Yazdır

Fethullah Hoca'nın Arkasında Kimler Var?

Yazar: Ahmet Şahin, Zaman Tarih: . Kategori 2001 Köşe Yazıları

Oy:  / 3
En KötüEn İyi 
Efendim, bazıları gördükleri başarıdan dolayı şaşırıyorlar, niçin kendileri de böyle başarılara imza atamadıklarını düşünüyorlar, sonra da basıyorlar itham ve isnadı:

Fethullah Hoca tek başına bu kadar hizmetleri veremez, okullar açamaz. Uluslararası başarılarda öne geçemez. Olsa olsa bunun arkasında Suudi Arabistan, İran ya da CIA var. Şeriat devleti kurma maksatları söz konusu!..

Niçin böyle yorum yapmak zorunda kalıyorlar? Çünkü hemen kendi nefisleriyle kıyaslıyorlar. Bakıyorlar ki, kendileri tek maaşlarını böyle bir hizmete vermemişler, tek ay karşılıksız çalışmamışlar, ömürlerinin tek haftasını menfaatsiz feda etmemişler... Edenleri görünce de inanamıyorlar, mutlaka arkasında yabancı güçler arıyorlar...

Halbuki nerede başarı bayrakları dalgalanıyorsa orada mutlaka büyük feragat ve fedakârlık vardır. Nerede bir fetih hareketleri varsa orada şehitlik de söz konusudur.

İşte size bu başarı bayraklarını dalgalandıran kahramanlardan iki örnek... Bakın bakalım Hocaefendi'nin arkasında yabancı güçler mi var, yoksa fedakârlık ve feragat timsali, kahramanı Türk gençleri, kendi çocuklarımız mı?

Önce duymuş; fakat ihtimal vermemiştim. Fedakârlığın bu kadarı da olmaz, deyip geçmiştim. Bu defa elime tutuşturulan Mesel Denizi kitabında da okuyunca duyduğumu tereddüt etmeden sohbetlerimde anlatmaya başladım.

Ne miydi kesin tespitten sonra anlattığım fedakârlık örneği? Buyurun birlikte okuyalım şu ibretli tespiti:

Dışarıdaki Türk okullarında öğretmenlik yapan gençler akıl almaz ölçüde fedakârdırlar. Okullarını, hizmetlerini kendi canlarının da üstünde tutacak kadar fedakâr. Nitekim bir müdür, öğretmen okulun balkonundan bir öğrencinin düştüğünü görünce heyecanla basamakları atlayıp dışarıya koşarken:

Eyvah, okulumuzun itibarı zedelenip itimat sarsılacak.. diyerek balkonun altına gidiyor. Düşen çocuğun kendi oğlu olduğunu anlayınca da:

Elhamdülillah düşen benim oğlummuş, okulumuzun itibarı kurtuldu, velilerin itimadı sarsılmadı, diye seviniyor.

Ben bu müthiş fedakârlık örneğini sohbetimde anlatırken karşımda oturan mâsum duruşlu mahcup bir genç söz aldı.

Ben dedi, Rusya'daki Türk okulunda Türkçe öğretmenliği yapıyorum. Hatta sizi Samanyolu Televizyonu'nda Rusya'da iken seyretmiştim, diyerek de kendini tanıttıktan sonra bir okul hatırasını da şöyle anlattı:

Bizim okulumuzda bir Rus profesörün iki çocuğu okuyordu. Bu sebeple bir akşam Rus Prof. bizi evine davet etti. Biz de gittik. Yaşlı hanımı sofra hazırlamış mahcup şekilde yemeğimizi yedik. Arkadaşlar sofrayı kaldırırken yardım ettiler.

Hanım ve prof.'la sohbete daldık. Ama iki arkadaşımız yanımızda görünmüyorlardı. Hanım, bunlar neden geciktiler, diye mutfağa doğru gidip de onları mutfakta görünce bağırmaya başladı:

Profesör, çabuk mutfağa gel!

Profesör mutfağa koştu; ama mutfağa girmesiyle çıkması bir oldu:

Kameram nerede kameram! diye evin içinde koşuşturmaya başladı.

Biz de meraklanarak mutfağa koştuğumuzda gördük ki, iki arkadaşımızdan biri boynuna önlüğü takmış bulaşıkları yıkıyor, öteki de el beziyle yerleri siliyor!..

Bu, inanılmaz bir manzara, kaybolmamalı, mutlaka kamerayla tespit edilmeli, diyen profesörü uzun zaman teskin etmek mümkün olmadı. Söylenmeye devam ediyordu:

Gözlerimle görmesem inanmazdım. Ama olay işte evimde yaşanıyor, böylesine fedakârlığa bizzat şahit oluyorum. Şimdi Türkleri daha çok sevmeye başladım.

Ben burada konuyu kesiyor ve diyorum ki:

Fethullah Hoca'nın arkasında İran'ı, Suudi Arabistan'ı, yahut da CIA'yı arayacağınıza, Türk gençlerinin sizin yok ettiğiniz; ama Hocaefendi'nin meydana çıkarttığı şu feragat ve fedakârlık ruhunu arayın, ona nazar edin. Hangi türlü fedakârlıklarla bu hizmetler başarıya koşuyor onu tespit edin.

Edin de, hiç olmazsa Rus prof. kadar kendi çocuklarınızı takdir edin, onların böylesine feragat ve fedakârlıklarla elde ettikleri başarılarını başka millet ve devletlere yükleme haksızlığına düşmeyin.

Yanlış mı söylüyorum?