Yazdır

Tevazu İle Örtülmüş Sıradışı Bir Çizgi

Yazar: Fikri Türkel, Zaman Tarih: . Kategori 2001 Köşe Yazıları

Oy:  / 0
En KötüEn İyi 
Onunla ilk ne zaman karşılaştığımı hatırlamıyorum. Ancak "Deneyimlerim"in birinci kitabı 1989 yılında çıktığında onunla bir araya gelmeye gayret ettim. Üzeyir Garih'ten bahsediyorum...

İlk karşılaşma Hilton'un asansöründe gerçekleşti. Ve hal hatırdan sonraki ilk sorum şuydu: "Deneyimlerim'i kaç adet bastınız?" "2 bin adet" dedi. Demek, ben Garih'in elindeki protokol listesinde ilk 2 bin içinde yer alıyordum...

Herkes onunla ilgili pek çok şey söylüyor... Ama Garih'in davranışlarının samimiyetini pek çok olayda gördüm ve yaşadım. Bunları uzun uzun anlatmanın gereği de yok. Son uğurlama törenlerindeki sosyal katılım, sevgi çemberi ve binlerce ifade bunların şahidi.. Tarihe şahitlik etmesi açısından bir-iki anekdotu aktaracağım...

Televizyonlarda beraber görüntülerimiz yayınlandı. Birkaç arkadaş, bu çekimlerin arka planına ait bir iki şey sordu. Dün de, Hak-İş Başkanı Salim Uslu, gözüne takılan bir detayı sorma ihtiyacı hissetti: "Elinde Kur'an-ı Kerim meali vardı. Sebebi neydi?"

Evet elinde bir meal vardı. En yakınındaki kitaplar arasında yer alıyordu. Bir iki ayet okuduğunu hatırlıyorum. Bir başka anımız daha oldu. Yine en yakınında Fethullah Gülen Hocaefendi'nin "Sonsuz Nur" kitabı duruyordu. Raftan çekerek bana uzattı. "Bunu mutlaka oku." dedi. O tarihte daha Sayın Gülen'le hiç karşılaşmamıştı. "Okudum." dedim. "İmtihan ederim bak" diyerek okuduğumu sınamaya kalktı. "Buyrun edin." dedim... Baktı, okuduğuma ikna oldu...

Garih'in Gülen'le olan samimiyeti ve kendisi hakkındaki düşünceleri sık sık medyaya yansıdı. Gülen'in katıldığı etkinliklerde bulundu ve Rusya'daki okulların açılmasında önayak oldu. Bu samimiyet halkasının oluşması uzun bir zamana dayanmıyor. Hızla gelişen bir dostluk süreci yaşandığını biliyorum...

Garih, "Sonsuz Nur"la ilgili diyaloğun peşinden kendisiyle tanışmak istediğini ısrarla vurguladı. Ben de, yakın çevresine bu isteği ileteceğimi belirttim. Bir iki ay sonra, Üzeyir Bey, STV'deki orta kademe yöneticilerle yapılan bir sohbet toplantısına katıldı. Görüşme isteğini yine dile getirdi. Ve bir dostluk ve samimiyet süreci böyle başladı.

Kişi eserleriyle anılır. Garih, yılda ortalama 100 konferans ve panele katılıyor, haftada bir üniversitede ders veriyor, haftada bir de gazetede köşe yazıyordu. Ayrıca onlarca dergiye demeç veriyor ve katkıda bulunuyordu. "Sosyal biri" tanımlamasının mücessem bir anlatımıydı.

Şimdi ardında bıraktığı Deneyimlerim ve Hayat Yayınları tarafından yayınlanan 8 ciltlik Üzeyir Garih Kitaplığı içinde görüş ve fikirlerini anlatan eserleri onun yerine konuşmaya devam edecek.

Hayat Yayınları'ndaki serinin yayınlanmasının da düşündürücü bir anısı var. Garih'e bu teklifi götürdüğümde, "Ben işadamı olarak bakıyorum. Kitap para kazandırmaz, uğraşılarınız boşa gider." diye uyarmayı ihmal etmedi. Ama açık bir yüreklilikle "İstediğin gibi tasarruf etme hakkın var, nasıl istiyorsan öyle yap." dedi. Deneyimleri ve anılarıyla yoğurduğu hayat görüşlerini paylaştığı Üzeyir Garih Kitaplığı'nın oluşması böyle başladı. Gerçekten de, seri büyük ilgi gördü. Bazı üniversitelerde yardımcı kitap olarak tavsiye edildi ve tekrar tekrar basıldı...

Serinin tamamlanmasından sonra teşekkür için gittiğimizde de, başka bir potansiyele daha işaret etti. Her yıl farklı kitle ve mecralarda yapılan 100 küsur toplantının çoğunun kasetleri ilgililerde mevcuttu. Onlar da bir şekilde, süreklilik kazanmalı ve yayınlanmalıydı... "Buyrun yapın" dedi; ama o fikir orada kaldı... Şimdi tam zamanı diye düşünüyorum... Onlar da mutlaka yayınlanmalı...

Üzeyir Garih'in 72 yıllık hayatında bu ülkeye sağladığı katkılar saymakla bitmez. Bu katkıların en büyüğünü son yolculuğunda da ihmal etmedi. Herkesi bir araya toplayarak anlamlı bir Türkiye manzarası sundu bütün dünyaya...