Yazdır

Takunya Takıntısı!

Yazar: Ahmet Ünal, Zaman Tarih: . Kategori 1999 Köşe Yazıları

Oy:  / 0
En KötüEn İyi 

Türkiye ne zaman diriliş mecrasına girse, hastalıklı tipler, karanlık bir mağarada yaşayanların "ışık"tan dehşete kapılıp bağırıp çağırması gibi ortalığı velveleye veriyor. Sadece kulağını veya kısmen gözünü kullanarak, hadiseleri güya "objektif" olarak değerlendiriyorlar. Akıl, vicdan ve kalp, maalesef bu objektiften yansımıyor. Artık uzmanlaştılar. Arşivlerde sadece, sarık, takunya, şalvar, tesbih, kaset ve kitap bulunmuyor. Teknoloji ilerledikçe klasik ihbar metotlarının yerini, "telekulaklar" alıyor. Değişmeyen, "takunyalı" ithamı oluyor. Önce şablonlar çiziliyor, ardından içini doldurmamız isteniyor. Tarikatçı, İslamcı, Nurcu, Fethullahçı, kökten dinci... Yahut faşist, komünist, vs, birisini kendinize seçip almanız gerekiyor! Bu iğrenç kampanyadan kurtulabilen kaç dava adamı var? Günümüzün yönetecilerinden çoğu idamla yargılanmadı mı? Hapislere tıktığımız hatta astıklarımıza yıllar sonra itibarlarını iade etmek için az mı gayret gösterdik? Ama ders almıyoruz. Adeta, "ithamsever" kişilikler ortaya çıktı. Kaybeden ise her seferinde Türkiye oldu. Perde arkasındaki senaristlerin maksadının, yurt dışındaki Müslüman Türk varlığından rahatsızlıkları olduğunu anlamak için stratejist olmaya gerek var mı? İçimizde bu kadar hastalıklı kafalar varken entelijans servislerin işleri ne kadar kolay! Mesela, emniyet teşkilatı gelişmeye, çağ atlamaya mı başlıyor? Nasıl durduracaksınız? Aradaki marazi, her çeşit yeniliği irticayla ilişkilendiren, çetecileri kullanarak geçmişteki ayrılıkları körüklersiniz, olur biter. Hem en gizli kalması gereken kurumları takip ettirirsiniz hem de deşifre olunca, canla başla çalışan vatensever dindar emniyetçilere çamur attırarak birbirlerine düşürürsünüz...

12 yıl önce de aynı oyun sahnelenmişti. 1988'de basına sızan 1. MİT Raporu'ndaki ifadelerle "hedef saptırma" oyunu şöyle gelişmişti: "(Banker Bako) olayının ortaya çıkması ve mali şube müdürü (Saral)'nün telsiz emri ile tayin edilmesi üzerine Beylerbeyi'ndeki Polis Evi'nde toplanıp bir durum değerlendirmesi yapıyorlar. Toplantıda, Hürriyet muhabiri Kasım Gence'ye, "Emniyet Genel Müdürlüğü ve İçişleri Bakanlığı yetkililerini "takunyalı" olarak niteyerek hükümeti suçlayan ve olayı kapatan mali şube müdürünü öven" yazı yazdırtıyorlar."

Usulsüzlük iddiaları geçtiğimiz günlerde tekrar gündeme gelince "takunya" arşivden çıkartılıyor. Filmin basın cephesinde, bir başka gazeteci; Saygı Öztürk ön plana çıkıyor. Kendisi gibi eski bir Hürriyetçi olan "irtica" haberleri uzmanı Fatih Çekirge'nin de desteğiyle sansasyon meraklarını birlikte tatmin ediyorlar. Öztürk, 1992'de de aynı ifadelerle, aynı "Emniyet'te Fethullahçı Operasyonu" haberlerini Hürriyet'e pazarlayabilmişti. O zaman da, Ankara'daki malum istihbaratçılarımız Polis Akademisi'nden atılan bir öğrenciyi, komiserlik vaadiyle kandırıp eline tutuşturulan listeyi ifade tutanağına geçirmesini istemişlerdi. Böylece, sıradan bir kağıt parçası, resmi evrağa dönüştürülmüş oluyordu. Aldatılan genç, sonradan noter kanalıyla gönderdiği pişmanlık mektubunda, ara sıra mescide gelenleri dahi "Fethullahçılar" arasında saydığını anlatıyordu. Sonuçta, bu "rapor" da DGM'ye gönderilmiş ve takipsizlik kararı verilmişti. Bugün, hastalıklı kafaların İstanbul ayağı da mesajı almıştı.

Dindar antipatisiyle tarif edilecek ne kadar kara çalıcı varsa, davet edilseler de edilmeseler de Siyaset Meydanı'nın kapısına yığıldılar. Güya tarafsız habercilik anlayışla, kurtlar sofrasına atılmak üzere kurbanlar da davet edilmişti. Tarafsızlığın bu kadarına ancak pes denebilirdi. Emniyet Genel Müdürlüğü 1998 Ağustosu'nda hazırladığı raporda ise Fethullah Gülen'in, "Toplumumuzdaki bütün kesimlerle diyalog kurma yönünde çaba sarf ettiği gözlenmektedir." denildikten sonra Gülen'in bu çizgisi sebebiyle "radikal örgütlerin hedefi haline geldiğine" dikkat çekiliyordu. "Hoşgörü sürecini baltalamaya" niyetlilerinin en büyük hedefinin içeride ve dışarıda açılan okullar olduğunu maalesef hep birlikte göreceğiz. Tarih, bir gün, bilerek veya bilmeyerek hangi entelijans servise hizmet ettiklerini yazacaktır.