Yazdır

Çağdaş Ahilik

Yazar: Ahmet Rıdvan, Yeni Şafak Tarih: . Kategori 1999 Köşe Yazıları

Oy:  / 0
En KötüEn İyi 

Din hizmetini şifahi ve yazılı tebliğ niteliğiyle sınırlamayan, Türkiye Müslümanlığı adına yepyeni ve özgün bir deneme üreten bu ekolün ürettiği hasıla, hiç- bir zaman kaybolmayacak. Bunca yetişmiş kalifiye insan, hizmet üretme teknikleri, organizasyon tecrübesi ve uluslararası açılım denemeleri... Bunların hiç- birisi kaybolmayacak. Bu ülkenin ve toplumun kazanımları olarak hep kalacak, hep hayırla yadedilecek.

Din telakkisi ne olursa olsun; Fethullah Hoca hareketinin bize en anlamlı gelen tarafı, spekülatif tartışma dehlizleri arasında kendisini kaybetmeyerek, iş ve hizmet üreten insanı keşfetmesi olmuştur. Bu akım insanı, bireysel amelin daha ötesinde, ülke ve toplum adına üretilmesi gereken hizmetler noktasında adeta hummalı arayışlara sevk etmiştir denilse yeridir.

Bu tarafıyla hareket, dini tebliği şifahi niteliğinin çok çok ötelerine taşımış, tebliği doğrudan insanlık için somut hizmet üretme kabiliyetine dönüştürmüştür denilse yeridir. Tebliği ve mesajı, hizmete yüklemek!.. Üretilmiş iyi hizmetle, onun üreticisi arasındaki bağıntıyı kurmak ve bu yoldan toplumda takdir duyguları üretmek!..

Bu açıdan düşünüldüğü takdirde, Fethullah Hoca denemesi hiç kuşkusuz bir tecdid hareketidir ve son yirmi yıl içerisinde de bunu açıkça kanıtlamıştır. Yurdun bütün bölgelerine yayılmış başarılı dersane ve okul hizmetleri; Orta Asya, Balkanlar, Uzak Doğu ve Afrika'ya uzanan çeşitli eğitim kurumları bu denemenin kanıtları değil midir?

Nitekim Türkiye bu ekolü, tefekkür veya siyasal akım olarak algılamadı hiçbir zaman. İnsanlara sorsanız, nedir bu hareketin manası ve mahiyeti? Alacağınız cevap; "Başarılı öğrenci yetiştiriyorlar. Okullarından mezun olanlar üniversiteyi rahat kazanıyor. Ya da ülkemizin yüzünü ağartan Bilim Olimpiyatları vs" değil midir? Yani toplum, kendine yönelik somut bir hizmet üretimi olarak algılıyor bu hareketi. Hiç kuşkusuz buradan doğan takdir duyguları, doğrudan cemaate ve dinin kendisine yöneliyordu.

Çağdaş Ahiler

Böyle bir yöntem, belki 13 ve 14'üncü yüzyıl ahileri hariç, ülkemiz adına yepyeni bir deneme olmuştur. Alabildiğine de çağdaştır. Din tebliği namına, sözün çürüyüp değer kaybına uğradığı bir ortamda bunu fark edebilmek ve bir "tarz-ı nevin" icat edebilmek!.. Geleneksel yöntemlerin dışına taşabilmek!.. İşte "tecdid" dememiz buradan ileri geliyor.

İnsan yetiştirmek!.. Yetişmiş insanı ise, derhal aynı işte istihdam etmek!.. Bir yönüyle insan, yetiştiği işin ve hizmetin talebesi; bir mevsim sonra aynı iş ve hizmetin üreticisi. Sonra bu iş bir devri daime dönüştü ki, Türkiye'ye sığmaz hale geldi. İnsanlığa yönelmiş bu hizmet aşkı onları, dünyanın her bir tarafına savurdu durdu: Orta Asya, Afrika, Balkanlar, Uzak Doğu!.. Özal'la başlayan ihracatçı kuşaklar bir tarafa, Cumhuriyet Türkiye'sinin ilk ve ciddi evrensel açılım denemesine şahit oluyorduk anlayacağınız.

İttihatçılar'ın bir başka yüzü Türkiye'nin bu tür kabiliyetleri, kim ne derse desin; İttihat Terakki'nin ve Osmanlı İmparatorluğu'nun tasfiyesi ile adeta dumura uğramıştı. Büyük savaş içinde Osmanlı orduları, bilmem kaç cephede sıcak hatlarda çarpışırken; İttihat Terakki'nin üçüncü, dördüncü sınıftan hasbi kadroları, can havliyle dünyanın dört bucağına savrulmuşlardı: Kimi Hind'e, kimi Kuzey Afrika'ya, kimi Doğu Türkistan'a, Balkanlar'a, Orta Asya'ya ve Orta Doğu'ya!..

Ah, Osmanlı'nın o kayıp nesilleri!.. Şimdi nerdesiniz? Hiç birinizden bir iz ve işaret okunmuyor kitapların sayfalarında. Ne bir filminiz var, ne bir hikayeniz.

Bu kayıp nesiller, sömürgeci güçlere karşı insanlığı uyarmak yolunda, adeta kendilerini fani kılan kuşaklar olarak yer tutuyorlar hafızamızda.

İşte sizin de şahsınızda Türkiye, yepyeni bir denemeye girişmişti. Çok görülen budur. Ama üretilmiş bilgi ve tecrübe kaybolmaz ki!.. Kendine, akacak yeni kanallar arar ve bulur.