Yazdır

Sevgi, Anlayış ve Diyalogdan Bir Ses: "Fethullah Gülen"

Yazar: Elenas Haritu, God&Religion Tarih: . Kategori 2001 Köşe Yazıları

Oy:  / 0
En KötüEn İyi 
Sevgi, merhamet ve insancıllığını sadece kitaplarında ve şiirlerinde takdim eden değil, tüm hayatında soluklayan bir insan. Başkalarını asla yabancı olarak değil, sadece kardeş ve dost olarak gören bir insan. Zayıfların, kuvvetli olan tarafından hakir görülmesine değil, kuvvetlilerin yardımına muhtaç olduğunu düşünen bir insan. Eğitimi, bir toplumun refaha ermesinde en ehemmiyetli yol olarak görüyor. Fethullah Gülen bütün bu anlatılanların eşliğinde, halkları birleştiren unsurların onları ayıranlardan daha fazla olduğu inanışıyla bütün hayatını toplumsal problemlerin çözülmesi ve ruhsal ihtiyaçlarının karşılanması için adadı.

1938 Kasım'ının bir kış sabahı. Doğu Anadolu'nun Erzurum ilinin küçük bir köyünde dünyaya gözlerini açtı. Okuyup yazmayı ilk olarak ailesinden öğrendi. Annesi köydeki diğer kadınlara Kur'an öğretiyordu. Babası edebiyat ve şiiri çok seven, oğluna "Peygamber Muhammed'in" sevgisini aşılayan bir kişiydi. Eğitimini Erzurum'da bir dini okulda tamamladıktan sonra (1958), Edirne'ye gitti.

Edirne'de iyice buranın manevi ve kültürel havasına büründü. Pozitif bilimlerin yanı sıra edebiyat, tarih ve felsefe eğitimi de gördü. Askerlik borcunu bitirdikten sonra eğitimini tamamlamak ve geliştirmek için İzmir'e gitti. Bu şehir, hayatının en önemli merkezi oldu. Bu süre zarfında dini ilimlere ve toplumsal problemlerin çözümüne karşı olan ilgisi ve sadakatiyle adeta billurlaştı. Haftada bir, camide yaptığı vaazları yetersiz bularak cami dışında da sohbetler etmeye başladı. Bu sohbetler onu, toplumun büyük bir bölümüyle ortak fikirler çerçevesinde karşı karşıya getirdi. Zaman zaman, dinleyicileri o kadar kalabalık oluyordu ki, hiçbir camiye sığamıyordu.

90'lı yıllarda onun davetlerine yüzlerce hatta binlerce insan katılır olmuştu. İzmir'deki kaldığı süre zarfında eğitimli kesimin ve özellikle de üniversite öğrencilerinin oldukça dikkatini çekti. Şehir şehir dolaşarak, yaptığı konuşmalarda sadece dini değil, eğitim, ekonomi, bilim, İslamî yaşantı ve hatta Darvinizm gibi konularda bile halkı aydınlattı. Konuşmalarında olan belagat ve derinlik ile entelektüel kesimin saygısını da kazandı. "Sevgi, dünyaya gelen her varlıkta en asaslı bir unsur, en parlak bir nur, en büyük bir kuvvettir ve bu kuvvetin yeryüzünde yenemeyeceği hiçbir hasım yoktur. Sevgi evvelâ bütünleşebildiği her ruhu yükseltir ve ötelere hazırlar. Sonra da bu ruhlar sonsuzluk adına doyup duydukları şeyleri bütün gönüllere hâkim kılmanın kavgasını vermeye başlarlar. Bu yolda ölür ölür dirilir; ölürken "sevgi" der ölür. Dirilirken de sevgi soluklarıyla dirilirler."

1970'teki politik kriz, 12 Mart 1971 ihtilaline sebep oldu ve bu kargaşa ortamında Gülen takibatla karşılaştı. Sebep olarak da "Türkiye Cumhuriyeti'ni toplumsal, politik, ekonomik açıdan yıpratmak ve halkın dini duygularını istismar ederek gizli bir örgüt kurmak suçu" gösterildi. 6 ay sonra hiç ceza almadan serbest bırakıldı. Önce Edremit'e, sonra Manisa'ya gitti ve son olarak da İzmir'e tekrar geri döndü. 1980 Eylül'üne kadar çalıştı ve bu tarihten sonra da geri çekildi.

