Yazdır

Hocaefendi ve Sivil Toplum

Yazar: Zeynep Göğüş, Sabah Tarih: . Kategori 1998 Köşe Yazıları

Oy:  / 1
En KötüEn İyi 

Sanki üçüncü bin yılın eşiğinde değil de, bindokuzyüzlerdeyiz ve sanki burası Moskova değil de Antep, Kayseri ya da Adana. Bu saydıklarım, geçen yüzyılın sonunda misyonerler eliyle kolejlenen Anadolu şehirlerimiz...

O sıralarda dünyayı saran misyonerlik akımını günümüz Türkleri bir asır farkla yakalamış durumdalar. Moskova ve Petersburg'daki Türk-Rus Kolejlerini görünce anlıyoruz ki, cemaatinin kısaca "Hocaefendi" diye hitap ettiği Fethullah Gülen sayesinde Türkler misyonerliği de öğrenmekteler.

Yabancı okullarda okumuş olanlar için Gülen Cemaati'nin yurtdışı okullarındaki ruhu yakalamak daha kolay. Robert Kolej ya da Saint-Joseph Lisesi'ndeki sistemin aynısı uygulanıyor bu okullarda: Fen dersleri Türk hocalar tarafından İngilizce veriliyor, yabancı diller de öyle. Sosyal bilimler ve edebiyat ise Rus hocalarda ve tabii ki Rusça.

Sadece Rusya Federasyonu'nda cemaatin kurduğu 23 Türk Koleji var. Bütün dünyaya yayılan bu tip 250'ye yakın okulu düşünürseniz, Fethullah Hoca hareketinin devlet dışı gönüllü girişim olarak eşine ender rastlanabilecek bir vaka olduğunu kabullenmek gerekir.

Bu hareketi yok farzedip susmak mümkün değil, doğru da değil.

Devam etmekte olan Fethullah Gülen tartışmasına soğukkanlı bir katkı olarak gündeme getirmek istediğim soru şu:

Din eksenli ve din adına yola çıkan bir hareketi sivil toplum kapsamında düşünmek doğru mudur?

Diyeceksiniz ki bu ülkede bir sol parti lideri tarafından ordunun bile sivil toplum örgütü olduğu (Baykal'ın kulakları çınlasın) söylenmedi mi? O halde tamamen gönüllü bir örgütlenme olan Fethullahçılar nasıl girmez sivil toplum kapsamına?

Fakat nedir Allah aşkına bu sivil toplum?

Devlet dışındaki her türlü örgütlenmeyi sivil toplum diye tanımlayan bakış açısı, elbette ki Gülen hareketini bu şemsiyenin dışında bırakamaz.

Bana öyle geliyor ki önce sivil toplumun tarifinde anlaşmalıyız.

Sözgelimi sivil toplum, imam-mürid ilişkisi midir? Yoksa tam da bu ilişkinin kırıldığı yer midir?

Sivil toplum eğer demokrasi içine yerleştiriliyorsa, bu tanımda personality cult denilen kişiye tapma derecesinde bağlılıklar da yer alır mı?

Sivil toplumu örgütünün kendi içinde eleştirisi var mıdır yok mudur? Hiyerarşik olmalı mıdır, olmamalı mıdır?

Fethullah Gülen cemaati üyeleri, "dinî cemaat" sözcüklerinin kendilerini tanımlamaya artık yetmediği görüşündeler. Kendilerine yakıştırdıkları tanım Gönül Dostları... Açıklamaları ise "Madem ki Sabancı ve hatta musevi olan Üzeyir Garih de destekliyor onları..."

Gülen hareketindeki vatanseverlik mobilizasyonu işi bir şey. Dünyaya yayılmış beşbin Hocaefendi müridi misyoner öğretmenin kalbi, Türkiye sevgisiyle atıyor.

Ne var ki buradaki vatanseverlik dürtüsü dinî olduğu gibi, aracısı da devletin dinle güçleneceğine inanan bir Hocaefendi...

"Vatansever olmak için dinî referansa ihtiyacı olmayanlar ne yapsın?" diye sormak ihtiyacını tam da bu yüzden duymaktayım.