Yazdır

Demirel'den Yunanistan'a Ültimatom

Yazar: Sebahattin Önkibar, Türkiye Tarih: . Kategori 1999 Köşe Yazıları

Oy:  / 2
En KötüEn İyi 

Filipinler gezisi devam eden Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel dün bu ülkenin televizyonuna, sorulan bir soru üzerine şunları söylüyor:

"Yunanistan PKK'nın terör eylemlerini desteklemektedir. Yunanistan PKK teröristlerine eğitim kolaylıkları ve lojistik destek vermektedir. PKK'nın terörünü hiçbir zaman kınamamıştır. Son olarak PKK terör örgütünün elebaşının Kenya'da ele geçirilmesinden önce Yunanistan tarafından kendisine sağlanan yardım ve bunun bizzat Yunanlı yetkililer tarafından itiraf edilmesi her şeyi açıkça gözler önüne sermiştir."

Devam ediyor Cumhurbaşkanı:

"Yunanistan ve suç ortağı Kıbrıs Rumlarının, PKK terörizminin kanlı cinayetlerinin öteden beri işbirlikçisi olduğu artık somut biçimde ortaya çıkmıştır. Yunanistan terörist Öcalan'ın adaletin eline geçmesinden duyduğu üzüntüyü pişkinlikle sergilemektedir."

Demirel Filipinler televizyonunda Yunanistan'ın terörle iç içe olduğunu söylüyor:

"PKK'ya verdiği destekle Yunanistan terörizmle işbirliği halinde yakalanmıştır. Bu tutumuyla Yunanistan terörizmi destekleyen ve teröre yataklık eden ülkeler listesine alınmalıdır. Böyle bir ülke ancak yasadışı bir devlet olarak tanımlanabilir."

Ve ardından sert bir uyarı, ya da ültimatom geliyor:

"Yunanistan'a bir şans daha vermek istiyoruz. Yunanlı yetkilileri, uluslararası hukuk çerçevesindeki yükümlülüklerine uymaya davet ediyorum. Şayet yasadışı davranışlarını sürdürmeyi tercih ederlerse, uluslararası hukuktan doğan meşru müdafaaya dönük gerekli tedbirleri alma hakkımızı saklı tutuyoruz."

Evet Cumhurbaşkanımız Demirel'in sözleri aynen böyle.

Sayın Demirel'in 1 Ekim'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin yeni yasama yılı vesilesiyle yaptığı konuşmada Suriye'yi açıktan hedef alan sözleri ve ardından yaşanan malum gelişmeler ve de sonrasında söylenen buna benzer sözlerin, önemli bir mesajı ya da anlamı olsa gerektir.

Bu beyanlar Türkiye'nin sadece PKK konusundaki kararlılığının değil, aynı zamanda Yunanistan'la bundan sonraki ilişkilerimizin seyri bağlamında da önemli bir işaret sayılmalıdır.

Filipinler Gezisi

Gelelim Filipinler'de yapılan temaslara:

İtiraf etmek gerekir ki, Sayın Demirel'e yetişmek mümkün değil.

11 saatlik direkt ve de yorucu uçak yolculuğu sonrasında Cumhurbaşkanı dur durak demeden koşuşturuyor.

Sabahın yedisinde başlayan program gece 11'lere kadar devam ediyor.Bu tempoya ayak uydurmanın imkanı yok.

Bir bakıyoruz Sayın Demirel Filipinli devlet görevlileriyle ayrı ayrı görüşüyor, bir bakıyoruz üniversitesinde Türkiye'yi anlatıyor ve bir bakıyoruz Filipinli işadamlarına konferans veriyor.

Neler mi anlatıyor?Türkiye'nin hinterlandını, potansiyellerini ve geleceğini...Sayın Demirel adeta bir 'misyoner ' gibi yollara düşmüş, Türkiye türküsünü çağırıyor ve onu sevdirmeye çalışıyor.

Neredeyse uçak yolculuğunda yani havada geçen süreye eşdeğer zamanda yapılan bütün bu aktiviteler Demirel'in Türkiye sevdası adına yaşına rağmen katlandıklarının net belgeleridir.

Bizim yaşımıza rağmen ancak yarısına yetişebildiğimiz bu program temposunun başka bir izahı, emin olun olamaz.

