Yazdır

Gazetecinin Beyni Sulanmaya Görsün

Yazar: Rasih Yılmaz, Zaman Tarih: . Kategori 1999 Köşe Yazıları

Oy:  / 0
En KötüEn İyi 

Belli aralıklarla ülke medyamızın başı döner, midesi bulanır, bulanan midelerin hemen ardından beyinler sulanır. Ve işte bu buğulu hengamede haberler gazete sayfalarına yapıştırılır. Aslında kimi medya kuruluşlarının midelerinin bulanması, başlarının dönmesi ve beyinlerinin sulanması 'dürüst olmak-olmamak, güvenilir olmak-olmamak, objektif olmak-olmamak' gibi ikilemler arasında gidip gelmelerinden kaynaklanmaktadır.

Derin sinyaller

Peki sürekli kamuoyu önünde olan hatta kamuyu yönlendirmeyi (!) kendine görev telakki eden basın mensupları olumlu ve olumsuzluk arasında neden bu kadar gidip gelmektedir. Bize göre bir tek sebebi var; çıkar ilişkileri. Yani 'derinliklere gönderilen sinyallerin bir gün bazı kurallar tersten işlerse eğer kendilerine yol, su, elektrik olarak geri dönmesini teminat altına almayı amaçlamak kendileri için kutsal bir görevden başka bir şey değildir.

Son bir kaç haftadır mide bulantısına tutulmuş bir iki basın yayın kuruluşu, olmayan raporların olmayan sonuçlarını ısrarla ortalığa pompalayıp duruyor. Genelkurmay Başkanlığının bile dinlenildiği saptanan Tele-kulak Skandalı dallanıp budaklanıp sorumlu tutulan emniyet mensupları görevlerinden alınırken sürekli hedef saptırılmaya çalışılıyor ve halen Amerika'da tedavi için bulunan Fethullah Gülen'in ismi ısrarla bir iç hesaplaşmaya katılmak isteniyor. Bir türlü resmi olarak ortaya çıkmayan ama iddialara göre elden ele dolaşan raporda evrimini tamamlamadığı için henüz devrim aşamasına gelmeyen bir hareketten bahsediliyor. İşin ilginç tarafı ise bunu iddia eden yayın organının yıllarca "evrim, evrim...' diye manşet atmasının ardından "devrim, devrim; 'sosyalist düzen..."' diye çığırtkanlık yapması ve halen bu lakırdıların rantını yemeye çalıştığını unutmaya kalkması.

Çay, Çorba, Kola

Henüz medya dünyasına yeni adım atan ve her gün verdiği deterjan, çay, çorba, kola ile iyi bir tiraj yakalamaya çalışan ve kara sayfaları ile tanınan gazete ise Fethullah Gülen'in avukatlarının tekzip ve mahkeme kararlarına rağmen bütün sübjektifliği ile çirkin tavrını sürdürmeye devam ediyor. Tabii Türkiye'nin ilk özel televizyonu olmakla övünen ve aynı ismi taşıyan kardeş yayın kuruluşu da bu çirkinlikte pay sahibi olabilmek için -hatta kendini beklenmedik bir habercilik zekası (!) göstererek- ter akıtıyor.

Bu son gelişmeler gösterdi ki yalan haberler sonrası ortaya çıkan tekzipler ve mahkeme kararları doğrunun tescili olarak gazete ve televizyon sayfalarına yansısa bile huylu huyundan ve bazı medya kuruluşları da yüzsüzlükten vazgeçmeyecek. Anlaşılan gerçekleri gömemezlikten geldikleri halde yüzleri kızarmadan yollarına devam edecekler. Çünkü bu dünyada bir tek gerçek var; o da onların kafasında yıllanmış olan şey: evrim ve devrim.