Yazdır

Gülen'in Suçu "Bağımsız" Olmak

Yazar: Ali Halit Aslan, Zaman Tarih: . Kategori 2001 Köşe Yazıları

Oy:  / 3
En KötüEn İyi 
Fethullah Gülen aleyhine tevkif müzekkeresi çıktığı günlerde konuştuğum bir Amerikalı bilim adamı, mühim bir tespit yapmıştı: 'Dünyanın her yerinde, demokratik tabanın oluşma sürecindeki ülkelerdeki baskıcı rejimler bağımsız seslerden son derece rahatsız.

Uluslararası camiadan büyük tepkiler gelme riski pahasına da olsa onları susturmaya çalışırlar'.

Bence de Gülen'in başına ne geliyorsa, 'bağımsız' olmasından geliyor. Eğer Gülen ABD'nin, Türkiye'nin ya da bir başka büyük gücün 'adamı' olsaydı başına bütün bunların gelmesine izin verilir miydi hiç?

Dünya literatüründeki konuyla ilgili yayınlara da şöyle bir göz atılırsa, sosyal ve siyasal bilimcilerin şu kanaatte birleştiği görülür: Gülen'in başlattığı akım, hiçbir dış güce bağlı olmayan bir sivil toplum hareketidir. 'Başımıza ne geldiyse sosyologlar yüzünden geldi' diyenlere bunları anlatmak kolay değil tabii...

Türkiye'de bazı gerçekleri konuşmak cesaret istiyor. Ama biz 'Zamancı'lar nasılsa 'damgalı'yız. Konuşursak kaybedecek daha fazla bir şeyimiz de yok. Dolayısıyla bugün müsaadenizle size şu gurbetten, elimden geldiğince içimi dökeyim.

Hedef olmayan kaç kişi var?

Öyle bir ülkemiz var ki, evlere şenlik. İddia eden, ispat etmekle mükellef değil. Hele arkasına devletin bir kanadını ve medyayı alan bir müddei, 'isnat makinelisi' gibi hedefini yaylım ateşine tutabiliyor. Ve yerli yabancı herkes bundan nasibini alıyor. Soruyorum size: Bilhassa şu son dönemde, ülkemizin problemleri üzerinde objektif çalışmalar yapıp da, hedef olmayan kaç kişi var?

Türkiye'deki 'ajanlıkla karalama' geleneğinin mağduru pek çok. Bedelini hukuk çerçevesinde ödediği sürece, kimsenin 'safsata üretme' ve 'kendini rezil etme' özgürlüğüne bir kastımız yok. Ancak bu tür safsatalar, eğer hukukun üstünlüğünü koruma durumundaki yargı mensuplarınca mahkemelere taşınıyorsa, o zaman durup şöyle bir düşünmeli. Hele bu dezenformasyonun ana menbaı devletin 'derinliklerindeyse' durum daha da vahimleşiyor. Türkiye'de 'kargaşa mühendisliği'ni yürüten psikolojik savaş odaklarınca son yılların popüler hedefi Fethullah Gülen ve sevenleri aleyhine yapılanları bu çerçevede değerlendirmek gerek. İki yıldır amansızca yürütülen bu kampanya, 'Türk andıçlama tarihi'ne altın harflerle yazılsa yeridir...

Gülen aleyhinde kimsenin inanmayacağı bir iddiayı iddianamesine ekleyen sayın savcı, devletin MİT de dahil bütün istihbarat birimlerine değil de, neden kimliği herkesçe malûm birine dayanma ihtiyacı duyuyor? Yaptığı hukukî bir işlem mi, yoksa bir andıçı medyatik hale getirme mi? Sayın savcı, eğer Gülen'i gerçekten devlet adına dava ediyorsa, yetkili makamların verdiği bilgilere neden güvenmiyor? Yoksa onun bir devleti mi var, devletten içeru mu?

Sayın savcı delilsiz de olsa iddiasını ortaya attı ya. Şimdi Gülen ve onu seven milyonların 'ajan olmadıklarını' ispatlamaları gerekiyor. Ne güzel hukuk! Bu kategoriye giren bendeniz de 'Hamil-i kart ajanım değildir' türünde bir vesika almak için CIA yollarına mı düşsem acaba?

Vatansever savcımız, görevini bitamamiye yerine getirmeli. Gülen CIA ajanı ise, bunu belgeleriyle ispat etmeli; onun milyonlarca seveni de bir ajan borsası gibi çalışıyorsa, bu milyonlarca insan hakkında da aynı davayı açıp, ülkeyi bir büyük ajan borsasından temizlemeli!

Anadolu pınarı kıskanılıyor

Yerli ya da yabancı bir devleti arkasına almadan bir şey yapmaktan aciz olanlar, halkın teveccühünden ve Allah'ın inayetinden başka hiçbir güce dayanmayan Gülen benzeri bağımsız hareketleri anlamakta zorlanabilir. Almadan vermesini bilmeyenler, başta kendi milleti olmak üzere tüm insanlığa hizmet için fedakarlık yapma duygusunu idrak edemeyebilir. Ama hayır, onlar Gülen'in sadece tavsiye niteliğinde katkısının bulunduğu hizmetlerin bir halk teşebbüsü olduğunu ve 'değirmeninin suyu'nun da Anadolu'nun tertemiz bağrından geldiğini aslında çok iyi bilirler. Bu Anadolu pınarını istedikleri gibi maniple edemeyecekleri için de kıskanır ve korkarlar...

Dünyanın gözünde Türkiye'yi 'kendi vatandaşına komplo kuran, başıbozuk, yolsuzluğa batmış, neo-faşist bir devlet' derekesine indiren bu güruh.. ve bilerek ya da bilmeden onlara alet olanlar, acaba canım ülkemizin imaj ve çıkarlarına milyonlarca yabancı ajanın dahi yapamayacağı cinsten bir zarar vermiyor mu?

Yeryüzünde eğer adalet varsa, bir gün bunların başında patlamaz mı? Tarih kayıtlarını düşüp, Allah hesap sormaz mı?