Tabii Sayın Demirel'in bu devlet adamlığı tarafı bütün dünyada bilindiğinden olsa gerek, olağanüstü bir ilgi de görüyoruz.

Neredeyse bütün şehrin ard arda Türk bayraklarıyla donatıldığı Filipinler başkentinde, ard arda topların patlatılması sonrasında yapılan görkemli karşılama töreni, Filipinli gazetecinin bize söylediğine göre, ABD Başkanına yapılan merasimin aynısıydı.

Türkiye ile Filipinler arasında anlaşmalara ama en önemlisi güzel ve yeni bir iklime vesile olan bu gezide amaçlananın ötesine geçildiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Türk Okulu

Ve gelelim tekrar Filipinler notlarımıza:

7 bin 150 adadan oluşan Filipinler'de neredeyse her kabilenin ayrı bir dili var.

Ortak anlaşma vasıtası İngilizce.

Halkın büyük bir çoğunluğu Hıristiyan ve de dindar.

Öylesine dindar ki, her yıl yıldönümünde kendini çarmıha geren çok sayıda insan var.

Eğitimi de çok büyük ölçüde kilise vakıfları üstlenmiş.

Ticari hayat ise Çinlilerin elinde.

Filipinlilerin Koçları ya da Sabancıları Çinliler.

ABD kültürünün hakim olduğu Filipinler'de fakir ve orta sınıf için müzik ve basketbol, varlıklı kesim için ise golf en büyük tutku.

Manila teneke mahallelerle gökdelenler karışımı bir kent.

Trafik Hindistan ya da Bangladeş'te olduğu gibi değerlendirmesi bile yapılamayacak kadar fevkalade kötü.

Ortalama aylık ücret 100 dolar civarında.

Türkiye sadece entelektüel çevrelerde ve Körfez ülkelerine çalışmaya gidenler tarafından Avrupa ülkesi olarak biliniyor. Sokaktaki halkın Türkiye'den haberi yok.

Ve işte böyle bir ülkede bir Türk okulu iki yıldır eğitim veriyor.

Fethullah Gülen Hocaefendi'yi sevenlerce kurulan bu okulda toplam Hıristiyan-Müslüman 100 öğrenci var. Henüz iki yıllık mazisi bulunan bu okulun ikinci sınıfında okuyan Filipinli öğrenciler, Türkçe konuşuyor.

Sadece Türkçe mi konuşuyor? Bu okullarda sadece Türkçe mi öğretiliyor? Hayır. Türkiye ve O'nun Atatürk gibi büyüklerini de öğreniyor. Tek kelime ile Türkiye'nin dünyaya açılan penceresi ve lobi örgütlenmesi olan bu okullaşmaya karşı çıkmayı, emin olun anlayabilmiş değiliz.

Efendim arkasında CIA var mı diyecek misiniz?

CIA benim dilimi, ülkemi ve Atatürk gibi büyüklerimi tanıtmaya vesile oluyorsa, varsın arkasında olsun. Ama söyler misiniz, CIA böyle bir şeyi niye yapsın? Ki biz buna zerre ihtimal vermiyoruz. Bu okullar Türk kültürünün, Türk sermayesinin sadece lobi altyapıları değil, aynı zamanda misyoner altyapılarıdır. Dün Sayın Demirel'in büyük bir çırpınma ile yaptığı Türkiye tanıtımını gelecekte bu çocuklar yapacak ve Türkiye'nin adını bile duymayan Filipinlilere Türkiye'yi sevdirecek, Türkiye'yi tanıtacak, Türkiye'yi anlatacak.

Uçakla 11 saatte gidilen Filipinlerde Hıristiyan öğrencilere Türk milli eğitiminin müfredatı ile eğitim vermenin Türkiye'deki irticaya nasıl bir katkı yapacağını da emin olun anlamakta büyük bir zorluğumuz var.

Bu satırların yazarının siyasal İslam konusundaki titizliği ve hassasiyeti malumdur ve de yazdıklarıyla ortadadır. Ancak bu okulları irtica ile özdeşleştirmeyi bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmakla yorumlamaktadır. Filipinli Hıristiyan çocuklara İstiklal Marşımızı ezberletmenin neresi kötü ya da irtica, lütfen söyler misiniz? Bu vesile ile bu büyük hizmete katkısı olan herkese bir Türk vatandaşı olarak şükranlarımı sunuyorum.