Yazdır

Gül Kokulu Gençler

Yazar: İdris Gürsoy, Zaman Tarih: . Kategori 2000 Köşe Yazıları

Oy:  / 3
En KötüEn İyi 

Geçen hafta Samanyolu TV'de yayınlanan Haber Kritik Özel programını izlerken Ispartalı Ziya amca (inşaat ustası) geldi gözümün önüne. O, bir yılın 6 ayını Nahcıvan'daki Türk okullarında geçirdiğini anlattığında çok şaşırmıştım. Ne işin var Ziya amca Nahcıvan'da? Nahcıvan nere Isparta nere? diye sormuştum şaşkın şaşkın ona. Yaşlı başlıydı, kendi gibi ihtiyar eşi ile hayatının geri kalan kısmını Isparta'nın gül kokulu bağ ve bahçelerinde torunlarını severek geçirebilirdi. STV'de Azerbaycan, Moğolistan, Tayvan, Kazakistan, Arnavutluk, Başkurdistan ve daha pek çok ülkede açılan Türk kolejlerinden mezun olup ülkemizdeki üniversitelerde okumaya gelmiş öğrencileri, Başbakan Ecevit'in ifadesi ile göğsüm kabararak, gururla izledim. Ziya amca bu programı kim bilir hangi duygular ve gözyaşları içinde izlemiştir?

Ortak Dil Türkçe:

Dünyanın kullandığı ortak dil İngilizce. Programa katılan çeşitli ülkelerden, çeşitli dilleri konuşan öğrenciler, ortak dil olarak Türkçeyi kullandılar. Türkçe anlaştılar.

Türkiye'yi Tanıdılar:

Öğrencilerin hemen hepsi, Türkiye'yi Türk kolejleri ile tanımışlar. Daha önce ülkemizle ilgili ya bilgileri yokmuş ya da yanlış şeyler biliyorlarmış. Öğrencilerden Sultan Süstemov, "Türk kolejleri Türkiye'yi temsil etti." dedi. Türkiye ile ilgili kafalarında şüphe ve tereddütler okullarla izale olmuş ve şimdi Türkiye'yi çok seviyorlar. Okullar, öğrenci velilerine de Türkiye'yi sevdiriyor. Önce bu okula çocuğunu göndermek istemeyen birçok veli daha sonra seve seve gönderiyor. Bir öğrenci, "Türkleri babam zenci olarak biliyordu." diyor.

Eğitimden Memnunlar:

Türk kolejlerindeki eğitimden çok memnunlar. Türkçeyle birlikte İngilizceyi de öğrenmişler. Hepsi ülkelerinin en seçkin beyinleri, imtihanla bu okullara girmişler. Yine ülkemizin ODTÜ, Boğaziçi gibi en güzide üniversitelerinde okuyorlar.

Öğretmenler Etkili:

Türk kolejlerinde görev yapan öğretmenlerden birçok nedenle etkilenmişler. Tacik öğrenci, "Önceleri şüphe ile baktık öğretmenlere; savaş döneminde bu insanlar neden gelmiş olabilirler? diye düşündük. Ancak öğretmenleri gördükten sonra fikirlerimiz değişti. Şimdi o okulun açılmasında emeği geçen başta rahmetli Hacı Kemal Erimez (iş adamı) olmak üzere fedakar insanlara teşekkür ediyorum." diyor. Dağıstan Türk Koleji mezunu Nurmagomed Omaron; "Öğretmenlerin dürüstlükleri bizi çok etkiledi. Biz onlardan insanlık da öğrendik; bu, matematik ve fizikten daha önemliydi." diye konuşuyor. Azerbaycan'dan Tural Hüseynov, öğretmenlerin öğrencilere gösterdiği saygıdan etkilendiklerini söylüyor. Arnavutluk'tan M. Akif Ersoy Koleji mezunu Gilda Bitri (İÜ Biyoloji), "Bizim hocalarımız bize çok yakındı. Kenan Bey değil Kenan abi demek gelirdi içimizden." diyerek unutamadığı bir olayı heyecanla anlatıyor: "Bir gün okulda salgın oldu. Sınıfın yarısı gribe yakalandı. Kenan Bey, doktor değildi, hastalıktan anlamazdı; ama bütün gece başımızda oturdu. İlaçlar aldı, meyve yedirdi. Her hatırladığımda oturur ağlarım. Annemiz yoktu başımızda; ama o vardı."

Gelecekten Umutlular:

Türk okullarından mezun öğrenciler gelecekten oldukça umutlular. Bir öğrenci, "Herkes kardeş olacak. Ben savaş istemiyorum. Öyle bir insan olmalıyım ki; Türk'ü de, Rus'u da, Çinliyi de sevmek istiyorum." diyor. Başkurdistan'dan Gülnara İşkildina, (Ankara Üniversitesi) "Şimdi Orta Asya ve Kafkaslar'dan gelen herkesi anlarım. Bunca yıl nasıl birbirimizi tanımamışız? Türkiye'ye bu yönü ile çok şey borçluyuz." diyor. Öğrenciler öğretmenlerine sık sık atıf yapıyorlar; Blerina; "Tanıdığım öğretmenler gibi olmaya çalışacağım."diye konuşuyor. Yulay Sırtlanov kendisine anlatılan rüyayı naklediyor: "Bir evliya, nineye; soğuk bir günde, nur yüzlü insanlar gelecek, onları iyi karşıla demiş. Nine, yün eldivenler ve çoraplar örüp beklemiş. Gerçekten de rüyada tarif edilen kişiler gelmiş." Sırtlanov, "O rüyada görülen insanlar gibi insan olmak istiyorum." diyor.

Davos'un Önemi:

Öğrenciler, Başbakanımız diye andıkları Ecevit'in Davos'ta Türk kolejlerinden övgüyle bahsetmesinden çok etkilenmişler. Bir öğrenci; "Barış ancak eğitimle başarılabilir..." dedi. Kazak Anar Salihova (Ankara Üniversitesi Psikoloji) önemli bir noktaya değiniyor: "Önümüzdeki yüzyılda küreselleşme olacak ve birey ön plana çıkacak. Liselerin açıldığı ülkelerde en az bir arkadaşımız var. Ben kendimi küreselleşmiş hissediyorum." Azerbaycanlı bir öğrenci yanık, içli sesi ile Sarıgelin'i söylüyor; "Seni mene vermezler. Hay nenen ölsün Sarıgelin. Leylim, aman aman Sarıgelin." Bir başka öğrenci Mazhar Fuat Özkan'ı aratmayacak şekilde gitarının tellerine vurarak, "Bodrum Bodrum'u" söylüyor: Duygu, duygu biraz duygu.. bütün istediğim buydu. Ispartalı Ziya amca şimdi daha iyi anlıyorum seni. Sen büyük bir özveri ile Isparta'nın sınırlarını aşıp, hastalık, yaşlılık demeden dünyanın dört bir yanında gül kokulu gençler yetiştirilmesine vesile olmuşsun meğer. Sen ve senin gibi bahçıvanların elinde etrafımız lalezar olmuş. Sağol, varol.