleviliği ideolojik sıçrama tahtası olarak kullananlar ile Aleviliği İslam dışı sayma hastalığına yakalanmış ve Allah'a kendi dinini öğretmeye kalkacak kadar aptalca bir fanatizmin peşinde koşan ideolojik İslam savunucularının artık aklini baslarına devşirmeleri gerekiyor. Zaman duygusallık ve akilsizlik değil, soğukkanlılık ve idrak zamanıdır. Papa ile Hocaefendi'nin buluşması, yıllardır birbirinden soğan zari uzaklığındaki Alevi ve Sünni kesimin, aralarına siyasetin çektiği görünmez izafi perdeleri ve duvarları yıkarak kucaklaşmalarına da önayak olmalıdır.