Yazdır

Gülen, Meşrutiyet ve Cumhuriyeti Övdü. Cumhuriyet İse Her Zamanki Gibi Çarpıtıyor

Yazar: Salih Gürdal, Zaman Tarih: . Kategori 2000 Köşe Yazıları

Oy:  / 0
En KötüEn İyi 

Üzerindeki sis perdesi aralanmak şöyle dursun, gittikçe kalınlaşan Hizbullah olayı, Cumhuriyet için Fethullah Gülen aleyhinde kullanmak üzere tam bir "bulanık su, bulanık hava" oluşturuyor.

Yayın hayatına atıldığı günden beri hiçbir zaman ciddi bir düşünce çizgisi takip edememiş, bir zaman koyu Hitlerci, bir zaman demokrat görünümlü, bir zaman da Marksist bir çizgi izleyen bu gazete, son yıllarını neredeyse bütünüyle Fethullah Gülen düşmanlığına hasretmiş bulunuyor. Bu konuda yaptığı yayınların hepsi fiyaskoyla sonuçlanan, pek çok yayını tekzip cezası yiyen, yazarları mahkum olan bu gazete, bu konudaki yayınlarıyla tam bir cehalet örneği de sergiliyor. Önceki gün, Fethullah Gülen'in bir vaazını gündeme getiren ve tamamen Kur'ani bir tabir olan Hzbullah ve cihatla ilgili sözlerini bambaşka maksatlara alet eden bu gazete, dün de, yine Fethullah Gülen'in bir başka konferansında söylediği sözleri, asıl anlam ve maksadının tam tersiyle verme yoluna gitti.

Cumhuriyet'in, Fethullah Gülen ile ilgili kullanmaktan çekinmediği kendi mantığınca, yıllarca Marksist-devrimci çizgide yayın yaptığı, hatta Marksist-komünist sözüm ona devrimcilere açıktan destek verdiği için, 1970-80 arası öldürülen 5.000 gençten, soyulan bankalar, talan edilen devlet ve kamu malından, ayrıca 16 yıl Türkiye'yi uğraştıran ve asker-sivil, kadın-çocuk 30.000 kişinin ölmesine ve 100 milyar dolar milli servetin yok olup gitmesine yol açan PKK teröründen sorumlu olması gerekmiyor mu?

Cumhuriyet'ten başka kimse Fethullah Gülen ile, kendilerinden başkalarının Hizbullah adını verdiği hizbül-kontra, hizbülvahşet arasında bağlantı kuramaz. Kaldı ki, gizli kalacağı zannedilen her hadise gibi, bu vahşet örgütünün asıl mahiyeti de elbette bir gün ortaya çıkacak ve o zaman, bu örgütün cinayetlerinden en çok utananlar -utanma duyguları varsa- bugün bu örgütle İslam ve Müslümanlar arasında, bilhassa Fethullah Gülen arasında irtibat bulmaya çalışanlar olacaktır. Cumhuriyetin mahiyetiyle birlikte, kurucusunun kimliğinin de bugün sisler arasından ortaya çıkmaya başladığı gibi.

Cumhuriyet, dün de tam kendine yakışır bir çarpıtma ve bilgisizlik örneği sergiledi. Sayın Gülen, Çamlıca'da yaptığı bir konuşmada, Osmanlı Devleti'nin ihtişam dönemini yaşadığı Kanuni zamanını misal vererek, "Eğer Kanuni'ye, 'Senin bu sisteminden daha güzel, daha faziletli bir sistem gelecek, Meşrutiyet gelecek, Cumhuriyet gelecek." deseydiniz, inandıramazdınız." diyerek, sosyolojik bir tespitte bulunuyor. Cumhuriyet'in aktardığı şekliyle, Sayın Gülen'in sözleri aynen şöyle: "O'na, arkadan Tanzimat'ın daha güzel, faziletli olduğunu anlatamazdınız. Meşrutiyet'in halkın sesi soluğu olduğunu anlatamazdınız, inandıramazdınız.…

Ve arkadan gelecek Cumhuriyet, böyle fazilet, muasır fazilet sistemi, inandıramazdınız. 'Git, Allah'ını seversen' derdi. 'Böyle her dereden bir avaz gelecek, bir ses gelecek karışacak, siz anarşiden bahsediyorsunuz bana' derdi." Tanzimat, Meşrutiyet ve Cumhuriyet'in, Osmanlı'nın ihtişam dönemi olan Kanuni zamanındaki siyasi-idari sistemden daha güzel olduğunu apaçık söyleyen; fakat 3,5-4 asır önce, ihtişam dönemini yaşadığı bir zamanda bunu, o ihtişam döneminin sultanına anlatmanın mümkün olamayacağını tamamen sosyolojik ve psikolojik bir tespit olarak ifade eden Fethullah Gülen'in bu sözlerini bir ilkokul çocuğu anlar; ama herhalde ihtiyarlıktan olacak, ondan sadece Cumhuriyet gazetesi cumhuriyet eleştirisi manası çıkarır. Bu manayı çıkarmakla kalmaz, bu yanlış ve tamamen tersi anlamaya bir de bir ilavede bulunur ve spotta "Gülen, sık sık cumhuriyete saldırdı" ifadesini kullanır. Sayın Gülen'in, "Siz bana anarşiden bahsediyorsunuz...

Ordunun bir kesimi bir kesimini vuracak diyecek" şeklindeki sözlerinin de, yine kendi döneminde Kanuni'nin Cumhuriyet'i nasıl anlayacağıyla alakalı bulunduğu apaçık. Sayın Gülen, Kanuni'nin ordu ile ilgili yapacağını söylediği değerlendirmeye "Hafizanallah" ifadesini katıyor ve böyle bir şeyin vukuundan Allah'a sığınıyor.

Sayın Gülen, aynı konuşmasında "ak şeriat" dedi mi, bilmiyoruz. Çünkü Cumhuriyet gazetesine inancımız yok. Demiş bile olsa, konuşmasının devamında şeriattan neyi kastettiği de belli:

"Kainatta Kudret ve İradenin tecellileri bildiğimiz Şeriat-ı Fıtriye" diyor. Bunun ne manaya geldiğini bilen bilir; ihtiyarlıkla malul Cumhuriyet'e anlayamayacağı bir konuyu anlatmaya çalışmakla, onları yeni anlama hatalarına sevk etmenin ise bir alemi yok.