Yazdır

Ajanlık Kime Yakışır?

Yazar: Hüseyin Gülerce, Zaman Tarih: . Kategori 2001 Köşe Yazıları

Oy:  / 3
En KötüEn İyi 
Hukuk, onu temsil konumunda bulunanlarla yücelir ya da yaralanır. İki savcımızın son günlerdeki tutum ve tavırları maalesef hukukun saygınlığını zedelemektedir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, bulunduğu göreve ikinci defa atanmayınca Cumhurbaşkanı'na tavır koyarak, kendisine veda ziyaretinde bulunmuyor.

Cumhurbaşkanlığı makamına karşı, bir devlet memurunun bugüne kadar cür'et edemeyeceği bir nezaketsizlikle karşı karşıyayız. Hele bir hukuk adamı; devletimizin en saygın ve üstelik kendisini daha önce atayan makama karşı devlet terbiyesini hiçe sayan bu protestoya tevessül etmemeliydi. Bu yetmiyormuş gibi, bir televizyon kanalına çıkıp "gerçekler"i açıklayacağı tehditlerini savurması anlaşılır bir şey değildir. Devlete, Cumhurbaşkanlığı makamına ve bugün o makamda oturan ve kamuoyunun "en saygın ve güvenilir" bulduğu bir Cumhurbaşkanı'na karşı böyle bir davranış içine girme, kimsenin haddi değildir.

Gönül isterdi ki, Meclis Başkanı ve Başbakan, bu savcımıza, "Lütfen önce Cumhurbaşkanı'na gidiniz, bize ondan sonra geliniz." uyarısı yaparak bir devlet adamlığı dersi verselerdi.

Ankara DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel de, hukuku zedelemenin bir başka örneğini vermektedir.

Fethullah Gülen'in yargılandığı Ankara 2 No'lu DGM'ye ek deliller sunan savcı, delil diye bula bula isminin önüne Dr. sıfatı bulunan bir adamın kin ve husumetle yazdığı bir rapora sarılmaktadır.

Savcı, "çete" suçlamasıyla ilgili yeterli ve inandırıcı delillere sahip değilse, ek deliller sunma ihtiyacı duymuş olabilir. Ancak "somut ve hukukî delil" diye sunduğu raporda, "Gülen tarikatının ardındaki desteğin ABD olduğunu Türkiye'de ve dünyada bilmeyen yok." gibi bilimsel açıdan ancak "safsata" denebilecek ifadeler varsa "Bunun nesi delil?" diye sorulmaz mı?

Sonra o raporu hazırlayan şahısla ilgili devletin istihbarat organı MİT'in eski daire başkanı Mehmet Eymür'ün de açıklamaları var. Eğer ciddiyet aranacaksa, Eymür'ün ifadeleri muteberdir.

Kendi Internet sitesinde Eymür, bakınız birkaç hafta önce neler yazdı:

"ABD'de kurulu ve bazı enteresan bağlantılarını bildiğim bir cemiyetin web sayfasında Dr. Necip Hable Mitoğlu isimli bir kişi, 'Etki Ajanları-Nüfuz Casusları ve Fethullahçılar Raporu' başlıklı bir yazı yazmış. Yazının bir bölümünde 'Aidiyet duygusuyla bağlı olduğu yeni vatanına kaçmak suretiyle deşifre olmuş etki ajanlarına' diyor.

''Bu Mitoğlu'na 'Söylediklerini ispat edemezsen sen bir şerefsizsin.' diye e-posta gönderdim. Cevap verir, belki bize yazarlık teklif eden ünlü medya patronu kimmiş açıklar, bizimle ilgili ajanlık kanısına nasıl varmış izah eder diye bekledik.

"Cevap vermedi, şerefsizliği kabullendi.

"İsminin başında Dr. lâkabı bulunan ve ilim adamı geçinen bir zavallı. Araştırılırsa, belli güç odakları ile bağlantısı çıkacağından eminim."

İşte Nuh Mete Yüksel'in "delil" diye mahkemeye gönderdiği raporun sahibi böyle biri.

Vehimler, zanlar, andıçlar hukukî delil değildirler.

Ajan-casus suçlamaları, eğer deliliniz, belgeniz yoksa bir iftiradan ibarettir. Bunu yapanlara da müfteri denir.

Demokrasilerde hukukun üstünlüğü, yargının bağımsızlığı asıldır.

Hukuk, konjonktürün kullanma kılavuzu değildir.

Hele hele Türk milletine eğitim alanında hizmet eden mümtaz şahsiyetlere kara çalmaya kalkmak, millet vicdanını yaralar ve devlet kurumlarına olan güveni sarsar.

Ayrıca hukuk dışına çıkma; bir bumerang gibi döner ve bir gün asıl kısır zihniyet sahiplerini yaralar.

Kimin hain, kimin ajan olduğuna bırakınız adalet karar versin.

Sonra bir şey daha var.

Ajanlık kime yakışır, millî vicdan onu çok iyi bilir.

Sayın Gülen siz müsterih olun.