Yazdır

O Elin Anlamı

Yazar: Fehmi Koru, Zaman Tarih: . Kategori 1998 Köşe Yazıları

Oy:  / 3
En KötüEn İyi 

Ülkemizin öndegelen dini simalarından Fethullah Gülen Hocaefendi, yarın, Katolik Dünyası'nın lideri Papa 2. John Paul ile görüşecek. Vatikan'daki görüşme, birbirinden kopuk hatta hasmane tavır içindeki iki dünyanın uzun zamandır bu düzeyde ilk kez buluşmasına vesile teşkil edecek. Konunun Türkiye'de uyandırdığı merak yanında Batı'nin hiç beklenmedik ilgisi de, ister istemez, dikkatleri bu 'tarihi' sayılabilecek buluşmaya çekiyor…

Papa ile Hocaefendi'nin şahıslarında temsil ettikleri iki dinin özelliği, her ikişinin de dunyayı kendi dindaşlarıyla dolu görme arzusudur. Musevilikten farklı olarak, İslam ve Hiristiyanlık (özellikle Katolik dini), başkalarını da inanca çağırmayı ibadet gören (misyoner) birer inanç sistemi... Katolik Kilisesi, uzun asırlar boyunca yaptığı dine çağrı faaliyetlerinde genel olarak başarılı oldu; acziyet gösterdiği tek coğrafya İslam'ın zihniyet dünyasıdır. Bu sebeple, 1963 yılında toplanan Ikinci Vatikan Konseyi, "Hiristiyan olmayan dinlerle ilişkiler" başlığı altında İslam Dünyası'nı da göz önünde bulunduran bir dizi karar aldı. Bin yıla yakın süre Haçlı Seferleri gölgesinde yürütülen sıkıntılı ilişkiler, ilk kez Ikinci Vatikan Konseyi ile, kilisenin İslam'ın değerini kabul ettiği yeni bir döneme girdi. Konsey, tarafları geçmişi unutmaya ve karşılıklı anlayış zemini arayışına davet etti.

Iki taraf arasındakı ilişkilerin gerginliğini farketmek için Haçlı Seferleri dönemine gitmeye gerek yok aslında. İslam Dünyası asırlar boyunca Batı'nın gerçek temsilcisi olarak kiliseyi gördu. Bu yüzyıla büyük çoğunluğuyla Batılı ülkelerin sömürgesi olarak giren İslam coğrafyasının değişik parçaları, dinin bir baskı aracı olarak nasıl kullanıldığını 'Hıristiyan Batı'nın kendi topraklarındaki deneyiminden öğrendi.

35 yıl onceki Konsey kararları, kilisenin tarihinde gerçek anlamda bir dönum noktası teşkil etse de fazla bir işleve sahip olamadı. Hıristiyan misyonerler gittikleri her yerde İslam davetçilerinin direnişiyle karşılaştılar; müslümanlar, ileriye doğru yürüyüşlerinin kilise tarafından engellendiği duygusunu pekiştiren davranışlara muhatap oldular. Sonuçta, iki dünya, sömürünün şairi Rudyard Kipling'in resmettiği gibi, biraraya gelemeyecek hasım konumlarını bugune kadar korudular.

Vatikan'da gerçekleşecek yarınki buluşma, bu bakımdan, ilgi çekmeyi hak ediyor. Haçlılar, büyük çapta, müslüman Türkler'in göğsüne çarparak geri püskürtülmüşlerdi. Bugün ise, dünyanın en büyük iki inanç sistemi, şartların değiştiğini gösterir biçimde, birliktelik arayışı içindeler. Sömürge döneminin henüz devam ettiği, pozitivizm ve materyalizm gibi görüşlerin etkişi altındaki bir sistemin dünyaya egemen olduğu Ikinci Konsey günlerinde hayata geçirilemeyen arzu icin zemin şimdi çok müsait.

Müsait, çünkü günümüz insanının ulaştığı yeni dönemin değerleri, bir önceki sistemin insanı dışta bırakan maddeci ve baskıcı özelliklerini elinin tersiyle ittiği gibi, inançları aziz tutma ilkesi üzerine oturuyor. Müslümanın daha müslüman, hırıstiyanın daha hıristiyan ve musevinin daha musevi olduğu dindar bir dünya duruyor önümüzde. Nimetlerin hakca paylaşıldığı, insan haklarının korunduğu, daha katılımcı, hukukun üstünlüğü etrafinda birleşilen bir yeni kavrayış egemen oluyor gezegenimize…

Bu 'yeni' dönem, dini eksen aldığı için -doğal olarak- bütün dinlerin öğütlediği barışı hedeflediği halde, yine dini eksen aldığı için çatışma ihtimalini de içinde barındırıyor. Geleceğimize felaket senaryoları yazanlar 'uygarlıklar çatışması' dedikleri küçük kıyametleri dinler arası savaşlar olarak öngörüyorlar. Günümüzün teknolojik ileriliği, bu tür bir savaşı, gerçek bir kıyamete bile dönüştürebilir.

Dünyanın merakla izlediğini sandığımız Vatikan buluşması, işte en fazla bu yönüyle, bundan daha iyi zamanlanamazdı. Her bölgesel ihtilafin kendi içinde dine dayalı çatışma tohumu barındırdığı günümüz dünyasında, iki büyük dinin saygın şahsiyetlerinin birlikte görunmeleri bile 'evrensel barış' yolunda ciddi bir adım sayılmalı. Bundan sonraki adım, daha barışcı bir dünyanın, birbirine hoşgörüyle bakan, yek diğerinin değerlerinden yararlanmakta beis görmeyen, tehditleri beraberce karşılayıp defetmenin kolaylığının farkında, ortak hasımlara beraberce göğüs germeye hazır dindarları arasında kurulacak anlayış köprüsü olacaktır. O günlerin de uzak olmadığına inanmak istiyoruz.

Umarız, uzatılan elin anlamının Vatikan da farkındadır.