Yazdır

Gölge Etme, Şemsiye Ol!

Yazar: Ali Ünal, Zaman Tarih: . Kategori 2001 Köşe Yazıları

Oy:  / 0
En KötüEn İyi 

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı, ülkemizin bırakın uzlaşmayı, aynı mekanda beraberce oturmaz denilen kesimlerini bir araya getirip, ortak kararlar aldırmayı başardı.

Ancak hükümet üyeleri, benzeri bir fedakârlığı gösterip yekdiğerini anlamaya yanaşmıyor. Anlaşmaya varılan hususlar ise IMF'nin dayatmalarından öte gitmiyor.

Bekaret gibi biyolojik ve kültürel (eğitim) boyutları hem Sağlık hem de Milli Eğitim bakanlıklarını doğrudan ilgilendiren bir konuda her iki bakanlık bürokrasisi ortak bir açıklama yapamıyor. Neredeyse mahkemelik olacaklar.

Bizim bürokrasimiz kadar basınımızın da problemi sorunları, sorun olarak ortaya çıkmadan görememesi. Yıllardır yaşanan ve bilinenler üzerinde küçük bir değişme yapılınca mevzuat yeni yazılmış gibi tepki görüyor.

Halbuki aklı başında adamların yapacağı şey, "bu yönetmelik yıllardır var, madem kamuoyunda farklı tepkiler dile getiriliyor. O halde bir komisyon kurup değiştirmeyi tartışmaya açalım" demektir. Bu kadar basit bir konuyu yüzlerine gözlerine bulaştırmaları kolay olmasa gerek...

Çoğulculuk ve siyasal uzlaşmanın tartışıldığı 4. Abant Platformu'nda, "inanç, düşünce ve ifade, öğrenim ve örgütlenme özgürlüğü başta olmak üzere sivil ve siyasi özgürlükler çoğulculuğun ön şartıdır" denilerek bu kararların hayata geçirilmesi için, "eğitim ve öğretim, Türkiye'nin sosyo–kültürel gerçeklikleri doğrultusunda, sivil toplum örgütlerinin katkılarıyla yeniden düzenlenmelidir" önerisinde bulunuluyor.

Ülkemizde, demokrasinin ve uzlaşmanın önünde iki büyük engel var. Birincisi, devletin "toplum mühendisliği" arzusuyla zorlama ve yasaklarda direnmesi, ikincisi toplum kesimlerinin problemlerini görüşebileceği ortak zeminlerinin bulunmamasıydı.

Bunlardan ikincisi hemen hemen çözüldü. Sivil toplum biraz yüksek sesle tartışarak da olsa kendi aralarında anlaşabileceğini gösterdi.

Sistemi, ikide bir tartaklamak, "şamar oğlanı" gibi bütün olumsuzlukların merkezine yerleştirme kolaycılığından kaçınmaya çalışıyorum; ama o da sürekli ayağımıza dolaşmamalı. Şimdi devletin "gölge etmeden" ancak diliyorsa "şemsiye görevini" üstlenebileceği bir rolü oynaması gerekiyor.

Şarkılarda "konuşuyoruz; ama nece konuşuyoruz, konuşuyoruz; ama anlaşamıyoruz!" dizelerini tekrarlayıp duruyoruz. Şimdi sözlerimizi dinletmek için önce dinlemek lazım geldiğini biliyoruz.

Yoksa anlamak istemeyene davul zurna da çalsak az...