Yazdır

Terör, Rektör, Vektör, Diri, İri, Kıyım, Kıyam, Türban, Kurban, Tören, Törem, Örtki Ölem..

Yazar: M. Nedim Hazar, Zaman Tarih: . Kategori 2001 Köşe Yazıları

Oy:  / 0
En KötüEn İyi 
Tekerleme gibi ülkede yaşıyoruz vesselam.. Şu üniversitelerin haline bakınız. Rektör diğer rektöre çelme takıyor, oynanan alicengizin bini bir para. Bir gazetede köşe yazan üstelik de iletişim profesörü bir büyüğümüzün 'İnternet mi o da ne?' başlıklı teknolojiyi aforoz eden yazısını hatırlıyorum.

Hocamız faks yerine güvercin halhalı kullanıyor herhalde.

İşte bu sebeple önceki gün gazetemizin manşetini okuyunca şaşırmadım. Fransızların Ermeni soykırımı tasarısını protesto eden medar–ı iftiharımız üniversitelerimiz, bu konuda tarihleri boyunca hepi topu 113 eser vermişler ki, biz buna da 'şükür' demek durumundayız. Zekeriya Beyaz Hoca'yı Ceviz Kabuğu programında izledim. Program her ne kadar Altaylı'nın dediği gibi M. Güvenlik Akademili gibi görünse de, bence inanılmaz bir turnusol görevi ifa ediyor. Beyaz Hoca, günümüz üniversite öğretim üyesi için muhteşem bir prototip gösterisi sundu. Sayın YÖK Başkanı'nı, Sayın Beyaz'ı, Sayın Serter'i gördükçe, bu ülkenin uluslararası arenada hak ettiğinden çok daha az hırpalandığına inanıyorum şahsen. Bir dostumun tabiriyle, eloğlunun bize 'tenya' muamelesi yapması boşuna değil sanki. Bakın Allah aşkına, manşetlerimizden küfürü bastığımız, 24 saat bilfiil aforoz ettiğimiz Fransızlar hakkımızda kıyım ile ilgili 26 bin kitap yazarken biz 113 tane, o da bazıları tez şeklinde çalışma yapıyoruz. Peki hocalarımız, sevgili öğretim görevlilerimiz ne yapıyor?

Bunu görmek için bugünlerde Marmara İlahiyat'ın kapısına bakmak yeterli. Özgürlüğü, insan haklarını, inanç hürriyetini enlemlerine ve boylamlarına ayırmakla meşguller. Ve daha beteri var. Birçok konuda işinin ehli insanları ya emekli ediyorlar, ya da baskılarla ülkeden kaçırıyorlar. Misal, Nilüfer hoca, Hayrettin Karaman, Ahmet Akgündüz. Osmanlı ve yakın tarih konusunda ülkenin en saygın ismi Prof. Dr. Ahmet Akgündüz şu an nerede biliyor musunuz? Rotterdam Üniversitesi'nde öğretim üyesi. Ve Ahmet Hoca, buradaki meslektaşları gibi öğrencilerin kılı tüyüyle değil, Türk milletinin meseleleriyle ilgili olduğu için, üniversite hocalarımız konsolosluk kapılarında çürük yumurta şovu yaparken o Katar TV'sinde Ermeni kıyımı olmadığını tüm dünyaya anlatmaya çalışıyor.

Davut Usta

Bir emekli şoför.. Ayaklarından ve ellerinden rahatsız. Günün tamamını ekran karşısında geçiriyor. Pazartesi akşamı ana haber bültenlerini onunla izleme şansını yakaladım. Fethullah Gülen davası anonsları yapılıyordu. Tanık olarak gelen gencin, insanları tebessüm eden ve tek merkezden yönetildiği alenen belli olan konuşmasını ATV'nin taraflı vereceğini daha bülten başlamadan söyledi. 'Niye?'dedim Hacı Davut'a, 'ATV'nin dinî konularda taraflı yayın yaptığını duymayan mı kaldı?' dedi. Şanlıurfa'daki felçli bir adamın bu konudaki tespiti enteresan geldi bana.

İrtica sinemada!

Bu filmi bir şekilde izleyin. Ben VCD'den de, film perdesinde de izledim. Sakın ha çocuk filmi deyip geçmeyin. Grinch tam anlamıyla bir 'dışlanmışlık, yabancılaştırılma' filmi. Hadi moda tabirle 'ötekileşme' filmi. Hakim zihniyetin, menfaat odaklarının, kendilerinden çok daha zeki, merhametli ve yetenekli kişileri topluma nasıl canavarmış gibi sunup, tecrit ettiklerini anlatıyor Grinch isimli film. Jim Carey sadece şaklabanlık yapmıyor, bir dönem zencileri, Kızılderilileri, şimdilerde inancı gereği başını örtenleri dışlayan zihniyete tokat vuruyor sinema diliyle. Keşke elde imkan olsa Sayın Gürüz, Sayın Alemdaroğlu, Serter ve Beyaz Hoca'yı zorla sinema salonuna götürüp onlara estetik bir vicdan muhasebesi yaptırtabilsek. Eğer Terminatör ile beslenen bir nesil istemiyorsanız, Grinch türü filmleri izleyin, mesajını biraz zorlanarak da olsa alın ve vicdanınızı bakıma alın. Samimiyetle söylüyorum ertesi gün güneş bir farklı gülümseyecek yüzünüze. Tabii bunu yapmaya yüreğiniz yeterse...

Çamur ve umut

Urfa'nın kaderiymiş toz ve çamur. Yazları toz fırtınası, kışları çamur eksik olmuyor şehirden. Bunun bir altyapı ve belediyecilik eksiği olduğunu kimse mi fark etmiyor, yetkililer mi umursamıyor anlamadım açıkçası. Ama bir kabulleniş var çamuru sanki. Ayaklardaki çamura ters yüzlerinde aydınlık bir gelecek var peygamberler şehri insanlarının. İnatçı, sorgulayıcı ve muhalifler de.. Daracık düşünce kalıplarını genel geçer kaide sananlar ile geleceğin dünyasında kendine yer açmak için düşünce tepesine omuz atmak isteyenler yan yana duruyor. Her satırınızı okuyup, sizi karşısında bulunca sorgulayan gencecik kız ile, hayatı boyunca kendi çemberini aşamayacakmış gibi görünen umut vermeyen genci aynı anda gördüm Urfa'da. Tuhaf bir şey bu, bir gözün tebessüm ederken, diğerinin ağlaması gibi.

Sorsam mı acaba?

Bazı sorular gelip gelip geri gidiyor. Bazıları ise rahatsız ediyor, pirpiriklendiriyor, işkillendiriyor insanı. Merhum Okkan'ın suikastı ile ilgili düşünürken aklıma Mesut Yılmaz'ın yıllar önce 'AB'nin yolu Diyarbakır'dan geçer' sözü geldi. Şimdi şu soruyu soruyorum kendi kendime: 'Acaba bu yolun farkında olanlar mı, dinamitleri Diyarbakır viyadüğüne yerleştiriyorlar?'