Yazdır

Çokluk İçinde Birlik

Yazar: Ali Bulaç, Zaman Tarih: . Kategori 2001 Köşe Yazıları

Oy:  / 0
En KötüEn İyi 

4. Abant toplantısının nihai sonuç bildirisinde yer almış bulunan "çokluk içinde birlik" ifadesi önemlidir. İfade kadim zamanlara aittir ve ilk defa toplumsal, hukuki ve siyasi konuların ele alındığı bir platformun uzlaşma metninde yer almaktadır.

İfadenin kadim kültür ve geleneklerdeki farklı düzeylerine rastlamak mümkünse de, oturmuş bir muhteva çerçevesiyle formülasyonu İslam tasavvufuna aittir. Çokluk içinde birlik (kesrette vahdet)te yer alan iki anahtar terim birbiriyle çelişir gibi görünen iki varlık katının aslında birbiriyle ilişkili olduğunu anlatmak ister. Varlığın görünen, müşahede edilebilen bütün katlarında çokluk vardır. Fakat bütün bu çokluk alanları ve her alandaki farklılıklar daha derin, daha öte ve daha aşkın katta birliğin temsili, onun tezahürü, kendini dışa vurması halidir.

Çokluk içinde birliğin anlam düzeylerini modernlik, post modern durum ve İslam açısından ele aldığımızda ilginç üç ayrı varlık ve insani durumla karşılaşmış oluruz.

Modernlik, özünde Aydınlanma'ya ve Aydınlanma da ilham kaynağı olarak Katolik hidayet fikrine dayandığından, varlığı ve toplumsal insani durumları salt birliğe indirgemişti. Sekülerleştirilmiş veya başka bir ifadeyle tersine çevrilmiş bir tasarım ve inşa faaliyeti olan modernlik iki sabiteyi öne çıkardı: Gerçeklik dünyası aklımızla bilebildiğimiz fizik dünyadır, referans alınması gereken temel gerçeklik budur, bu gerçekliğin dünyasını bilimle bilebilir ve dönüştürebiliriz. Bunun dışında kabul edilmeye değer başka bir gerçeklik olmadığından ebedi ve evrensel doğruluk burada yatar. Herkes buna 'dahil olmak zorunda'dır.

Batı'da ve Batı dışı toplumlarda ulus devletlerin ortaya çıkmasıyla başlayan ve emredici, otoriter politikalarla herkese empoze edilen şey tam da budur. Kısaca modernlik varlık yapısı itibariyle çoğulluğu ve çokluğu (kesreti) reddetti, buna mukabil kendi tanımı, inşası ve tasarımı olan birliği (vahdet) herkese empoze etti.

Post modern itiraz bu temel varsıma karşı geliştirilmiş bir cevap olarak ortaya çıktı. Ancak modernliğin kurgusal paradigmasını tersine çevirmekle yetindi. Sonuçta post modernist yazarlar, varlığın ve toplumsal insani durumların apayrı gerçeklikler olduğunu, bunların her birinin kendi başına özerk alanlar ve yapılar teşkil ettiklerini, hiçbirinin diğerlerine indirgenmeyeceğini, her lokal gerçekliğin kendi başına bir anlam düzeyine işaret ettiğini iddia ettiler; böylelikle birliği (vahdet) inkar edip çokluğu (kesret) yüceltip mutlaklaştırdılar.

Post modern durumdan hareketle, ne modernlikle tahrip edilmiş bulunan varlık telakkimizdeki bütünlük fikri elde edilebilir, ne de her biri kendi başına mutlaklaşmaya doğru evrilmekte olan tekil toplumsal yapıları ortak bir kamusallık içinde bir araya getirmek mümkün olabilir. Hatta sosyal olanın ve kamusallığın kolektif bilincinin kaybedilmekte olduğu bir polarizasyon (parçalanma ve kutuplaşma) halinin ortaya çıktığını söylemek mümkün. Mesela post modern durumun Amerika'da bütünlük duygusunu, kolektif bilinci yok ettiğini söyleyip bundan toplumsal olanın çöküşü gibi trajik bir sonucun doğacağını söyleyenler var.

İslam bakış açısından varlığın aşkın ilkesi Tevhit'tir. Ve elbette Hakikat tek ve birdir. Ancak Tevhit, namütenahi renk, çizgi, boyut ve düzeylerde tezahür eder. Hakikat'e ve onun bilgisine de varmanın birden fazla yolu ve imkanı vardır. Bu itibarla çoğulluk İslami epistemolojinin olmazsa olmaz şartıdır. Her bir episteme diğerlerinden farklı ve ayrı bir okuma ve pratik geliştirme çabası olduğundan, parçalanmaya gitmeden bir arada ve barış içinde yaşamak mümkün. Sürekli tebliğ, karşılıklı diyalog ve inter aktif bir ilişki (tearuf) söz konusu olduğundan ortak irade, kolektif bilinç ve genel insani durum canlı olarak sürer.

İslam, ebedi hakikati ihtiva ettiğini ve evrensel olduğunu söyler; ancak Katoliklikten ve modernlikten farklı olarak kimseyi buna dahil etmeye mecbur etmez, bu amaçla zor ve baskı kullanmaz. Yani ne modernlik gibi kesreti, ne post modernizm gibi vahdeti inkar eder; kesret içinde vahdeti öngörür. Bu yüzden yeni teşekkül etmekte olan zihnin yol haritasıdır.