Yazdır

"Fethullahçı Yapılanma" Ne Demek?

Yazar: Ali Ünal, Zaman Tarih: . Kategori 1999 Köşe Yazıları

Oy:  / 0
En KötüEn İyi 

Peygamber Efendimiz'den önce aynı zamanda çok yerde peygamberler bulunurdu. Efendimiz'den sonra ise peygamber gelmeyeceği için, önceki peygamberlerin fonksiyonlarını alimler yüklendi. İslam tarihi, bu fonksiyonları peygamberlik dışında sürdüren binlerce büyük alimle doludur. Nasıl her ilim sahasının derece derece uzmanları var ve her sahada o sahanın uzmanlarına müracaat ediliyorsa, aynı şekilde, dini sahada da, çok tabii olarak uzmanlar vardır ve bu uzmanlar arasında da şüphesiz derece farklılıkları olacaktır. Kur'anı Kerim'de de, "Bilmediğiniz bir konuda, o işin teorisini bildiği gibi, pratiğini de yapanlara (zikir ehline) sorun." buyurulur.

İşte, Fethullah Gülen Hocaefendi, ilmi, faziletleri ve yaşayışıyla kendini ispatlamış alimlerimizden biridir. Dolayısıyla, onun düşüncelerine saygı duyanlar da olacaktır. Birbirleriyle çelişmekten başka bir şey yapmayan filozofların, insanlığı felaketlere sürüklemiş Marks gibi, Lenin gibi, Mao gibilerin peşinden gidenler olması normal de, dini sahadaki uzmanların düşüncelerini kabul etmek neden normal olmasın?

Bu çok tabii gerçeğe rağmen, bugün, ne yazık ki, resmi sivil bazıları, bazı devlet kademelerinde Fethullahçı yapılanma veya örgütlenmeden bahsedebilmektedir. Fethullah Gülen ve onun düşüncesine saygı duyanlar, bu ülkenin vatandaşları değil midir? Vergilerini vermekte, askerlik görevlerini yerine getirmekte değil midir? Bu insanlar içinde acaba bir tane olsun "siyasi" suçlu, terör ve anarşi suçlusu, bu suçlardan dolayı hüküm giymiş kimse çıkmış mıdır? Anarşi ve terör örgütleriyle ve onların liderleriyle görüşeni çıkmış mıdır? Yabancı ideolojilerin arkasında, kızıl veya başka renkte bayrakların altında bu ülkeye ve devlete karşı mücadele edeni çıkmış mıdır? Yabancı herhangi bir ülke veya teşkilattan yardım alanı çıkmış mıdır? Herhangi bir yolsuzluğa bulaşanı, çete kuranı, çetelere gireni, kaçakçılık yapanı çıkmış mıdır? Adam öldüreni, ırza geçeni, hırsızlık yapanı, banka soyanı çıkmış mıdır? Alkoliği, uyuşturucu kullananı, kumarbazı, tefecisi, kumarhane işleteni, başkalarının telefonunu dinleyeni çıkmış mıdır?

Soruları bir de şöyle soralım: Devletin tek kuruş yardımda bulunmadığı, esasen, kimseden yardım da beklemeyen, milletin itibarını yükselten ve ülkeyi bilhassa dışarıda tanıtan bu insanların, eğitim, ülke içinde emniyet ve asayişin sağlanması ve toplum katmanları arasında barış, hoşgörü ve diyaloğun yaygınlaşması gibi hususlarda bu ülkeye yaptıkları hizmetlerin binde birini yapan başka özel kuruluşlar var mıdır; hatta, birkaçı dışında kaç tane resmi kuruluş vardır? Böyle iken, halkın büyük çoğunluğunu sanki bir suç örgütü imiş gibi, "suculuk, buculuk"la yaftalayıp, sonra da devlet kurumlarında mevhum bir yapılanmadan bahsedenlerin bu ülkeye, karşılıklı, bilhassa karşılıksız hangi hizmetleri geçmiştir ve hangi hak, hangi selahiyet, hangi yüzle böyle bir yapılanmadan bahsedebilmektedirler?

Bu ülkede bazı baylar bayanlar tarafından kabul görmek veya onlar açısından devlet kademelerinde görev alabilmek için çete kurmak veya çetelere mi girmek lazım? Kumarhane işletmek, kaçakçılık yapmak, vergi kaçırmak, askerden kaçmak, gidip başka ülke topraklarını öpüp, bu ülkenin devletinin, ordusunun, emniyetinin aleyhinde bulunmak, bulunanları reklam edip savunmak, kredilerle ve şantajlarla devleti soymak, açık kapalı kadın pazarlamak, telefon dinlemek, anarşi ve teröre karışmak mı lazım? Sonra da, riyakarca laiklik ve Atatürkçülüğü bu yaptıklarımıza şemsiye, ayrıca, "irtica" adı altında İslam düşmanlığı ile birlikte menfaatlerimize, birtakım beklentilerimize basamak mı yapmak lazım? Ama, bazı bay ve bayanlar öyle istiyor diye, namuslular namusundan vazgeçemez ki!