Yazdır

Cumhuriyet Çarpıtmalarına, Saldırılarına Devam Ediyor

Yazar: Salih Gürdal, Zaman Tarih: . Kategori 2000 Köşe Yazıları

Oy:  / 1
En KötüEn İyi 

Cumhuriyet gazetesi, 34 yıldır çarpıtma, yalan ve iftira olduğu, kişilik haklarına saldırıda bulunduğu, hakaret ihtiva ettiği mahkemelerce sabit yazılar ve haberlerle Fethullah Gülen'e ve şu ana kadar yasa dışı hiçbir yanı tespit edilememiş, yurt içinde ve yurt dışında iyinin, güzelin misali olmuş ve Türkiye'ye, Türkiye'nin tanıtımına en büyük hizmetlerden birini, hem de gönüllü olarak, devletten tek kuruş maddi destek almadan vermiş müesseselere saldırmayı adeta varlık sebebi haline getirmiş bulunuyor. Daha birkaç gün önce, Fethullah Gülen'in bir konuşmasının sözlerini tam tersi manada vererek, sadece anlama özrünü ortaya koyan veya bile bile çarpıtmada, iftirada bulunan Cumhuriyet, dün de aynı tavrını sürdürmeye devam etti.

Fethullah Gülen, Fasıldan Fasıla adlı kitabında, merhum Necip Fazıl'ın Yeniçeri adlı eserinde, Yeniçeri'nin bazı menfi yanlarını büyüterek, bu askeri birliğin bütün tarihinin sanki "kazan kaldırmalar" tarihi gibi takdim etmesini eleştiriyor ve arkasından "Osmanlı'yı ve Yeniçeri'yi bu açıdan eleştirenler, kendi tarihlerine baksınlar. 5060 yıl içinde 600 senede meydana gelen isyanların, başkaldırmaların birkaç katını müşahede edeceklerdir." diyerek, bir tespitte bulunuyor.

Cumhuriyet, yine tam bir anlama özrü veya çarpıtma zihniyeti ortaya koyuyor ve Sayın Gülen'in bu sözüyle, "Atatürk'ün kurduğu laik Türkiye Cumhuriyeti tarihini "kendi tarihleri" diye niteleyerek..." ifadesiyle, sanki bu tarihi sahiplenmediği imajını veriyor. Cumhuriyet'e, anlayamayacağını bile bile bir belagat dersi verelim. Belagatta "mukabele" diye bir san'at vardır. Sayın Gülen, merhum Necip Fazıl Kısakürek'i eleştiriyor ve "Kendi tarihleri" ifadesini, bu bakımdan, yani ikili bir karşılaştırmada, o anda orada olmayan birinin düşüncelerini tenkit ederken, "mukabele" san'atı gereği kullanıyor.

İkinci olarak, Sayın Gülen, Cumhuriyet tarihinin son 5060 yılında, yani 1940 ve sonrasında, Osmanlı döneminden daha çok sisteme, idareye baş kaldırı veya hükümete müdahale hareketlerinin olduğunu söylüyor. Bu, yanlış bir tespitse, doğrusunu siz söyleyin! 7080 yıl deseydi, yine yanlış mı olurdu veya bununla Atatürk mü tenkit edilmiş olurdu? Yahu, bu memlekette tarihi vakıalardan bahsetmek de mi suç veya Atatürk düşmanlığı yapmak manasına geliyor? Gazeteleri şöyle bir karıştırsak, gazetelerde hükümetin, şu veya bu resmi müessesenin tenkit edilmediği bir gün çıkar mı? Öyleyse, herkes mi Cumhuriyet ve Atatürk düşmanı?

Aman Allah'ım! Cumhuriyet, Fethullah Gülen'i tenkit için başka bahaneler de bulmuş. Mesela, yine Sayın Gülen'in, "Medreseler kapatılmaktan ziyade ıslah yoluna gidilmeliydi. Günümüzde açılan okullar ise daha ellinci yılı doldurmadan dejenere olmuştur. Eğer hususi meşgul olanları istisna edecek olursanız, ilahiyatlar dahil, mevcut sistemin ciddi ilim adamı yetiştirmediği bir gerçektir." sözünden de yine herhalde Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığı yapıldığını anlamış ki, bunu da sütunlarına taşımış. Çok açık ki, Sayın Gülen bu sözüyle, Cumhuriyet döneminde medreselerin yerine, aynı veya benzer fonksiyonu ifa için kullanılan okulları kastediyor, yani imam hatipleri, ilahiyat fakültelerini. Eğer medreseler ıslah edilmiş olsaydı, imam hatip veya ilahiyatlardan beklenenden çok daha fazlasını verebilirdi. Bu, bir tespittir, bir görüştür. Acaba, haydi konumuz Cumhuriyet dönemi olduğu için, Cumhuriyet döneminde diyelim, milli eğitim sisteminin tenkit edilmediği bir gün geçmiş midir? Şu ülkede, eğitim müesseselerimizden memnun kaç kişi vardır? Madem hepsi olması gerektiği gibidir de, neden birkaç yılda bir sözde eğitim reformlarına girer, bu konuda köklü veya kısmi değişikliklere gitme gereği duyarız? Cumhuriyet'in anlama özrü veya çarpıtmaları bunlarla da bitmiyor tabii. Sayın Gülen, "Şeriat" ismini anmadığı halde, ülkemizin, milletimizin Osmanlı dönemindeki ihtişam dönemlerini yaşaması için nasıl olunması gerektiğinden bahsediyor? O ihtişam dönemlerini millet ve ülke olarak bir daha yaşamayı, yani büyük devlet olmayı, devletler milletler dengesinde Amerika gibi, Almanya gibi söz sahibi olmayı hangi Türk vatandaşı istemez; yoksa Cumhuriyet istemez mi?

Devlet adamlarımız, neden ikide bir dünyanın 15. ülkesi olacağız, 10. ülkesi olacağız gibi hedefleri tekrarlayıp dururlar? Bunu istemek, Osmanlı'nın ihtişam dönemlerindeki idare şekline dönülsün anlamına gelmez ki! Zaten Gülen de böyle demiyor? Sadece şöyle diyor: "Ciddi bir mücadele ve dayanma ruhu isteyen yol. Evet, bu mücadele ruhuna sahip olur ve bütün dünyevi beklentilerden ve maddi hazlardan azade kalabilir ve neticede her şeyi Allah'a verme ve her muvaffakiyeti O'ndan bilme manasında ihlas'a ulaşabilirsek, o takdirde o günlerin yeniden gelmesi niye hayal olsun ki?" Tabii, ihtiyar gazete, dünyevi beklentilerden, maddi hazlardan azade kalmaya, muvaffakiyetleri çalım, gurur, enaniyet ve menfaat toplama sebebi yapmadan, sadece Allah'tan bilmeye razı olamayabilir?

Cumhuriyet, bu tür yayınlarıyla Sayın Ecevit'i de sürekli hedef alıyor. Çünkü Ecevit, milli düşünen, Sayın Gülen gibi, ülkemizin dirliğini, düzenini ve büyümesini arzulayan ve bu yolda doğru bildiği bir çizgide yürüyen bir devlet adamı. Cumhuriyet'i asıl rahatsız eden, bu ülkenin bir gün büyük, meselelerini halletmiş bir ülke olabileceği ihtimali midir acaba?