88-91 yılları arasında büyük şehirlerin en önemli camilerinde vaiz olarak ardarda vaazlar verdi. Bütün bunların yanında birçok yerde toplantı ve oturumlara da katılmaya devam ediyordu. Bu süre zarfında hayran kitlesi giderek artıyor ve gelişiyordu. Özellikle sevenleri üniversite öğrencileriydi ve bu kesimden, inançlarının felsefe ve bilim karşısında tehlikede olduğunu düşünenler tarafından büyük bir sevgiyle karşılandı. Üniversiteliler ve profesörler, yüksek rütbeden kişiler ve işçiler, iş adamı ve ekonomistler onun sözlerinden son derece etkilenmişlerdi.

Zamanla bütün ulusal gazeteler, görüntülü ve sesli basın, "Time" ve "Aktüel" gibi dergiler kendisiyle röportaj yapmaya başlamışlardı. Bütün gayret ve çabaları değişik din, ırk, fikir ve siyasi görüşlerin bir diyalog çerçevesinde yakınlaşmasında odaklanmıştı. Değişik vesilelerle düzenlediği toplantı ve programlarda farklı düşünce ve inançlardaki insanları bir araya getirerek önümüzdeki asırlara hitap eden bir din özgürlüğü, diyalog ve anlayış gibi konularda çaba gösterdi. Bunların arasında da en önemli sırayı uygarlıkların aralarındaki ilişkilerine ayırdı. Bütün dünyadaki tanınmış, seçkin kişilerle biraraya gelerek bu konulardaki dertlerini ve hayallerini onlarla paylaştı.

Bir "Hocaefendi"

Kendi dert ve kederine katlanabilen ama başkalarının ızdırapları için acı çeken hassas bir insan. İnsanlığa vurulan bir darbeyi önce kendi kalbinde hissediyor. Kendini bu varoluşla o kadar bütünleşmiş hissediyor ki bir zamanlar şöyle demişti. "Ne zaman sonbaharda bir yaprağın dalından düştüğünü görsem sanki elimi koparmışlar gibi hissediyorum". Duygusallığıyla ve basit yaşamıyla tanınan Fethullah Gülen, sevenleri tarafından "Hocaefendi" olarak hitap edilmeye başlandı. Bu onurlu isim bütün müslümanlar tarafından bu kutsal eğitimciyi tanımlamak için kullanılıyor. Türkiye'de eğitimin, saygının ve dayanışmanın gelişmesi için gösterdiği çabalar onu tanınan ve saygı duyulan kişilerden biri haline getirdi.

1999'un ilkbaharında Eskişehir Üniversitesi'nin, Türkiye'deki tanınmış kişilerle ilgili yapmış olduğu bir araştırmanın sonuçlarına göre Fethullah Gülen % 85 oranla en insancıl kişi seçildi. Ayrıca hayatını anlatan kitap 500 baskıya ulaştı. Entelektüel, vaiz, barışçı, yazar ve şair gibi bir çok özelliklere sahip olan Fethullah Gülen, insanların ruh dünyaları tarafından ülkesinde bazen sessiz bazen de ses getiren biri olarak kabul edildi. İnsanlar tarafından bu şekilde tanınıyor olması onun, Allah'ın kölesi ve tüm insanların dostu olmasına asla engel teşkil etmedi. Ancak şan, şöhret ve gösteriş arzusu Fethullah Gülen için "zehirli bal" hükmünde olup bunlardan bir tekinin dahi arzu edilmesi kişinin içindeki canlılığın söneceği anlamına gelir.

Bir Eğitimci

"Başkalarına ilham veren insan, hakiki manada insandır. Cahil olan ve öğrenmeye iştiyakı da olmayan insana kamil manada insan demek güçtür. Ayrıca bilgilerini yenilemeyen, sürekli geliştirmeyen ve başkalarına örnek olamayan kişilerin hakiki manada kâmil olduklarında şüphe ederim."

Fethullah Gülen'e göre toplumları idare edebilmek için önceliklere onları ilme açılan menfezlere yöneltmek gerekir. Ayrıca toplumsal adaletin sağlanması ve başkalarının haklarına riayet etme konusunda gösterilecek hassasiyet için gerekli olan tek şeyin yeterli, genel bir eğitim olduğuna inanıyor. Bütün bu hedeflerinin gerçekleşmesi, ütopyalarının tahakkuku için hem Türkiye'deki hem de yurt dışındaki tanımmış kişilere, kaliteli bir eğitimi gerçekleştirme konusunda cesaret telkin etti.

