Yazdır

Ödüle Layık Olmak

Yazar: Ahmet Ünal, Zaman Tarih: . Kategori 2001 Köşe Yazıları

Oy:  / 3
En KötüEn İyi 
Fethullah Gülen'i tanımasaydım, belki ben de, Müslümanlığımı ve Sünnîliğimi, başka din ve mezhep mensuplarına düşmanlık, Türklüğümü ise diğer etnik gruplara kin gütmekle besleyen herhangi birisi olacaktım.

Bendeniz gibi düşünen az değilmiş. Önce Nuri Gürgür genel başkanlığındaki mümtaz Türk Ocakları yönetimi şimdi de Dr. Nazif Öztürk başkanlığındaki seçkin Türkiye Yazarlar Birliği heyeti Fethullah Gülen'i üstün hizmet ödülüne layık gördü.

Müslümanlığından ve Türklüğünden kimsenin şüphe edemeyeceği her iki kurum, herhangi bir siyasî çizgiye angaje olmaktan uzak ana hatlarıyla aynı çizgide faaliyet gösteriyor. Türk Ocakları ve Türkiye Yazarlar Birliği, tarihine ve milli şuuruna sahip çıkan bir anlayışla, Hoca Ahmet Yesevi Hazretleri'nin piri olduğu millî ve dinî değerlere hizmet davasını kendisine rehber edinmiş durumda.

Bu vasıflara sahip iki sivil toplum kuruluşunun ortak bir çizgide buluşması, Fethullah Gülen'in doğru yolda olduğunun teyididir. Eğer kamu vicdanı kavramı hukuk ve kanunlar açısından bir değer taşıyorsa, mahkemeler bunu değerlendirmek zorundadır.

Şeref başkanlığını yaptığı Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı, aynı güzergâhta Türk milletine artı değerler kazandıran şahsiyetlere ödülleriyle tanınıyor. Kendisinin de içinde bulunduğu bir organizasyonun ayrıca ödüller vermesi güzel bir uygulama olmakla birlikte, aslında şahsının ve izleyicilerinin yaptıkları Anadolu insanına en güzel hediyeler oldu.

Başbakan Bülent Ecevit'in de uluslararası platformlarda vurguladığı gibi, Türkiye dünyanın bütün kıtalarında okul ve kültür merkezi açan büyük bir ülke olmanın hazzını tekrar yaşamıştır.

Milli Eğitim Bakanlığı'nın tanıtım kitaplarında ve internet sitesinde duyurulan, ülkemizin yüz akı bilimsel başarılarda Gülen'in payı inkâr edilemeyecek ölçüde gözler önündedir. Türkiye, makus talihini, açılan güzide eğitim kurumlarıyla büyük ölçüde tersine çevirmiştir.

Kimilerinin bencilce kaprisi, kimilerinin de şüphe ve kuruntularını tatmin maksadıyla, gerçekleştirilen hayalleri kâbusa çevirme gayretleri boşunadır. Yapılanlara denk hayırlı bir icraatı ortaya koymadıkça, bu millet onları sadece bozguncu olarak hatırlayacaktır.

Merak ediyorum, üyesi olmaya çabaladığımız Avrupa, Fethullah Gülen kadar insanlığa hizmet eden birisini bir de mahkemelerinde test etme ihtiyacı duyar mıydı? Rahibe Teresa'yı, Nobel ödülüne layık bulanlar herhalde Gülen'i haydi haydi baş tacı ederdi.

Hem Türkiye Yazarlar Birliği hem de Türk Ocakları çevresini, oluşturulan olumsuz havaya rağmen sağduyularını korudukları, kamu vicdanı doğrultusunda cesurca davranarak Fethullah Gülen'e "üstün hizmet ödülü" tevcih ettiklerinden dolayı kutluyorum.

Ödül alanlar da, ödül verenler de sağ olsun. Ödül vermek ödüllendirilesi bir davranıştır. Demek ki, kıymetlerin (değerlerin) takdiri musalla taşından önce de olabiliyormuş...