Yazdır

Taç ve Taş

Yazar: Ferhat Barış, Zaman Tarih: . Kategori 1999 Köşe Yazıları

Oy:  / 0
En KötüEn İyi 

Sayfa sekreterim beni bekliyormuş. Cafer Usta gibi 'Bugün ne pişirelim' kaygısına düşmüş.. 'Bugün ne yazacaksın?' diye sordu... Dimağlar yüce yaratıcının, 'Elbet bir şeyler esinleniriz' diyerek önce Fatih Abi'mizin Ceridesi'ni açtık. Saygı abimiz, olanca haşmetiyle bize bakıyor... Biraz daha 'soft'laşmış, pek bir vernelli bugün... Star Gazetesi'ni okumak keyif verici. Önce, bir emniyetçi için salkım saçak öfke kustular... Sonra, 'pardon' nevinden özür beyan edici yayında bulundular... Mesela, önceki gün, Ankara Emniyet Müdürü ve oğulları için 120 puntoluk tahrip ve tahkir edici yayında bulundular. Dün ise, 'Müdür yanıt verdi' nevinden bir neşriyat. İyi de kardeşim, bizim bildiğimiz haberin ayaklarını (ayak yapmadan) tamamlamak için, zaten, tarafların görüşüne müracaat etmek lazım değil mi? Gazetecilik sadece yürek mi istiyor, yanına akıl, fikir, izan, IQ falan istemiyor mu? Ortaya bir salata mesela! İlk gün; erinmemişler, üşenmemişler, Erzurum, İzmir, Ankara temsilciliklerini arayarak olayı 'okey'letmişler. Bir tek Zürih Diş Hekimliği'ni arayarak okeyletmek kalmış. Değerli gazeteci ağabeylerimiz, öyle yapmak yerine, yayını yapmadan emniyet müdürünü arasalardı, acaba daha akıllıca bir iş yapmış olmazlar mıydı? Haberin ayakları yerine, kokan ayakları tercih etmeleri çok hoş bir tarz!

'Gasteci' Fatih, bu sefer Yamanlar Koleji'nin Kütüphanesi'ne 'takmış' durumda, pilot görüntüsünü basıp; 'Burası neresi?' diye sormuş... Bir nevi Banu Alkan taktiği, 'Neremi neremi?' Okurlarının beynini çok yormak da istemiyor; seçenekleri kendisi sunuyor: 'a) Cami, b) Minaresi bitmemiş cami, c) Tekke (Yayınımız ses getirdi ve tekye diye yazmadılar!) , d) Medrese, e) Hamam'. Haber tamam.. Şimdi sayfayı çevirelim; 'aaaa!' Yamanlar Koleji'nin Kütüphanesi... Yazıdan çıkarılacak sonuç: 'Dini kisveli kütüphane!' Eşeğin aklına karpuz kabuğuyla beraber getirilmek istenen derin sonuç: 'Bunlar Işık Tarikatı!' Hadiyin 5 dakika gülme molası... Benim köşem resimli olsa bir şekil yapıp, benzer örnek ile muhatabın beyin tomografisini çıkartırdık. Mesela, ABD Kongre Binası'nın pilot çekim görüntüsünü koyup, şunları yazsak: 'Burası neresi?.. a) Bill'in kendin pişir kendin ye tekyesi, b) Minaresi ezan saatlerinde çıkan bi cami, c) Külliyen uydurma bir külliye, d) Tarihi Galatasaray hamamı, e) Kılıf saklayan plaza...' Seçin istediğinizi.. bizde sayfa çevirmece de yok. Hepsi kesmece.. (Cahiline özel not: Başta Beyazıt'ta olmak üzere İstanbul'da 5 tane aynı mimarili kütüphane bulunmaktadır... İki Telli'den burnunuzu uzatsaydınız görürdünüz...)

Habercilik zor iş. Hele hele Türkiye gibi at izinin it izine karıştığı, namussuzların taçlandırıldığı, namusluların taşlandırıldığı bir ülkede, tetikçilik, maşalık, yalakalık dururken, namuslu, ahlaklı ve şereflice yapmak bu işi zorların zoru... Önemlisi zeka ve yetenek işi... Trabzonsporlu bir oyuncu vardı, ismi Lemi... Sonra Altay'a transfer oldu. Hala oynar mı bilmiyorum... Bu Lemi, 35'ine gelmişti... Ama hala taç atışı kullanmayı bilmiyordu... Şaşı karpuzcunun bostan haline kavun indirmesi gibi fırlatıyordu topları. Bütün atışları fauldü... Fatih Abi, Altay sizi de transfer listesine aldı mı acaba?

Dikkat!: Önemli bir raporu ele geçirdim. Kolay olmadı bu ele geçirme operasyonu. Ama neler var neler. GSM şebekeleriyle kulaklarının içinde böcük olanların ilişkileri, digital Tv'lerle evleri kontrol altına almak isteyen derin teknikerler... Apolet sofrasının kırıntılarını toplayan çanak yalayıcıları ve daha neler neler... Telsim'in katkılarıyla.. çok yakında...