Zengin veya fakir, Müslüman veya başka dinden olan dünya kadar insan bu hedefe öylesine kilitlenmişlerdi ki dünya üzerinde 52'den fazla ükleye başta kolej ve üniversiteler olmak üzere birçok müessese diktiler. Yabancı dil kursları, dershaneler ve kolejlerin sayısı gün gelmiş şaşırtıcı bir şekilde 500'ü çoktan aşmıştı. Balkanlar'dan Avustralya'ya, Amerika'dan Güney Afrika ve Japonya'ya kadar bütün buralardaki müesseselerde okuyan çocuklar kendi ülkelerindeki müfredata göre ve hatta mecburi olan din dersinde mecburi olarak İslam değil Hıristiyanlık, Hinduizm, Budizm gibi kişinin ait olduğu dine göre ders görüyorlar.

Fethullah Gülen her insanın bir inancı olmasını arzu ediyor. "İyileri, iyilikleri için alkışla; saf kalp taşıyanların değerini bil; inananlara karşı saygılı ol. İnançsızlara karşı öyle saygıyla yaklaş ki, sana onlardan gelebilecek kötülükler dağılıp gitsin. Aynen bir Mesih gibi insanları nefesinle dirilt." İstanbul'da, Azerbaycan'da, Gürcistan'da Kırgızistan'da ve Orta Asya Türk Cumhuriyetleri'nde toplam 6 tane üniversite halen hizmet veriyor. Uluslararası alanda bu okulların mezunları övgüler almaya başladığı zaman artık Gülen emeklerinin karşılığını görmeye başlamıştı. Bu okullar özellikle matematik, kimya, fizik ve biyoloji dallarında uluslar arası yarışmalarda ülkelerine çok sayıda madalyalar armağan etti. Kanada'nın Kalgari şehrinde 1997 yılında 50 devletten öğrencilerin katıldığı bilim olimpiyatlarında İzmir'in Yamanlar Koleji takım halinde kimya dalında birincilik aldı.

Fethullah Gülen özellikle televizyon başta olmak üzere bilgiye ulaşma yolunda tüm kitle iletişim araçlarının kullanılması gerektiğinin ateşli bir savucusudur. Bu düşünce çerçevesinde Türkiye'den Hindistan ve tüm Orta Doğu'ya kadar yayın yapan bir televizyon kanalı da var.

"Demokrasi Çözüm İçin Tek Seçenektir"

"Politik ve bir idare şekli olarak demokrasi, dünyada kalmış olan son seçenektir." Gülen'e göre kusurlarının yanı sıra bugüne dek demokrasiden daha iyi bir sistem çizilmedi. Bu yüzden hepimizin demokrasiye karşı sadakatimizi göstermemiz lazım. Ülkesine hizmet etmek isteyen insanın şu aşağıdaki şartlara uyması gerektiğine inanıyor:

Karşılık, çatışma ve anarşiye fırsat vermemek için devamlı pozitif etki bırakmalı.

Yapmış olduğu hizmetler karşılığında maddi veya manevi bir çıkar gözetmemeli.

Yeterli bir güvence atmosferinin oluşturulabilmesi için ahlaki değerlere süslenmiş işler yapmalı.

Sabır ve merhamet.

Karşı gelen değil, sürekli olumlu bakan bir insan olmalı

O hiçbir siyasi şöhret peşinde olmadığını beyan etti ama Türk devleti başa fikirde. 1999 Haziran'ından sonra yukarda zikrettiğimiz. Anadolu Üniversitesinin yaptığı araştırmalarda Fethullah Gülen ve destekçilerinin kovuşturulması durumu da yer almıştır. 2000 yılında Ankara DGM tutuklama kararı çıkardı. İddia, güya kendinden müteşekkil bir çete (!) oluşturmaktı. Terörle Mücadele Kanunu'na göre yargılanması istenen iddia, yandaşlarının rejimi yıkıp İslam idaresi kurma niyetiyle devlet dairelerine sızma isteğiydi. Tutuklanma emri ise bazı video kasetlerine dayanıyordu. Bu kasetlerde devlet dairelerine sızmadan bahsediliyordu. Bizzat kendisi New York Times gazetesine, bütün bunların kendisi aleyhine siyasi güçleri olan marjinal kesimden kaynaklanan bir komplo olduğunu söylemiştir. Aynı gazeteye, bir İslam idaresi kurma arzusunda olmadığını, ancak Türkiye'de dinî ve mili gruplara yapılan ayrımcılığın sona ermesi için bu bağlamda yapılan bütün faaliyetleri desteklediğini söyledi.

