Yazdır

Karnıyarık

Yazar: Ferhat Barış, Zaman Tarih: . Kategori 1999 Köşe Yazıları

Oy:  / 0
En KötüEn İyi 

Çıkan kısmın özeti: Postmodern Midaslar entrikalarını yüzlerine gözlerine bulaştırınca, planın ikinci kısmı devreye girer. Tam saha pres taktiğiyle sürek avına başlanır... Parola şudur: 'Ayılana rapor, bayılana kaset...' Önce rapor sunulur, istihbarat raporundan ziyade, Mızraklı İlmihal dahi okumamış bir 'Bilmez Kişi' raporunu andıran metin, çekirgeli köyün kavalcısının eline ulaştırılır...

1. Ali Kırca-Prompter-kurgulu kaset...... Çiftetelli-İç-Gece

Haber arası korku sekansı mantığıyla ekran ikide bir kararır. 'Dan, dun.. tak, şak!!' şeklinde işitsel efektler ile Türkiye'yi sallama iddiaları çıkar... Sonra, olanca ciddiyetiyle Kırca belirir... İşte büyük an... Kır saçlı, içi geçmiş STKBciler, Aydınlıkçılar, Çiçek Pasajı'nda laikliği kurtaran akşamcılar pür dikkat kesilir... Kaset geliyor kaset yalelel yalelel.. şeklinde bağıracak kadar içi kıpır kıpırdır Kırca'nın... Ahmet Kaya'nın programında 'Çökertmeden çıktım da Halilim aman başım selamet' repliğini okuyacak kadar coşkuludur içinden... Zaga'nın, menopozlu aksi teyzesinin ayak sesleri gelir sanki turuncu fonlu ekrandan: 'Ne istiyonuz, kaset mi? İrtica mı? Maske mi? Alın işte alınnnnn.. Daha ne istiyonuz, kelle mi??' Fade out...

2. Kırca Ali-Prompter-Sonradan konuklar.........Çiftetelli-İç-Gece

Konuklar yerini almıştır.. Aman da ne heyecanlıdırlar.. Büyük an gelmiştir... Ne yenilgilerle çıkmışlardır kara alınla... Ne Ceviz Kabukları'nda alları al, morları mor olmuşturlar ama, yıkılmamışlardır, ayaktalardır.. Okları sadaktadır... Önce, Kırca alır sazı eline, boy boylar, soy soylar: 'Hafta başından beri Fethullah Hoca'ya ulaşmaya çalıştık, onu da davet ettik bu programa. Ona yakın isimlere ulaştık, çağırdık. Ancak kabul etmediler. O yüzden elimizde şimdilik bu konuklarımız var...' Kamera, dönerek konukları tarar. Aman ki ne aman! Kadrolu anti-Fethullahçı bir turfanda apoletimiz, Ceviz Kabuğu'ndaki hezimeti sonunda kayıplara karışan Gülseven 'abula', Haşmet Abi bütün haşmetiyle, Türkan Hanım ve sonradan performansıyla çağdaş yaşam çevrelerinden tam not alacak yeni bir süvari... İyi de, Kırca Ali abimiz, diyelim ki Fethullah Hoca ve yakınları kaçtılar programdan. Eli vicdanlı, aklı başında bir kimseyi çağırmak da mı aklınıza gelmedi? Kumpası bozarlar diye mi düşündünüz? Ali Bulaç, Ali Bayramoğlu, Ahmet Altan, Perihan Mağden, Kürşat Bumin, Fehmi Koru ila ahir... Orda olmaları, bazılarının IQ'sunun düzeyini ortaya çıkarır diye mi çekindiniz Allah aşkına?.. Yoksa, havadaki kesif duman kokusuna bakıp, 'Bugün, öldürmek için güzel bir gün' mü dediniz?

3-Anti-Hoşgörü timleri........ Stüdyo-İç-Sabaha karşı

Son sözler yer alırken Ali Bey yine gazetecilik yaptığını iddia ediyor.. Nerede, ne zaman, kime, ne şekil yapıldığı bilinmeyen bir kaseti, bilgisizlikle harmanlayıp, art niyet ile yoğurarak 'ilk hedefiniz' servisi yapıyor.. Bir öncesinde, siyah takım elbiseli akademisyen efendi öyle bir gürlüyor ki, cümle alemin tüyleri diken diken: 'İmralı, Apo'nun yargılanmasından sonra boşalacak, Fethullah Hoca'yı oraya koymalıyız...' Gözü dönmüşlüğün, 'Urun ha! Yaşatman ha!' sendromunun uç örneği... Haşmet, Gülseven, Türkan Bey'ler ve Hanımlar bildik koro... Kemal Yavuz dedemiz heyecanlı ama itidal telkin ediyor kendi kendine... Açıyor bir fotokopi, başlıyor Küçük Dünyam'ı okumaya.. 'Bulunmuyor, toplatıldı' diyor 8 baskı yapan kitaba. Hem de AD Yayınları'ndan ha! Okurken, birikimi nispetinde vurgular, droplar yapıyor... En komiğime giden yer; 'Emsile ve bina okudum' diye Fethullah Gülen'in kendini anlattığı yeri okurken duraksaması.. Bu Emsile ne ola ki?.. Hadi diyelim bilmedik Arapça bişey, ya bina? Bina nasıl okunur, nerede okunur, bina okuma kursları var mıdır? Takılıyor demek ki bu tür sorular, sonra şu cümleyi söylüyor emekli generalimiz: 'Ben bu terimleri pek bilmediğim için..' Buyurun buradan yakın! Sen oku oku, bilmek ya da bilmemek sorun değil, sorun 'to be or not tobe!' Tövbe tövbe! Paşamız cehaletini giriş cümlesinde, hem de malumatfuruşluk yaparken söylüyor: 'Hz. Ömer'in dediği gibi, ya doğru söyle ya sus!' Evet öyle yapmak lazım. Ya doğru söylemek, ya da susmak! Mesela bu sözün bir Hadis-i Şerif olduğunu bilmeyip, Hz. Ömer'e mal edenleri insan neresiyle dinler ki? Bir buzdağının üzerindeyiz.. Yerin altından büyük homurtular geliyor. Büyük bir kavga var perde arkasında. 'Aysberg'in üzerine çekilmek isteniyor dikkat... Art niyetin daima bulabileceği argümanlar, karnıyarık gibi önümüze servis ediliyor. Bütünlükten, nedensellikten uzak... İtirafçı olmadı, rapor yetmedi, bir de kaset verelim abi! Ne diyordu reklam: Tut şunun ucunu döşiyelim abi! Pardon yani! Kararma...