Yazdır

Fethullah Hoca ve Hedefler

Yazar: Şükrü Kanber, Millî Gazete Tarih: . Kategori 1999 Köşe Yazıları

Oy:  / 0
En KötüEn İyi 

Artık iyice paranoyaklaşan Fethullah Gülen kampanyası, öncesinden benzeri şekilde yaşandığı için bizlere garip gelmiyor artık.... Geçmişte bu ülke çok irtica kampanyaları gördü... Pek çok kişi, zümre, gurup, cemaat ve tarikat değişik suçlamalar ile karşı karşıya bırakıldı...

Binlerce kişi düzmece raporlar ve hayali tehlike jurnallemeleri ile hukuk eliyle saf dışı bırakıldı... Ancak görüldü ki, ne yapılırsa yapılsın sosyal vakıaları toplum mühendisliği ile değiştirmek, yönlendirmek ve yok etmek mümkün olmuyor...

Türkiye'de her kesime açık olan devlet kapıları ve yönetim mekanizmaları, 1994'ten itibaren önce belediyelerde sonra da Refahyol ile birlikte merkezi iktidarda inanan kesimlerin temsilcilerine de açıldı... Ve devleti ele geçirme paranoyası bu devasa değişiklikle birlikte zirveye vurdu... 28 Şubat'ı hatırlamak lazım bugünlerde...

54. hükümeti düşürebilmek için başlatılan kampanyaları, bugünküne ne kadar da benziyordu... Sekiz on yıl öncesinde, farklı şartlarda yapılmış, içeriğinin çoğuna katılmadığımız ama nihayetinde fiiliyata dökülmediği müddetçe düşünce hürriyeti içinde kabul edilmesi gereken konuşmaların kasetleri televizyonlarda her gün yayınlanmaya başlamıştı...

Ve önce televizyon ekranlarında kurulan mahkeme, daha sonra ciddi yargı kurumlarında devam etmiş, bugün Avrupa'ya izah edilemeyen bir kapatma davası ile sonuçlanmıştı...

Şimdi de aynı durum ile karşı karşıyayız... Önce, birbirinden farklı zaman ve zeminlerde yapılmış konuşmaları biraraya getirilerek Fethullah Gülen hocaefendi hakkında da yargısız infaza gidiliyor.. Ülke içinde ve dışında dev bir eğitim camiası, ekonomik ve sosyal kuruluşlar, medya organları sanki birdenbire ortaya çıkmışçasına mercek altına alınmaya çalışılıyor...

Medya alanında yıllardır faaliyet gösteren Samanyolu, Zaman gibi kuruluşlar da neredeyse devletin altına dinamik koymaya çalışan yer altı örgütleri gibi tanımlanmaya çalışıyor.. Detaylarına girmek istemediğim pek çok nokta, günlerdir medyada haberlerin en başında bulunuyor...

Ve tüm bu kampanyanın hareket noktası, Fethullah Hoca ve etrafındakilerin nihai amacı nedir sorusu....

Mezkür zihniyete göre bu kadar büyüyen bir hareketin mutlak bir hedefi olmalı.. O hedef te ülkenin iyiliği için değil, olsa olsa devleti ele geçirmek olarak şekillenebilir... Bu paranoya, tüm kampanyayı sarmış durumda...

Enteresan olan şu ki, yıllardır Fethullah Hoca'yı diğer inanan kitlelerin, örgütlerin ve siyasi partilerin panzehiri olarak görenlerin bugün tam karşısına geçip, "yanılmışız, meğer esas büyük tehlike buymuş" demelerinde... Ancak sorun şu ki, Fethullah Hoca kimi zaman eleştirilere muhatap olduğu Türklük penceresinden bir İslami anlayışı yerleştirmeye çalıştığı için kolay da suçlanamıyor...

Yakın zamana kadar devletin tüm erkanı ile birlikte kol kola gezen, yurt içi ve dışında devletle birlikte hareket eden bir kişiyi, devlet düşmanı gibi göstermek o kadar da basit olmuyor... Dünyanın gelişmiş ülkelerinde eğitim kurumları artık tamamen devletin denetiminin dışında sivil oluşumlarca yapılırken, vakıf müesseselerinin olanca ağırlığı ile eğitim alanında varlıklarını sürdürürken, Fethullah Gülen Hocaefendi tarzı insanlar oralarda büyük itibar görürlerken, bizim ülkemizde tehlike olarak addedilmeleri dünyanın gidişatı ile ne kadar da çelişkili!..

Fakat ne gam, bu kampanyayı yürütenler çağdaşlık kelimesini dillerine pelesenk etmelerine rağmen uygulamada dünya ile ters düşmekte hiç de beis görmüyorlar...

Haysiyet, şeref, hak, hukuk, doğruluk, dürüstlük, ilkeli hareket etmek gibi erdemlerin tamamen rafa kaldırıldığı, yerine ikiyüzlülüğün, sahtekarlığın, genel kirliliğe katılımın geçtiği bir ortamda bulunuyoruz...

Devleti kendi uhdelerine alanların, vatandaşlık sınırları, bireysel haklar ve insan özgürlüğü alanlarını tanımlamayı da kendi yeterlilik alanlarında görüyorlar... Ve güçlenen herkesi de ellerindeki oyuncağı ele geçirecek potansiyel tehlike olarak algılayıp yargılamakta tereddüt göstermiyorlar... Bize göre esas hedefleri tartışılması gerekenler, bir zamanlar Refah şimdi Fazilet ve son olarak da Fethullah Gülen için kampanya düzenleyenler olmalı... Evet soru bu, acaba bu kampanyayı düzenleyenlerin hedefleri ne?

Cunta artıkları, darbe özlemcileri, tek tip insan teorisyenleri nasıl bir Türkiye hedefliyorlar dersiniz?

Ekonomiyi batıranlar, ülke kaynaklarını faize peşkeş çekenler, etrafındaki hiçbir olayda aktif rol almayı beceremeyenler kendi acizliklerini böylesi ayak oyunları ile gidermeye çalışıyorlar...