Yazdır

Fethullah Hoca'nın Casusluğu

Yazar: Ali Bulaç, Zaman Tarih: . Kategori 2001 Köşe Yazıları

Oy:  / 4
En KötüEn İyi 
Aklıma her şey gelirdi; ama Fethullah Hoca'nın "casusluk veya ajanlık" yapmakla suçlanacağı hiç gelmezdi. Anlaşılan Türkiye'de her şey mümkün. Ahlakî değerler tam bir çürüme içinde olduğundan, kim eline ne fırsatı geçiriyorsa, hasmına belden aşağı vurmaktan çekinmiyor.

Değerlerin ve makul düşünmenin önemini kaybettiği bir ülkede her şey mubah. Herkes herkese istediği çamuru atabilir. Artık bir iddia veya suçlamanın "makul, kabul edilebilir" olup olmaması önemli değil. İz bıraksan bu senin en büyük kazancın olur.

Fethullah Hoca'nın ajanlık veya casuslukla suçlanması da böyle bir şey.

Sözlüklere baktım. Ajan kelimesinin karşılığında şu bilgiler verilmiş: Bir devlet veya kuruluş hesabına gizli olarak çalışan kimse, casus. Kelimeden türetilen deyimlerden biri "ajan provokatör". Bu da, bir gizli kurum içinde, şiddetli bir baskıya yol açmak amacıyla üyeleri aşırılıklar, suikastlar vb. şeyler yapmaya kışkırtan kimse. Gizli ajan, casus olup gizli bir işle görevli güvenilir kimseler için kullanılır.

Bu tanım çerçevesinde Fethullah Hoca gibi kim olduğu, nereden geldiği, bugüne kadar hangi işlerle meşgul olduğu bilinen, hayatı herkesin gözü önünde seyreden, konuşma ve yazıları herkes tarafından rahatlıkla izlenen bir kimsenin Türkiye Cumhuriyeti dışında "bir devlet veya gizli bir kuruluş hesabına işler yapıp çalışacağı, ülkesinin stratejik ve gizli bilgilerini bu devlete veya kuruluşa bir menfaat karşılığında satacağı"nı düşünebilmek ve bunları gazete sahifelerinde yayınlamayı göze alabilmek için insanın sahiden aklını ekmek peynirle yemiş olması lazım. Bu iddiaları sahifelerine taşıyan gazetenin hangi ruh haliyle bunu yaptığını bilmiyorum. Bildiğim tek şey, bu gazetenin uzun zamandır kendine bir çizgi tutturmakta büyük bir sıkıntı içinde olmasıdır.

Yine de insan bir iddia veya suçlamada bulunurken, iddiasını belli bir aklî çerçeve içine oturtma ihtiyacını duyar. Fethullah Hoca'yı bir başka ülkenin ajanı olarak suçlamaya başladığınız anda, zaten iddianın tutarsızlığı, gülünçlüğü kendiliğinden ortaya çıkar. Bu Fethullah Hoca ki, en kötü idareye sahip devleti, devletsizliğe tercih eden, herhangi bir adım atacağında –mesela Papa ile görüşmeye karar verdiğinde– ilgili kurum ve kişileri haberdar eden, herkesten çok devlet, siyasî istikrar ve sosyal barış üzerinde titreyen bir kimse.

Fethullah Hoca'nın bir başka devlet veya gizli kuruluş hesabına ajanlık veya casusluk yapabilmesi için, devletin üst bürokratik veya askerî birimleriyle sıkı ve fiilî bir temas içinde olması gerekir. Hatta temas içinde olmak yetmez, bizzat görev de almalı. Hoca, devletin hangi gizli birimine ulaşabilme imkan ve kudretine sahip ki, buralardan elde ettiği bilgileri bir başkasına versin? Hoca memur değil, asker değil, fiilen görev yapıyor değil. Bir başkası ona bilgi taşıyorsa, alıcı ülke veya kuruluşun bu kadar dolaylı yollar takip etmesine gerek yok; bu, uluslararası istihbarat servislerinin gülünç bulacağı bir yoldur.

Hangi malum şahıs ve kaynaklar tarafından öne sürülen bu "ajanlık ve casusluk suçlaması", "çetecilik ve çete kurma suçlaması" türünden bir şey. Neresinden tutsan dökülüyor. Ancak bazı insanlar bile bile bu yollara tevessül etmekten çekinmiyorlar. Çünkü amaçları herhangi bir gerçeği ortaya çıkarmak değil, hasım bildikleri temiz insanları yıpratmak.

Bu ülkenin Fethullah Hoca ve benzerlerine çok ihtiyacı var. Bu insanlar bir arada ve barış içinde yaşamak zorunda olan toplumun manevî merkezleri, birleştirici referanslarıdır. Sahiden büyük sıkıntıların içinden geçmekte olduğumuzu ayrıca hatırlatmaya gerek yok. Sadece bu temiz, dürüst ve yararlı insanlara değil, ülkeye yazık oluyor.