Yazdır

Dönek!

Yazar: Taha Akyol, Milliyet Tarih: . Kategori 2000 Köşe Yazıları

Oy:  / 3
En KötüEn İyi 

Başbakan Bülent Ecevit düzeyli bir entelektüeldir. Siyasette "tutarlılık" ve "değişim"i birlikte başarmasının sebebi budur.

Ecevit'in kalitesi Davos'ta kendini gösteriyor. Milliyet'in "Ecevit'ten Özal'a övgü" başlığıyla sürmanşetten verdiği habere göre, Ecevit, Özal reformları için "1980'lerde ekonomide atılan adımlar muhteşemdi" demiş. Fethullah Gülen'in yurtdışındaki okulları için de "değerli kurumlar" nitelemesinde bulunmuş...

Aynı Ecevit, 24 Ocak 1980'de, piyasa ekonomisi ve dışa açılma yönünde köklü kararlar alındığında buna şiddetle karşı çıkmıştı.

O zamanki Ecevit'e göre piyasa ekonomisi "Chicago oğlanları"nın uydurmasıydı. Yabancı sermaye "sömürü için" Türkiye'ye hücum edecek, sanayimiz, tarımımız bile yabancıların eline geçecekti.

Mesela, "salça fabrikalarını ele geçirecek olan yabancı sermaye, domates üreticilerini de sömürerek yoksulluğa mahkum edecek"ti. (Bkz. Ecevit, Sömürü Düzeni, Ankara 1980)

Bugün Ecevit, 1980'lerdeki ekonomik liberalleşme ve dışa açılma reformlarının "muhteşem sonuçlar verdiğini" söylüyor.

Ecevit "dönek" mi? Dogmatikler açısından öyle!..

Dogmatizmin her türünde bilginin kaynağı kafanın içindeki önyargılardır...

Ecevit ise, çağımızın en büyük bilim felsefecisi Karl Popper'i Türkiye'de ilk gündeme getiren birkaç aydından biridir. Karl Popper göstermiştir ki, bilimsel bilgiye ulaşmanın yolu, kafanın içindeki önyargıları "ödün vermeden, dönmeden" papağan gibi tekrarlayıp kanıtlar devşirmek değildir. Doğru bilgiye ulaşmak için, hayatın değişken gerçeklerini "gözlem" metoduyla izlemek gerekir.

1930'ların ve o dönemdeki sol anlayışın etkisiyle Ecevit ekonominin liberalleşmesine o zaman karşı çıkmıştır ama, düzeyli bir entelektüel olduğu için hayatın akışına bir "deney" gibi bakmıştır: "Gözlem" yoluyla görmüştür ki, ekonomik liberalleşme, dışa açılma, yabancı sermaye, küreselleşme gibi süreçler hem çağın gerçeğidir hem ekonomik gelişme ve çağdaşlaşma için şarttır...

Ecevit'in yeni görüşleri savunması "dönekliğinden" değil, entelektüel düzeyinden gelmektedir.

Ecevit "tutarlı"dır, çünkü yeniliklere açıktır. Tutarlıdır, çünkü savunduğu politikaların detayları arasında çelişki değil uyum olmasına da son derecede dikkat eder...

Yeniliğe açık olduğu içindir ki, 1970'lerin başında "Ortanın Solu" hareketini başlatmış ve CHP'yi ağır Tek Parti mirasının yükünden kurtarmıştı. "Dine saygılı laiklik", Ecevit'in o zamandan beri savunduğu görüştür.

Piyasa ekonomisini, dışa açılmayı ve sivil toplum inisiyatiflerini savunup da aynı anda mesela eğitimde "devletçilik" yapmak tutarsızlık olurdu. Gülen'in yurtdışındaki okullarını Davos'ta "hükümet dışı kurumlar" olarak övmesi de Ecevit'in hem sivil toplum, hem laiklik anlayışıyla tutarlıdır.

En büyük zihniyet sorunumuz, "bilgi"nin kafamızın içinde değil, dışında olduğunu anlamaktaki gecikmelerimizdir.

"Çağdaş sol"un simgesi haline gelen Ecevit'e, sadece dürüst diye değil, aynı zamanda bu entelektüel yönleri sebebiyle de saygı duyarım.