Yazdır

Büyükler Bir Eli Yağda, Bir Eli Balda mı Yaşıyorlar?

Yazar: Ahmet Şahin, Zaman Tarih: . Kategori 2001 Köşe Yazıları

Oy:  / 0
En KötüEn İyi 
Çoğu zaman farkında olmadan bir eli yağda, bir eli balda bir hayat peşinde oluruz. Oluruz da böyle bir hayatın mümkün olup olmadığını pek düşünmeyiz. Bence her isteğine ulaşan, bütün arzularına kavuşan, hiçbir sıkıntı ve derdi olmayan bir hayat yoktur bu dünyada.

Olsa olsa böyle bir hayat cennette olur. Zaten büyükler de böyle bir arzu ve istek peşinde olmamışlar. Hep sıkıntıyı, zorluğu yaşamaya razı olmuşlar, sıkıntısız, zorluksuz, sabrı gerektirmeyen bir hayatı asla beklememiş, aramamışlar, peşine düşmemişler..

Bediüzzaman Hazretleri'nin hayat boyu çektiği zorlukları, dayandığı sıkıntıları düşününce insanın aklına kendi hayatımızın ne kadar rahat ve kolay olduğunu hatırlaması geliyor.

Yanında bulunan talebesinin ifadesi aynen şöyle:

Üstad bir gün neşeli olursa üç gün sıkıntılı olurdu. Hep sabırla, tahammülle, iktisatla yaşardı.

Bana kaç defa demiştir ki:

Sungur, bende on tane hastalık var. Biri sende olsa yataktan kalkamazsın!

Bir başka gün de şunu söylemiştir:

Kur'an'da hastalığıma şifa olan ayetleri biliyorum; ama okumuyorum. Hastalık ve sıkıntı madem geçicidir. Öyle ise sabredeyim de sevabına nail olayım düşüncesi bana sabır hali kazandırmaktadır. Hiç şikayet duygusuna gitmedim.

Şimdi bir de Amerika'da Hocaefendi ile bir ay kitabından Hocaefendi'nin sıkıntı ve zorluklarına dâir bir bahsi aynen arz edeyim sizlere de, birlikte düşünelim büyüklerin bunca hizmetlerinin nasıl bir sabır, tahammül ve tefekkür sonucunda nasip olup meydana geldiğini...

....

Hocaefendi, askerde iken siroza dönüşen ciddî bir sarılık geçirmiş. Sindirim rahatsızlıkları, hayatının hiçbir döneminde eksik olmamış. Yine bir dönem, sağ bacağı tahammül edilmez derecede ağrılar yapıyormuş. Kesilme teşhisi bile konmuş. Diyor ki:

Ayağa kalkamıyor, hattâ oturamıyordum. Abdest alırken arkadaşlar yardım ediyorlardı. İzmir'de ortopedist bir doktor getirdiler. Çok sert ve mizacı ters bir adamdı. Muayene esnasında da sert davrandı ve canımı çok acıttı. Ameliyat gerektiğini söyledi. Fakat sertliği ve haşinliği çok canımı sıkmıştı. "Allah beni sana muhtaç etmeyecek ve bu hastalığıma şifa verecek." dedim ve doktor da kızdı gitti.

Bir başka gün de hastanede muayene ettiler. Çıktığımda doktorların kendi aralarında konuşmalarını duydum. Ayağın kesilmesi gerektiğini söylüyorlardı. Önce içimden bir ürperti geçti. Sonra, Epiktetos gibi kendi kendimi, "Fethullah, bugüne kadar iki ayağın vardı ve Allah'ın lütfettiği bu iki ayağı kullanıyordun. Yâ Rabbi, bundan sonra Sana tek ayakla kulluk ederim. Sana hamd olsun!"dedim.

Hastaneden geldikten sonra, ağrıyan yerlerine bir süre zeytin yağı sürüyor ve bildikleri dualardan okuyorlar. Allah, o rahatsızlığına da şifa veriyor.

Hocaefendi, şeker rahatsızlığını 12 Eylül sürecinde hissediyor. Kalb rahatsızlıkları da aynı dönemde ortaya çıkıyor. Şu son dönemde, bu rahatsızlıklarının bir komplikasyonu olarak bilhassa sağ kolunda şiddetli ağrılar, parmak mafsallarında şişme oluyor. Bu sebeple, parmaklarını tam olarak bükemedikleri için, ellerini kullanmada ızdırap çekiyorlar.

Hocaefendi'nin bir diğer tipik ve kronik rahatsızlığı, çok fazla terlemesidir. 4 rekatlık bir namaz, yatağını düzeltme, hafif bir hareket, onun ter içinde kalmasına yetiyor. Bilhassa çok ağır geçen grip rahatsızlıklarında, çok fazla ter atıyorlar. Bir gecede, onun da belki ancak yarım saatinde uyuyabildiği uyku süresi 2 saat kadardır. Fakat bu süre içinde defalarca atlet değiştirdiği oluyor.

Yine çok tipik bir vak'a olarak, vücudunun üst yanı böylesine terlerken, alt tarafı da alabildiğine üşüyor. Ayaklarına, cereyanla ısıtılan çoraplardan giydikleri, üzerine battaniye sardıkları ve bu şekilde yatağa girdikleri halde, bir türlü ısınamadığını söylüyorlar.

Evet, herkes gibi Hocaefendi de kendi kaderini yaşıyor, kalbine, gönlüne ilhamlar yağdıran sabırlarını, tahammüllerini böyle gösteriyor, böyle örnek oluyorlar... Bir eli yağda, bir eli balda bir hayata hiç de talip olmuyor, sıkıntılarından da asla müşteki bulunmuyorlar...

İşte size büyüklerin hayatından örnekler...