Yazdır

Bu Akşam da Fethullah Gülen'i Konuşacağız

Yazar: M. Ali Birand, Sabah Tarih: . Kategori 1998 Köşe Yazıları

Oy:  / 2
En KötüEn İyi 

Bu ülkede mutlaka bir "taraf" olmanız gerekiyor.

Ya Fenerli, Galatasaraylı olacaksınız veya başka bir kulübü tutacaksınız.

Aynı durum partiler için de geçerli. Bir parti üyesi olmalı ve partiyi veya liderini gözü kapalı biçimde desteklemelisiniz. Karşı taraftakini de vurmalısınız.

Bu yaklaşım her konuda geçerli.

Geçen salı akşamı yayınlanan 32. Gün programında Fethullah Gülen'in yurt dışındaki okullarını konu aldık.

52 ülkede 257 lise, üniversite kurulmuş, 40 bin yabancı öğrenci okuyor. Binlerce Türk öğretmen misyoner gibi çalışıyor.

Acaba, böyle bir olguyu görmezden gelmemiz mi gerekiyordu?

Veya bu okulları "taraf tutma" niyetiyle, yerden yere vurmak, karalamak için de, elinizde hiçbir veri bulunmamasına rağmen "Amerikan oyunu" veya "uyuşturucu trafiğinin bir parçası" olarak mı göstermek gerekirdi?

Bizim yayıncılık anlayışımız bu değildir.

Gerçekleri olduğu gibi, uzanabildiğimiz ve bulabildiğimiz verileri kişilerin ağzından açıkça verdik.

"Taraf" olmadık.

Çok sevinerek şunu söylemem gerekiyor ki, programın yayınından sonra büyük bir ilgi ve övgü seliyle karşılaştık.

Marjinal birkaç eleştirinin dışında, en katıksız laik çevrelerden dahi, hayretle karışık "bu kadar büyük olduğunu bilmiyorduk" tepkisi aldık.

Medya'nın görevi, gözler önünde büyüyen bir oluşumu kamuoyuna yansıtmaktır.

Bunu da başardığımıza inanıyorum.

Bu akşam, Fethullah'ın dünyası ekrana gelecek

Bu akşamki 32. Gün programında da, bu projeyi gerçekleştiren Fethullah Gülen'i tartışacağız.

Neler düşünüyor?

Nasıl bir Türkiye var kafasında?

Üstünde büyük etki sahibi olduğu cemaatinin büyüklüğü ve gücü nedir?

Şimdi eminim, bu programdan sonra yine marjinal bazı grupçuklar "Fethullah Gülen'in reklamını yapıyor" diyeceklerdir.

Varsın, desinler.

Ülke içinde ve dışında böylesine ağırlıklı bir grubu ve onun liderinin ne düşündüğünü öğrenmek herkesin hakkıdır.

Artık, kulüp tutar gibi davranmayı bırakalım. Görüşlerini paylaşmasak dahi, kişilerin neler düşündüklerini öğrenelim.

Türkiye'yi illa bölmek mi gerekir?

Hayatım boyunca hep demokrasiye ve açık tartışmaya inandım.

Bu şekilde büyütüldüm.

Toplumların farklı görüşleri konuştukça, tartıştıkça ve şeffaflaştıkça güçlendiğine inandım.

Tabular yaratan, sadece komplo teorileri kurup bununla yaşlananların hiçbir yere varamadıklarını gördüm. Soğuk savaş döneminde yaratılan kominist tabusu ve koministlerle ilgili komplo teorilerini hatırlayın... Bir de bugüne bakın...

Ben, Türk halkının bazı çevrelerin ileri sürdüğü gibi saf olduğuna inanmıyorum. Bu halk, çıkarlarını çok iyi biliyor. Bundan dolayı, ne kadar çok bilgilendirsek, ne kadar çok tartışma ortamı yaratsak o kadar sağlıklı bir toplum yapısı oluşturabiliriz.