Fethullah Gülen'in ABD'de bulunduğu sırada çıkarılmış olan bu tutuklama emri neticede iptal edildi ve dava Aralık ayı başına ertelendi. Ama onun kovuşturulması Türkiye'de topyekün siyasiler tarafından bir tepki tufanı yarattı. Aynı zamanda uluslararası basın camiası da buna ilgisiz kalmadı. 1999'un Haziran'ında aleyhindeki takibatlar başladıktan sonra hürriyet gazetesinin web sayfasında onun popülaritesi hakkında bir anket yapıldı. Bu ankette popülaritesi % 86'lara ulaşınca anket durdu. Yapılan başka iki ankette bu daha fazla yüzdelere ulaştı. NTV hesabına yapılan başka bir ankette de % 95-96'lara ulaştı. "Türknet"te ise % 91.6...

Diyalog ve Barışın Büyük Mücadelesi

"Artık birilerinin kendi fikirlerini zorla, şiddet yoluyla başkalarına kabul ettirmenin zamanı çoktan geçmiştir. Bu günün aydınlık dünyasında kendi fikirlerini kabul ettirmenin tek yolu ikna ve ispattır. Hedeflerine ulaşmak için şiddete yönelen kişiler zihnen iflas etmişlerdir". Kendisindeki derin ferasetle Gülen, dünyadaki manevi iklimin olumlu değişikliklere gebe olduğunu görüyor.

Öyle bir 21. hayal ediyor ki, bu yüzyılda hepimizin şahit olacağı bir manevi canlanış, adeta ölüm uykundaki bu katsal değerlerin yeniden hayata döneceği bir manevi rönesans olacak diyor. Farklı kültürlerin samimi diyalogunun, değerler alışverişinin, din serbestliğinin hakim olacağı bir gelecek hayal ediyor. Gülen'in öncülük ettiği bu teşebbüsler, insanlar arasındaki bu diyalog hayalleri ispat ediyor ki bu ütopyalar artık hayal değil gerçek olmuştur.

Diğer taraftan kesinlikle inanıyor ki insanları yaklaştıran bağlar, ayıran farklardan daha üstündür. Bu düşünce çerçevesinde, samimi diyalog ve dinsel hoşgörü için kesintisiz olarak mücadele veriyor. Bu kutsal savaşı kendi memleketi olan Türkiye'den başlattı. Bu düşünceler çerçevesinde bütün toplum katmanları tarafından gayet sıcak karşılanan, diyalog ve din hoşgörüsüne teşvik eden Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı adı altında bir kuruluş oluşturuldu.

Fethullah Gülen, uluslararası alanda etkisi olan Bartholomeos, Papa 2. John Paule. Vatikan'ın Türkiye büyükelçisi, Büyük İsrail hahambaşı Eliyahu Bahşi Doron, Türkiye'deki yahudi baş hahamı David Asco, önceki Türkiye Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Bülent Ecevit. Birçok seçkin profesör ve bilim adamı, gazeteciler ve film yıldızlarıyla buluştu.

Bir Yazar

Gülen, bugünün toplumsal problemlerine duyduğu çözüm arzusunu kitap ve şiirlerinde de dile getiriyor. Bunlardan birinde şöyle diyor: "İnsanlık bir yol kavşağına ulaştı. Biri ümitsizliğe, diğeri kurtuluşa gidiyor. Allah bize doğru yolu seçme ilhamı versin". Onun için ümitsizlik, hareket eden bir kum yığını gibi ilerleyişi engelleyen, başarı arzusunu öldüren ve insanı boğan bir kement gibidir.

Gülen zamanını araştırma, gezme, yazarlık ve eğitime ayırıyor. Onun teşvikiyle açılan üniversiteler dışında daha bir çok kuruluş ve vakıflar da faaliyettedir. Türkiye'nin yüksek tirajlı gazetelerinden olan Zaman, ABD başta olmak üzere 16 ayrı devlette de yayınlanıyor. Ekoloji, Sızıntı, Yeni Ümit, Yağmur, The Fountain ve Aksiyon gibi bilim, ekoloji ve teolojinin değişik dallarına cevap veren dergiler de yayınlanmaktadır. Ayrıca kendi yazdığı eserler de çok zengindir. Bu kitapların konuları çok renklidir. Bunlardan çoğu da İngilizce, Arapça, Almanca, Rusça, Arnavutça, Bulgarca'ya tercüme edildi. Yakında Yunanca da bu diller arasında eklenecek. (Yunancadan Tercüme: Reyhan İmamoğlu)