Yazdır

New York'ta Bir Hocaefendi

Yazar: İhsan Işık, Tutanak Tarih: . Kategori 2001 Köşe Yazıları

Oy:  / 2
En KötüEn İyi 
Fethullah Gülen'in Türkiye'de temsil ettiği çizgiyi bürokrasi ve medya takımı inatla anlamak istemiyor, bu çizgi hakkındaki yanlış telakkilerini yoğunlaştırıp insafsızca bir baskıya dönüştürüyor.

Bir Ödülün Anlamı Üzerine

Son üç ay içinde iki büyük etkinliğe imza atan Türkiye Yazarlar Birliği, kurulduğu yıldan bu yana bu kuruluşa saygıyı haklı kılacak iki önemli çalışmayı aksatmadan gerçekleştiriyor:

1. "Türkiye Fikir ve Sanat Yıllığı"nı yayımlıyor. Devletin (Kültür Bakanlığı başta olmak üzere pek çok anlı şanlı kuruluşun) yapmadığını yaparak Türkiye'de yaşanan her yılın kültür ve edebiyat hayatı çetelesini tutuyor. Bugün bu alanda geçmişe yönelik kim bir araştırma yapmaya kalksa en sağlam verileri bu kaynaktan başkasında bulamaz.

2. Pek çok alanda her yılın zirvelerini seçiyor, ödüllendiriyor ve kamuoyuna duyuruyor. İşte diyor, bu yıl hikâyede, şiirde, romanda, fikirde, vb. en nitelikli çalışmayı bu kişiler yapmıştır, bu kıymetleri tanıyın, yararlanın.

Türkiye Yazarlar Birliği, güzel bir yenilik yaparak son yıllarda verdiği ödüllere bir de "Üstün Hizmet Ödülü'nü eklemiştir. Bu da insana ve yeteneğe verilen değerin azaldığı ülkemizde başlı başına bir olaydır. Çünkü bir ülkenin kültür ve sanatına hayatını vermiş insanları umursamamak, onlara karşı kadirşinaslık ödevini unutmak kadar büyük bir ayıp olamaz. Bu ayıptan kurtaracak adımlar atılmaz ise, ömrünü köşe dönmeciliğe değil de ilme, düşünceye ve sanata vakfeden yeni insanlarımızın çıkmasını nasıl bekleyebiliriz ki?

Ve... Bence Türkiye Yazarlar Birliği, son derece isabetli bir karar alarak bu yılkı Üstün Hizmet Ödülü'nü Fethullah Gülen Hocaefendi'ye vermekle, hem bu önemli şahsiyetin verdiği hizmetlerin önemini vurgulamış; hem de büyük bir ilim ve fikir adamının gurbette acı çekmek zorunda bırakılmışlığını teessür içinde seyretmek zorunda kalan milyonlarca insanın duygularına tercüman olmuştur.

Çünkü Fethullah Gülen'in Türkiye'de temsil ettiği çizgiyi bürokrasi ve medya takımı inatla anlamak istemiyor, bu çizgi hakkındaki yanlış telakkilerini yoğunlaştırıp insafsızca bir baskıya dönüştürüyor.

Fethullah Gülen Hocaefendi ise, hayatı boyunca verdiği konferanslar, yazdığı kitaplar, samimiyetin imzası ve mührü olan gözyaşlarıyla, kelimenin tam anlamıyla "Yaradan'dan ötürü" "Yaradılanı sevdi." Önder bildiği şahsiyetin yolunu izledi. Bu yol, "dahilde savaş istemeyen", bu memlekete hizmeti "müsbet hareket"te gören bir zihniyeti öngörüyordu. Bu yüzdendir ki Hocaefendi'nin çizgisini takip eden insanlar hiçbir zaman teröre bulaşmadılar, devletle karşı karşıya gelmediler, kinden ve nefretten söz etmediler.

Ne yaptılar? Ülke içinde ve dışında okul yaptılar, gazete, radyo, televizyon, yayınevi kurdular. Tek kelimeyle özetlersek, inançlı ve nitelikli insan yetiştirmek için gecelerini gündüzlerine kattılar. Farklı inanç ve görüşte olan insanların diyalog içine girmesini, birbirlerini anlamaya çalışmasını, aralarında hoşgörü ortamının oluşmasını sağlamaya çalıştılar.

Bu hizmetleri yürüten insanlar, ilhamlarını bu büyük şahsiyetin sohbetleri, vaazları, konferansları ve kitaplarından aldılar.

Ne yazık ki, Fethullah Gülen Hocaefendi, bu hizmetlerinden dolayı vehim kumkuması, modern görünümlü kara cahillerin iftiraları ve baskılarıyla karşılaştı sürekli olarak. Sonunda bu kadar ceberrutluğa dayanamayan sağlığı bozuldu. Ciddi bir tedaviyi zaruri kılan rahatsızlıklarla karşı karşıya kaldı.

Hocaefendi şimdi New York'ta. Gerçekten de hasta. Sürekli doktor kontrolünde, tedavi altında. Aklı ve gönlü ise Türkiye'de. Peygamberi Hz. Muhammed (sav) ve üstadı Bediüzzaman Said Nursi gibi, kendisine kötülük yapanlar dahil tüm insanlar için dua ve iyi dilekler içinde.